Sayfa 3/3250 İlkİlk 1234513531035031003 ... SonSon
39000 sonuçtan 25 ile 36 arası

Konu: VOBjektif Seans Odası

  1. #25
    Üyelik tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    455
    Teşekkür Teşekkür 
    2.789
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    1.608
    Toplam Teşekkür
    425 Yazısı Teşekkür aldı

    Cool Karlı Mutlu Günlere

    Sizlerle bu karmaşık yollarda yeni yol almaya başladım, şubat ayı içerisinde sizlerden çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum, sizlerle olmak biz çaylaklara güven veriyor İyiki Varsınız Ustalarım

  2. The Following User Says Thank You to cozbek83 For This Useful Post:


  3. #26
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    6.415
    Teşekkür Teşekkür 
    22.658
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    24.559
    Toplam Teşekkür
    6.153 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Teknik metodların VOB'da niye bu kadar az işe yaradığıyla ilgili fikrimi de söyleyeyim: VOB üfürükten nem kapar.

    Gün içine şöyle bir bakalım:

    09:15: VOB açılır, dünkü DOW ve sabahki FDOW ve durumuna göre siyasi olaylara göre gap yapar. Spot açılana kadar gap yiyip de çıkayım mı çıkmayayım mı diye bocalayanlarla gap karımı alıp gideyim mi gitmeyeyim mi diyenler birbirini yer durur.

    09:45: Spot ilk açılışını yapar ve durur. Eğer VOB'a göre fark varsa VOB ani bir hareketle kendini ona uydurur.

    09:50: Spot tam açılır. Orada da bir tepinme ve kargaşa başlar.

    10:00: Avrupa piyasaları açılır. Onlar da gap yapar. Onlar da tepinmeye başlar. Tabi biz de onlarla birlikte hop aşağı hop yukarı gideriz. Öğle tatiline kadar bu böyle devam eder.

    12:30: Öğle tatiline girilir. Her taraf sakinleşir. Bazı günler herkes yemekteyken Pala operasyon yapar.

    14:15: Spot yine ön açılış yapar. VOB yine ani bir hareketle kendini ona uydurur.

    14:20: Spot adam gibi açar, yine tepinme başlar.

    15:30: Haber saatidir, gelen habere göre günün tüm gidişi değişebilir. Haber beklentilere ters ise herşey tepetaklak olur.

    16:30: Dow açar. O da gap yapar. Onda da şiddetli tepinme olur. Biz de tabi ondan etkileniriz.

    17:35: Kapanış öncesi geceye flat girecekler heyecanla mallardan kurtulmaya çalışır. Geceye poz almak isteyenler de heyecanla mal almaya çalışır.

    Şinciiiikkk... Bu kadar çok şeyden etkilenen piyasa neredeyse tesadüfi hareket ediyordur. Her an tamamen terse de dönebilir. 15:25'de yaptığın teknik analiz 15:30'da tamamen anlamsız hale gelir. 17:30'da yaptığın teknik analiz yarın sabahki açılış ile ilgili en ufak bir fikir vermez, veremez.

    Neyse uzun oldu, 3-4 ay önce biri bana bunları dese döverdim. Tam tersi şeyler yazmışımdır burada.

    Artık böyle düşünüyorum. Bu iş ihtimallerden ibaret. Üfürükten nem kapan piyasada fazla tekniğe dalmamaya çalışıyorum artık. Hala baktığım şeyler hareketli ortalamalar, trend çizgileri ve kanallar, yani önemli destek ve dirençler. Bir de göz ucuyla RSI(5)'e bakarım bazen. Geleceği görmeye çalışmaktan vazgeçince sonuçlarım da kendi standartlarıma göre önemli oranda iyileşti.

    Bir baktım da amma yazmışım yaw.. Manyak mıyım neyim akşam akşam... İşim gücüm yok galiba...


    Ben Pala'ya inanmıyorum ama o bana inanıyor...

  4. The Following 10 Users Say Thank You to Strategist For This Useful Post:


  5. #27
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Yer
    VOB Street
    Mesajlar
    7.643
    Teşekkür Teşekkür 
    13.992
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    18.454
    Toplam Teşekkür
    7.124 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Alıntı QUEEN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    niye gız..
    Apla,

    imzanı kastettim.
    En az 3 HİSSE...

  6. The Following 2 Users Say Thank You to excali For This Useful Post:


  7. #28
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    6.415
    Teşekkür Teşekkür 
    22.658
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    24.559
    Toplam Teşekkür
    6.153 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Alıntı trader38580 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    kazanıyosanız mesele yoktur zaten. ne bilirsen bil sonuçta bilgiye değil portföye bakılıyor. herkesin yoğurt yiyişi farklıdır.
    ben fiyat izleyerek alınan kararların %90 yatırımcıyı yanıltacağını düşünüyorum. a-b-c-d starejileri önceden önceden belirlenmeli bence.
    ne olursa ne yaparım sorusunu kendine sormadan yapılan işlemlerin zarar olasalığı cok yüksektir bence.
    siz %10luk dilime giriyosanız teprik ederim. başarılarınızında devamını dilerim
    Ona katılıyorum... İşkembeden işlem yapmak acı sonuçlar verir, onda itirazım yok... Ancak her an herşeyin değişebileceği bir piyasada sabit, değişmeyen yaklaşımlar şahsen benim işime yaramadı bugüne kadar, benim kastım odur..

    Ha kazandığım gibi bir iddiam da yok. Bence Malibu açıklarındaki yatından yazmayan kimsenin de böyle bir iddiası olmamalıdır.


    Ben Pala'ya inanmıyorum ama o bana inanıyor...

  8. The Following 5 Users Say Thank You to Strategist For This Useful Post:


  9. #29
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Mesajlar
    6.415
    Teşekkür Teşekkür 
    22.658
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    24.559
    Toplam Teşekkür
    6.153 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Alıntı Cerphin Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    pazartesiden itibaren metastock ve foreks ekranlarını açmıyorum.. sadece işlem ekranını açıyorum.. kararlıyım grafiklere bakmamakda.. başarabilir miyim acaba.. üüwww
    Nası trade edeceksin peki? Yani grafik yoksa neye bakacak da karar alacaksın?


    Ben Pala'ya inanmıyorum ama o bana inanıyor...

  10. The Following 4 Users Say Thank You to Strategist For This Useful Post:


  11. #30
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Yer
    AVRUPA
    Mesajlar
    2.220
    Teşekkür Teşekkür 
    181
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    3.800
    Toplam Teşekkür
    1.296 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    “Bir ulusu yok etmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır; birisi kılıçla, diğeri borçladır.”

    John ADAMS (1735 – 1846)

    Chas. T. Main Şirketi eski şef ekonomisti, John PERKİNS

    “Bir ekonomik tetikçinin itirafları” kitabının yazarı:

    “Biz, ekonomik tetikçiler, küresel imparatorluğun yaratılmasında gerçekten sorumlu olanlarız ve çok farklı bir şekilde çalışırız. Belki de en sık kullanılanı, öncelikle şirketlerimize en uygun kaynakları olan ülkeleri bulur ve gözümüzü üstlerine dikeriz. Petrol gibi… Ardından Dünya Bankası veya onun kardeşi başka organizasyondan o ülkeye büyük bir kredi ayarlarız; fakat gerçekte asla o para, o ülkeye girmez. Ülke yerine, o ülkede projeler yapan şirketlerimize gider. Bizim şirketlere ilaveten o ülkedeki enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar, birkaç zengin insanın kar sağlayacağı şeyler… Bunlar toplumun çoğunluğuna yaramaz. Yine de o insanlar yani bütün ülke, bu borcun altına sokulur. Bu borç, ödeyemeyecekleri kadar büyüktür ve bu planın parçasıdır, geri ödeyemezler. Ardından biz “ekonomik tetikçiler” gider onlara deriz ki; “Dinleyin, bize bir sürü borcunuz var ve ödeyemiyorsunuz. O zaman petrolünüzü, petrol şirketlerimiz için oldukça ucuza satın. Ülkenizde askeri üst kurmamıza izin verin veya askerlerimizi desteklemek için dünyanın bir yerine asker gönderin (Irak gibi…) ya da bir daha ki BM seçiminde bizimle oy verin.” Elektrik şirketlerini özelleştiririz, sularını ve kanalizasyon sistemlerinizi özelleştiririz ve ABD şirketleri veya diğer çokuluslu şirketlere satarız. Bu, mantar gibi biten birşey ve çok tipik, IMF ve Dünya Bankası bu şekilde çalışır. Ülkeyi borca sokarlar ve bu öyle büyük bir borçtur ki, ödenemez. Ardından yeniden borç teklif edersiniz ve daha fazla faiz öderler. Koşullara bağlı ve iyi yönetim talep edersiniz. Aslında bu onların kaynaklarını satmalarını sağlar. Buna sosyal hizmetleri, teknik şirketleri, eğitim sistemleri de dahildir. Adli sistemlerini, sigorta sistemlerini yabancı şirketlere satarız. Bu, ikili, üçlü, dörtlü bir darbedir!”

    Şirketokrasinin izlediği politikalar nedeniyle dünyada her gün ortalama 24.000 insan açlıktan ölmekte, çoğu çocuk olan, başka on binlerce kişinin kurtulması, sadece maddi nedenlerle mümkün olmadığı için çeşitli hastalıklara teslim olmaktadırlar. Dünya nüfusunun yarıdan fazlası günde 2 dolardan az bir gelirle hayata tutunmaya çalışır.

    Ekonomik Tetikçi Kimdir?

    Ekonomik Tetikçi: Net Görüntü İçinde Saklanmak

    Küresel imparatorluğun çıkarlarına hizmet edenler birçok farklı rol oynayabilir. John Perkins’in ortaya koyuşuyla, ekipteki her kişi bir ünvana sahiptir. Mali analizci, sosyolog, ekonomist v.s. Ancak bu unvanların hiçbiri, kişinin kendi tarzınca bir ekonomik tetikçi olduğunu ortaya vurmaz. Bir Londra bankası, tüm personelini saygın üniversitelerden diplomaları olan insanlardan seçer. Kent’de ya da Wall Street’de görmeyi umacağı marka giysilerle kuşanmış insanların oluşturduğu bir offshore şube açar. Ancak bu kişilerin gündelik işi, zimmete geçirilmiş fonları gizlemek, uyuşturucu satışlarından gelen paraları aklamak ve çokuluslu şirketlere vergi kaçırmakta yardım etmektir. Bunlar ekonomik tetikçidir. Bir IMF ekibi, çok gereksinilen ( ve karşılığı, eğitim bütçelerinde kesinti yapmak, ekonomilerini Kuzey Amerikalı ve Avrupalı ihracatçıların tapon mallarının akışına açmak olan ) ilave borç paketleriyle silahlanmış halde bir Afrika başkentine gider. Bunlar da ekonomik tetikçidir. Bir danışmanlık firması, Bağdat’ın Birleşik Devletler ordusunun koruması altındaki “Yeşil Bölgesinde” iş yeri kurar, Irak petrol rezervlerinin yağmalanmasına zemin hazırlayacak yeni yasaların çıkartılmasını sağlar. Bunu yapanlar da ekonomik tetikçidir. Ekonomik tetikçi yöntemleri, yasal (hatta devlet ve yetkili kurumlara dayatılan) yöntemlerden, eksiksiz bir yasa katalogundaki başlıkların hepsini ihlal eden gri bölgelere uzanır. Bunlardan yararlananlar, hesap sorulamayacak, kınanamayacak kadar güçlü insanlar, birinci dünya çevreleri içine yuvalanmış elitlerle onların üçünü dünyadaki müşterileri, dünyayı istediği doğrultuda düzenleyerek çalışanlardır.

    Denetim AğıÜçüncü Dünya ülkelerinin borçlarının yıllık ödemeleri 375 milyar dolar gerektirir ki, bu rakam aynı ülkelerin aldığı dış yardımın yirmi katıdır. Nüfusunun yarısı günde 2 dolardan az parayla geçinen Güney Küre’nin - varlıklı Kuzeyin desteğiyle ayakta kaldığı bu sisteme, ”Marshall Planı Tepmesi” denir. Başarısız olmuş bir sistem nasıl olur da varlığını koruyabilir? Anapara, az gelişmiş ülkelere borç ve başka finans şekilleri halinde akıyor ama (John Perkins’in vurguladığı gibi) bunun bir bedeli var; Borcun sağladığı boğucu hâkimiyet, Birinci Dünya hükümetlerine, kurumlarına ve ticari kuruluşlarına, Üçüncü Dünya ülkelerinin ekonomileri üstünde kontrol sağlıyor. Üçüncü Dünya ülkelerini alın ve kurtulmaları son derece güç, gitgide daha kapsamlı ve karmaşık bir hal alan, son derece yaygın mali, askeri ve siyasi bir denetime sahip olan bir ağa yerleştirin.

    Küresel Kuzeyin Denetim Ağı:

    G8 Ülkeleri – Çok Uluslu Şirketler – Dünya Bankası – IMF

    Az Gelişmiş Ülkelere Akan Fonlar:

    * Şişirilmiş projeler için verilmiş borçlar

    * Yapısal düzenleme borçları

    * Gelişim kredileri

    * Silah yardımları

    * İhracat kredilendirme kurumları aracılığıyla sağlanan fonlar

    * Offshore operasyonları



    Yardım, Kredi ve Yatırım Sağlama Koşulları:

    * Kaynak geliştirme imtiyazları

    * Paylaşım sözleşmelerinde tek yanlı yararlılık

    * Yerel elitlerle ortaklık

    * Kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi

    * Gümrük tarifelerinin tek yanlı indirimi

    * Gereksiz savunma ve güvenlik gücü oluşturulması

    * Özel şirket projelerinin gerçekleştirilmesi için kamu yatırımı

    * IMF bütçe denetimleri



    Paranın Birinci Dünyaya Geri Akış Yolları:

    * Kontratlar, borç ödemeleri ve şişirilmiş projelerden alınan bedeller

    * Hileli ihaleler

    * Anapara kaçışı

    * Offshore hesaplarına yatırılan paraların komisyonları

    * Manipüle edilen emtia piyasaları

    * Zimmete geçirilip, offshore hesaplarına aktarılan paralar

    * Silah satışı anlaşmaları

    * Tahsisli hizmet ve tedarikçiler

    * Vergi kaçırma, para aklama

    * Para transferlerinde bedel kaçakları



    Uygulama:

    * Hileli seçimler

    * Rüşvetler

    * Askeriyeye ve güvenlik güçlerine sızmalar

    * Yerel para biriminin ve faiz oranlarının manipüle edilmesi

    * İşbirliğine yanaşmayan liderlerin öldürülmesi

    * Yerel milislerin ve güvenlik güçlerinin kullanılması

    * Askeri müdahale



    YAPILAN BU İTİRAFLAR ÜZERİNE TÜRK MİLLETİ OLARAK GÖRMEMİZ GEREKEN GERÇEKLER

    1917 yılında Bolşeviklerin isyanı ile tercihini “Sosyalist rejimden” yana kullanan Rusya, bu paylaşım savaşı sonrasında sınırlarını Orta Avrupa’ya kadar genişletmiş, hatta Almanya’nın iç kısımlarına kadar geldiği için, Berlin kenti bir duvarla ikiye bölünmüştü. Aslında bölünen yalnızca Almanya değildi; siyasi ve sosyal anlamda Avrupa bölünmüştü.Sermayenin önünde iki seçenek vardı. Ya anti-demokratik, emperyalist ve tümüyle sömürüye dayalı sistemine devam edecek ve muhtemelen bütün Avrupa’nın sosyalizme geçmesine seyirci kalacak ya da Avrupa’da tüm dünyanın imreneceği, göreceli de olsa demokratik, eşit ve paylaşımcı bir sosyal devlet anlayışını inşa edeceklerdi. İkinci yolu seçtikleri takdirde hasımlarına kapitalist sistemin adil, eşitlikçi ve demokratik olduğunu göstererek Sosyalist Blok halklarının aklını çelmekle kalmayacak, bir yandan da Avrupa halklarının gözünün sosyalist sistemde kalmamasını sağlamış olacaklardı. Üstelik bu “sosyal devletlerin” nimetlerinden yine en fazla yararlanacak olan kapitalist sistem olacaktı. Sanayiye yapılan altyapı yatırımları (ulaşım, enerji, bankacılık, iletişim vs.) muazzam harcamalar gerektiriyordu ve bu harcamaları halkın sırtından (vergilerle) devlete yaptırmak ve daha sonra özelleştirme adı altında el koymak çok daha karlı olacaktı. Bütün bunlar oluşturulurken, toplumun eğilimlerini de bu minvalde oluşturmaları gerekiyordu. Çok iyi de becerdiler.Yukarıda verdiğim denetim ağı maddelerini inceleyecek olursak, 1950’lerden beri her bir maddenin adım adım üzerimizde uygulandığını görürüz. O günden bugüne kadar olan süreçte, ülkemizde yapılan bu uygulamaları madde madde yazmaya kalkarsak, ciltler halinde kitap olur.

    Kısaca özetlemek gerekirse:

    Marshall Planını uygulamak, Avrupa’nın ortak mirasını koruyup geliştirmek ve üye olan ülkelerin yaşam standartlarını aynı düzlemde kurgulayabilmek için kurulan Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütüne ( OEEC, 1949 ), o mirasın sahiplerinden sayılarak, kuruluşundan hemen sonra çağırılan üç ülkeden biriydik. Teklifi kabul ederek, hiç ihtiyacımız olmadığı halde Marshall yardımını alarak üye olduk. O dönemde, coğrafi durumunuz müsait değil diyerek, Türkiye’yi NATO’ya almak istemeyenler, OEEC’ye ortak mirasçı vasfıyla bizi örgüte dahil ettiler. Daha sonra ne oldu da bu fikirden vazgeçtiler? Bunun cevabını John Perkins veriyor. Bizim ekonomik kaynaklarımızı ele geçirip, toprak bütünlüğümüzü yok edip, bizi devlet olarak ortadan kaldırıp, dünya üzerinde hâkimiyeti kurgulamak ve Ortadoğu’yu ele geçirmek için bizi Avrupa Birliği yerine Büyük Ortadoğu Projesine dahil ettiler. Büyük Ortadoğu projesinin öngördüğü, projeye dahil edilen devletlerin yokluk ve sefalet içinde tutulup tam zıttı olarak yöneticilerin ise zenginliğin zirvesinde olmaları anlayışını ve bunu sanki toplumların kaderiymiş gibi algılatılması ve bu algılamaların (paradigmaların) doğrultusunda gün be gün hedefe ulaşma çabalarının ne kadar başarıyla sürdürüldüğünü görüyoruz. Özellikle ülkemizde bu çabaların, Menderes döneminde başlatılmış olup, Özal, Demirel ve Erbakan hükümetleri tarafından desteklenerek, bugün tek başına iktidar olan AKP’nin alt yapısının hazırlanmasında ve bu oluşumun halk tarafından desteklenmesi için Fethullah Gülen cemaatinin bu hükümetler tarafından teşkilatlandırılıp önümüze konulmasının, yukarıda yapılan itiraflar sebebiyle gelişi güzel bir tesadüf olmadığını bize ispatlıyor. İlginç olan ise, bu zamana kadar gelen Başbakanlar arasında, R.T. Erdoğan’ın bu projeye eşbaşkan seçilmesidir. Bundan önceki Başbakanlara niye teklif edilmemişti? Ya da edilmişti de bizim mi haberimiz olmamıştı? Sebebi, yıllardır adım adım alt yapısı oluşturulan bu projenin son ayağına gelinmiş olmasıdır. Yakın bir gelecekte ortaya çıkacak yeniden paylaşım savaşında, bölgeyi Ruslara kaptırmamak için Türkiye’yi kendi kontrolünde tutup, bölgede hâkimiyeti sağlamak açısından, kendi sözünden çıkmayacak hükümeti destekleyerek, bölgede İsrail devletini güçlü kılmaktır.Marshall Planının kabulünden sonra 28 Mart 1949 tarihi bize neyi hatırlatıyor? İsrail Devletini fiili olarak tanıyan ilk Müslüman ülke olduğumuzu… Bu da şunu gösteriyor; artık o tarihten bugüne kadar olan oluşturulan iç ve dış politikalarımızın, ABD’yi ve Avrupa’yı güdümünde tutan Siyonistler tarafından oluşturulduğudur. Yıllarca, halkı Avrupa Birliğine üye olacağız vaatleriyle kandırarak oy toplayanlar, muhtemelen bu düşünceye kendilerini de inandırmış olacaklar ki, bu sebeple de 1950’lerden beri ülke çıkarlarına ters düşecek ne kadar talep olduysa, bu hayaller doğrultusunda hepsini yerine getirmişlerdir.Bu çalışmalar son hızıyla hala devam etmektedir. AKP, göreve geldikten sonra, özelleştirme adı altında devletin neredeyse bütün gelir kaynaklarını yabancılara devretti. Son numaraları ise mayın temizlemek bahanesiyle Güneydoğu sınırlarımıza el koyulması. Şu an gündemde olan Güneydoğu sınırlarımızın bu tetikçilere devredilmesi, o bölgenin federatif hale getirilmesi için gerekli olan finansal gücün sağlanmasıyla devletin bölge üzerindeki etkisi tamamı ile ortadan kaldırılıp, bölgeyi ele geçirmek için hazırlanan bir tuzaktır. Yapılan anlaşma gereği sınırları 50 yıllığına kiralayıp, organik tarım için yatırım yapılacağı safsatası ile denetim ağını o bölgede güçlendirmeye çalışıyorlar. Daha önce de tarım yapılacağı bahanesiyle o bölgedeki topraklar Araplara satılmıştı. En önemli petrol bölgemizi elden çıkaracak her türlü anlaşmayı, ülke menfaatinedir diye, iktidar olma güvencesiyle gözümüze sokarak yapıyorlar. Elde ettikleri siyasal güç nedeniyle, önümüzdeki iki yıl içinde hedeflerine ulaşabilmeleri için, hızlandırılmış bir şekilde Abdullah Gül ile Colin Powell arasında gerçekleşen gizli anlaşmanın maddelerini uygulamaya sokup, anayasal değişiklikler de yapıldıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Devletinin yapısını koruyacak hiçbir şey kalmayacaktır.Bugün, ABD ve Avrupa tarafından üzerimizde oluşturulan bu denetim ağını ortadan kaldırılması için, ülkeyi “emperyalizme” hizmet eden insanlardan arındırıp, köklü reformlarla devletin yapısını ve işleyişini yeniden kurgulamak gerekmektedir. Ancak şu anda bu hiç mümkün görünmemektedir. Bunun için de millet olarak bir an önce uyanıp, ülkenin işgal güçlerinin elinden kurtarılması bilicine varılmalı ve bu gidişata bir dur denilmelidir.Diyeceksiniz ki, bütün bunları anlamamız için bu itiraflara ihtiyacımız mı var? Tabii ki yok. Ancak morfin verilmiş gibi uyutulan bu insanlara gerçekleri anlatabilmek, olan biteni çok iyi anlayan insanların söylediklerinin, birer komplo teorisinden ibaret olmadığını ispat edilmesi açısından, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi bakımından son derece önemlidir.

  12. The Following 6 Users Say Thank You to kayahan For This Useful Post:


  13. #31
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yer
    istanbul
    Yaş
    37
    Mesajlar
    7.387
    Teşekkür Teşekkür 
    8.176
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    14.653
    Toplam Teşekkür
    5.353 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Alıntı HELIKOPTER BEN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    “Bir ulusu yok etmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır; birisi kılıçla, diğeri borçladır.”

    John ADAMS (1735 – 1846)

    Ancak morfin verilmiş gibi uyutulan bu insanlara gerçekleri anlatabilmek, olan biteni çok iyi anlayan insanların söylediklerinin, birer komplo teorisinden ibaret olmadığını ispat edilmesi açısından, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi bakımından son derece önemlidir.
    Cengiz Aytmatov'un Mankurt romanında köleştirilen ve köleleştirilirken halinden mutlu olan insan tipinden bahsedilir... Bence toplum olarak son yıllarda tam da bu haldeyiz... Toplu olarak akıl tutulması yaşıyoruz... Dünyanın hiçbiryerinde görülmemiş şekilde kendi ülkesinin karikatüristlerini dava manyağı yapan başbakan, kendi demokratlığından dem vurduğu son konuşmasında muhalif yazarların gazetelerinden kovulmasını istedi. Gazete patronları ne yapar bilinmez ama demokrat (!) başbakan muhalifleri susturmak için elinden geleni hatta gelmeyeni bile yapmaya çalışıyor... Diyecek başka söz yok...

    Erdoğan'a yandaş yazarlar bile isyan etti
    Konu para olduğunda herkesin dini aynıdır.

    Voltaire

  14. The Following 6 Users Say Thank You to enorton For This Useful Post:


  15. #32
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Mesajlar
    6.484
    Teşekkür Teşekkür 
    9.908
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    15.843
    Toplam Teşekkür
    5.163 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Alıntı Strategist Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Nası trade edeceksin peki? Yani grafik yoksa neye bakacak da karar alacaksın?
    tabiki fiyata..

    zaten destekmiş dirençmiş isterlerse ezip geçiyorlar.. sistem desen zaten uyamıyorum.. ee niye grafa bakıp kafamı karıştırayım.. fiyat ve alış-satış baskısı yönü gösteriyor zaten.. yada ben o şekilde daha başarılıyım..

  16. The Following 4 Users Say Thank You to jerfin For This Useful Post:


  17. #33
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.598
    Teşekkür Teşekkür 
    4.408
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    14.055
    Toplam Teşekkür
    4.288 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Öncelikle bööle bi tartışma ortamı yaratıldığı için gerçekten forumu tebrik ediyorum...

    Şİmdi şunu düşünmek lazım,bu forumdaki herkes az ya da çok teknikten ve yatırım mevzuatından anlayan ve bunları bilen insanlar...O zaman ne oluyor da az çok bütün trendleri çizebilen,neleri referans alacağını bilen insanlarda farklı sonuçlar ortaya çıkabiliyor?Bunun tek farkı trade psikolojisi...Yatırımcıların yatay ya da volatil anlarda tamamen hangi psikolojik davranışlar sergilediği..

    Karda oturamayıp ,zararda bekleme durumuna gelince...

    Bunun yapılabilmesiı için insanın tamamen kendi içgüdülerini ve vücudunda salgılanan hormonları kontrol altına alması lazım.Yani bir nevi insanlığından çıkması..Bu konuda çok ciddiyim.Bunu biraz açayım...

    İnsan zararda otururken beyni o zararı bilir ve altbenliğinde biryerlerde onu hep barındırır eksi bakiye olarak şahsi servette...isterse 1 kademe zararda olsun pozisyon, ister 1000 puan..Ve bunun kişi için gerek psikolojik gerek maddi olarak zararı olduğunu bildiği için vücutta endorfin salgılanmasına başlar ki canlı mevcut moral ve tıbbi dengesini yerinde tutabilsin..Bu, yatırımcıda umut ve buna bağlı olarak gereksiz bir rahatlama,inkar etme,mıyışma,algıda yavaşlık, bir nevi kal gelme olarak sonuçlanır...Bu durumu çok sevdiğiniz bir yakınınız öldüğü zaman yakın zamanda çok fazla tepki vermemek,şaşkın şaşkın oturmak ve kabul edememekle benzer görebilirsiniz.Zira oradada vücut genetiksel olarak aynı şekilde hormon düzenleme faaliyetine girmiştir.

    Halbuki karda ise durum çok farklıdır.Beyin böyle ekstra bir hormon salgılamaya ihtiyaç duymadığı için algılar açıktır.Fakat daha önce piyasada ani dönüşleri çok görmüş ve bunu install lamış beyin size sürekli uyarı yapar."kardasın!!.dönebilir..daha önce bunu yaşadın!!!..kapan!!!" diye...işte karda olan yatırımcılar her geçen karlı saniyede de beyniyle yani korkularıyla boğuşur..

    Bunu da futbol maçlarında gol atan takımların daha birkaç saniye önce eze eze oynadıkları takımların karşısında ,golden sonna kalelerine çekilip mahkum futbol oynamasına benzetebiliriz...

    Sonuç olarak yukarda değinilen "karda otur zararda kes" söz olarak çok basit görünsede,tamamen kişinin kendi yaradılışından gelen genlerine karşı çıkabilme savaşıdır...Ve bu çok zordur...
    --Eksiklik Kendi Özümde--

  18. The Following 11 Users Say Thank You to ATHLON For This Useful Post:


  19. #34
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yer
    teprik ederim
    Mesajlar
    14.503
    Teşekkür Teşekkür 
    66.763
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    55.833
    Toplam Teşekkür
    13.699 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Alıntı QUEEN Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    zarar edersen ardarda..psikolojinden bahset kendini nasıl topluyosun..cesaretin kırılmıyomu..
    benim psikolojnin exxx olduğu oluyor .. .. örneğin uzunum sabah ciddi eksi gap oldu .. sonra ben pozu kapatıp alsata başladım ..psikoloji bozuk haliyle .. piyasada yataya bağladı 3-4 saat falan hacimsiz yatayda takıldığı oluyor..100-200 puana sıkışıp kalıyor çoğu zaman ..psikoloji taban yapmış vaziyette..ve hırslanmış durumdayım .. .. ben o zaman bırak zararı çıkarmayı zarar kadarda komisyondan içeri giriyorum ..hele histem kötüyse .. +alsattanda zarara giriyorum .. 100-200 puanlık bantta aldığım yerden cart diye 100-200 point basıyolar .. ben zararda fazla duramıyorum terse çeviriyorum pozu bu sefer cart diye yukarı gidiyor .. böyle durumlarda .. a* diyorum .. ama ..hiç bi zaman pes etmeden tradede devam ediyorum .. zarar kar neyse gün sonu kabulleniyorum ... böyle günelr oluyor .... çok zarar varsa flat giriyorum geceye ... ertesi gün .. devam ediyorum ..en önemli şey moral .. hiç bir zaman moral bozmamalı ...çünkü bu işin doğası bu ... kabullenirsen bu doğayı moralde o kadar bozulmuyor ..

    psikolojinin bozulmaması geçmişi unutmaklada alakalı... yok şöyle yapsaaydım şurdan alsaydım .. şurdan satsaydım ... bugün şu kadar içeri girdim yarın kesin çıkarmam lazım gibi hırslarla psikoloji dahada bozuluyor bende ...geçmişten bağımsız anlık olarak düşünüp poz açmak daha iyi sonuç veriyor .. ... üvvv ... çok psikolojik yazdım ... ehuehuueh ..

    histemlinin işi sistemlininkinden daha zor .. üvvvv ..
    2013,00

  20. The Following 11 Users Say Thank You to selçuklu For This Useful Post:


  21. #35
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    4.304
    Teşekkür Teşekkür 
    2.591
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    7.338
    Toplam Teşekkür
    2.832 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    Trading psikolojisi ve stratejilerinden bahseden kaynaklarda asıl amacın duyguları kontrol etmek olduğu yazılır genelde. Peki başarılı traderlara değilde başarılı diğer sektörlerdeki kişilere baktığımızda bunlar duygusuz mu acaba. Daha önce iyi bir trader'ın başarılı bir atlet yada sanatçı gibi yoğun bir çalışma ve hazırlık süreci geçirmesinden bahsetmiştim. Başarılı bir atlet yada basketbol oyuncusunu düşündüğümüzde bu insanların yoğun ve sıkı çalışma temposunun yanısıra aynı zamanda yaptıkları işlerini yoğun bir duygusal motivasyon ile yaptığınıda görürüz. İyi bir futbolcunun saha içinde tüm konsantrasyonunun yanısıra gol attığındaki duygu patlamasını düşünün. Yüksek konsantrasyonun yanında yoğun bir duygu seli ile işini yapmaktadır aynı zamanda.

    Bu durumda kısaca başarılı trader olmanın ana şartlarından birini duyguları bir tarafa bırakmak değil yoğun bir konsantrasyon ve odaklanma olarak belirtebilirim. Eğer yaptığınız işe duygularınızla ve coşku ile bağlı değilseniz başarı şansınız çok düşüktür.

    Ancak unutulmamadır ki yaptığınız işe duygularınızla bağlı olmak yeterli değildir. Yüksek konsatrasyon ve bilinç düzeyinde, tüm yeteneklerinizi kullanarak ve tüm algılarınızın açık olduğu bir durumda işlem yapmalısınız ve bu duruma ulaşmak bir olimpiyat şampiyonu gibi yoğun bir çalışma sonrasında ancak gerçekleşebilir.
    Beynimiz iki ana kısımdan oluşmaktadır. Bilinçli olan ve aktivitelerimizi kontrol eden üst beyin.(ön kısım) ve duygusal, kalıtımsal ve geçmişte kazanılmış deneyimlerle bizi bilinçsizce hareket etmeye yönlendiren altbeyin(arka kısım).
    Ön beynimizle işlem yapmayı bırakırsak altbeyin devreye girerek istemediğimiz işlemler yapmamıza neden olur ve bu durumda duygusal ve disiplinsiz davranışlar yüzündan hatalı işlem yaptığımızı sanarız. Trading psikolojisinde ana amaç ön beyni sürekli aktif ve canlı tutarak bilinç düzeyini yükseltmek ve alt beynin kontrolundan uzak durmaktır. Bunun için meditasyon, biofeedback(beynin yüksek performans sergilediği durumları taklit etmek ve beyni canlı tutmak), kendi kendine hipnoz gibi çeşitli yöntemler vardır. Kişi kendine en uygun yöntemi seçerek yüksek bilinç akışı düzeyini gün boyu sürdürmesi durumunda başarılı trader haline gelebilir. Bu durumu gün boyu sürdürmek imkansız gibidir, işte burada devamlı çalışma ve antremanlar devreye girerek bilinç düzeyinin uzunluğu arttırılabilir ancak.

  22. The Following 7 Users Say Thank You to QUEEN For This Useful Post:


  23. #36
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Yer
    teprik ederim
    Mesajlar
    14.503
    Teşekkür Teşekkür 
    66.763
    Teşekkür Toplam Teşekkür 
    55.833
    Toplam Teşekkür
    13.699 Yazısı Teşekkür aldı

    Standart

    neyse benim çıkmam lazım .. .görüşrüz ..iyi akşamlar cümleten .. ehuheu
    2013,00

  24. The Following 9 Users Say Thank You to selçuklu For This Useful Post:


Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 33 kullanıcı var. (0 üye ve 33 konuk)

Bu Konudaki Etiketler

Yer imleri

Yer imleri

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •