-
Dow- 9 Ekim 2007
[IMG]http://img114.imageshack.us/img114/3350/dowpeakanniversary20080yb9.gif[/IMG]
Dow 1 senede nereden nereye geldi :-((
Tam bir yıl once Dow 14.164 ile pik yapmıştı ..
Dun 9.258 le kapandi ..
%34,6 dusus ve $ 7.4 trilyon dolar deger kaybi var ..
-
Dedenizin Ekim krizi değil ama benziyor
[B]Hemen her nesilde bir kez Ekim ayında piyasalarda bir çöküş yaşanıyor ve bu son kriz de 1929 ve 1987 yıllarında görülen çöküşlerle karşılaştırılacak noktaya doğru ilerliyor[/B].
Bu hafta Dow Jones Industrial Average yüzde 10 düştü. Bir hafta önce de Dow yüzde 7.3 değer kaybetmişti.
1929 Büyük Bunalımının en kötü döneminde 19 Ekim´de biten haftada Dow Jones yüzde 8.2 değer kaybetmişti. 1987 yılında 19 Ekim´de “Kara Pazartesi” ile başlayan haftada ise endeks yüzde 13 düşmüştü.
Şu ana kadar Ekim ayında Dow Jones da yaşanan düşüş yüzde 15. Büyük Bunalım´da Ekim ayında Dow yüzde 20, 1987´de ise yüzde 23 düşmüştü.
Bu hafta ve bu ay daha sona ermedi. Piyasaların dün merkez bankalarının faiz indirimine verdikleri parlak olmayan tepkiye bakınca daha krizin sona ermediği anlaşılıyor.
Piyasada satışların kendi kendisini beslediği biliniyor ve Pazartesi günü yaşanan 777 puanlık rekor düşüşün “piyasanın dengesini bozduğu” analistlerce belirtiliyor.
Chicago Vadeli İşlemler Borsası´nda “korkumetre” olarak anılan ve piyasadaki hızlı hareketlerden korunmak için ödenen primi gösteren dalgalanma endeksi VIX, 1990 da kurulduğundan beri en yüksek düzey olan 58´e çıktı.
Bu arada kendi hesabına borsada işlem yapan birçok kişinin havlu attığı da biliniyor. Hedge fonlara yatırım yapanların da paralarını geri istemeleri nedeniyle bu fonların piyasaya girerek satış yaptıkları söyleniyor.
Ayrıca piyasadaki belirsizlik nedeniyle işlem yapan komisyoncuların istedikleri karşılık tutarlarını arttırdıkları, bu nedenle bazı fonların hızla piyasadan çıkmaya çalışmalarının da satışı arttırdığı öne sürülüyor.
-
Asya´da faiz indirim rüzgarı devam ediyor
09.10.2008 08:48:52 - ÖZGÜR ALTUĞ
Dünya finans piyasalarının krizi hissetmeleri tamgaz devam ederken piyasalardaki aşırı oynaklık dün de devam etti. Dün ve bugünün maddelerine baktığımızda;
1- FED, ECB, BoE, Isveç, Isviçre, Kanada koordineli faiz indirdi. 50 baz puan indirimi yaptılar. Bu koordinasyona ortak olmak amacıyla faiz indirim kervanına Çin de katıldı. Çin ayrıca rezerv karşılık oranlarını da azalttığını açıkladı.
2- ABD´deki mali kurtarma paketine benzeyen bir paket de dün nihayet İngiltere’de de açıklandı. İngiltere Hükümeti hem bankalara likidite sağlanması hem de kötü varlıkların alınması konusunda destek verecek. Toplamda 88 milyar dolarlık bir destek sağlanacak ilk etapta.
3- Italya’da da dün Hükümet yetkililerinin yaptığı acil ekonomi zirvesinden İngiltere’dekine benzer bir paket çıkabileceği açıklandı.
4- İzlanda’da enteresan işler olmaya devam ediyor. Önceki gün kurunu döviz sepetine endeksleyen İzlanda dün endekslemekten vazgeçtiğini söyledi. Ayrıca daha önce el konulan Glitnir Bank’a da el koyulmaktan vazgeçildiği açıklandı. Ama bir başka bankaya el kondu. İzlanda yetkilileri kredi için IMF ve Rusya ile görüşmelere devam ediyor.
5- Rusya demişken Rusya borsasının yine açılışta %11 düştükten sonra 10 Ekim Cuma gününe kadar tatil edildiğini belirtelim.
6- Societe Generale’nin Unicredit’i almak için teklif verebileceği konuşuluyor.
7- ABD´de dün açıklanan ikinci el konut satışları beklentilerin aksine (%1.5 düşüş bekleniyordu) %7.4 oranında artış kaydetti.
8- IMF dün yaptığı açıklamalarda küresel büyüme tahimini 2009 için %3.9’dan %3.0’e düşürdü. IMF ayrıca 2008’in ikinci yarısında ve 2009 başında resesyona yakın veya resesyonda olacaklarını açıkladı. En agresif büyüme revizyonları AB büyümesi için yapıldı. IMF 2008 yılında AB’nin %1.3 büyüdükten sonra 2009’da sadece %0.2 büyümesini bekliyor.
9- Fransa Başbakanı Fillon dün yaptığı açıklamada Fransa’nın bankalara ortak olmak için hazır olduğunu ve hiçbir Fransız bankasının batmasına izin vermeyeceklerini söyledi.
10- Dün bir basın toplantısı düzenleyen ABD Hazine Bakanı Paulson basın toplantısında iki önemli noktaya dikkat çekti. Paulson krize çözüm yaratılması amacıyla acil bir G-20 toplantısı yapılmasını talep etti. Paulson ayrıca ABD’de kötü varlıkların devlet tarafından alınması operasyonu için düzenecek ihalelerin birkaç hafta içinde yapılabileceğini söyledi.
11- ABD’de resesyonu resmi olarak açıklamasıyla bilinen NBER kuruluşunun başkanı Martin Feldstein dün Bloomberg TV’de finansal krizinin ABD´de tetikleyebileceği resesyonun son 4 resesyondan daha uzun sürebileceğine dikkat çekti.
12- Dün resesyon kaygıları koordineli faiz indirimlerine karşı geldi ve ABD borsaları çok oynak bir seanstan sonra yine düştü. DJ %2.0 ve Nasdaq %0.8 düşerek günü kapattı. Vadeli işlemlerde ise %0.5 civarında yükseliş gözleniyor.
13- Avrupa’da dün satışlar hızlı şekilde devam ederken bu sabah %0.3 civarında yukarı bir açılış bekleniyor.
14- Bu sabah Asya’da faiz indirimine 25 baz puanla sıkıntılı Güney Kore & Tayvan ve 50 baz puanla Hong Kong katılırken piyasaların hafif iyimser olduğunu görüyoruz. Japon Nikkei endeksi şu sıralarda %0.1 yukarıda bulunuyor.
15- Dün önceki gün kar açıklayan ve beklentilerin altında kalan Alcoa %10’dan fazla düşerken IBM karı yatırımcıları mutlu etti. Dün ayrıca FED AIG için 38 milyar dolar daha kredi temin etti.
ÖZGÜR ALTUĞ
Raymond James Türkiye Başekonomisti
-
Semih Saçlı: Orta vadeli dip arayışı ve risklerin yükseldiği günler
Küresel kriz her geçen gün yatırımcılar tarafından beklenmedik bir boyuta geliyor. Aslında bunu sadece yatırımcılar için söylemek doğru olmaz. Hükümetler de uyumadan geceliyor. Başta ABD hükümeti olmak üzere diğer hükümetler de durmadan piyasaya olumlu bir beklenti aşılamaya çalışıyor. Buna karşılık olarak, piyasalar hükümetlere sanki “iş işten geçti bunları daha önce düşünecektiniz” dermiş gibi, omuz silkiyor. Gerçi herkes sanırım bunların farkında.
Doğal olarak, böyle bir paniğin sonucunda piyasalarda ne temel analiz, ne de teknik analiz kaldı. Yani kısacası kaos ortamına girdik. Eğer bu bir film olsaydı, filmin adı her halde “felakete 48 saat kala” olurdu. Ama bu bir film değil ve biz bunu yaşıyoruz. O yüzden sizlerle bugün geçmişte yaşanan bir şeyi paylaşmak istiyorum. Böyle bir ortamda söylenebilecek pek bir şey kalmadı ama yine de geçmiş ile bugünün bir karşılaştırmasını yapmak, en azından bizlere bir fikir sağlayabilir diye düşünüyorum. Sonuçta zaten piyasalarda hemen hemen hiçbir bakış açısı kalmadı.
Bugünlerde piyasalar, tarihinin en büyük üç paniğinden belki de birini yaşıyor. Bu tarihte yaşanan paniklerden biri, özellikle ABD piyasalarını 2001 Eylül´de yakalamıştı. O zaman çok kötü ve beklenmedik bir gelişme ansızın piyasaları sallamış ve piyasaların kapatılmasına yol açmıştı. ABD piyasaları açıldıktan sonra ard arda düşmeye başlamış ve Fed beklenmedik bir şekilde paniğin ortasında faiz indimi gerçekleştirmişti. Bu piyasalardaki satışları durduramamıştı. Ve VIX endeksi rekor seviyelere yükselmiş ve satışlar şiddetlerini zirveye ulaştırmıştı. Fed’in faiz indiriminden 96 saat sonra, piyasalar çok sert satışların ardından uzun süredir ümitle beklenen orta vadeli dip seviyesine sonunda ulaşmıştı. Fakat insanlar artık gördüklerine inanamayacak bir hale gelmişlerdi. Yükselişleri gözleriyle görmelerine rağmen inanmamışlardı. İşte psikoloji öyle bir negatif noktaya ulaşmıştı ki, yatırımcıların çoğu adeta önlerini göremiyorlardı.
Bugünkü dinamiğe baktığımızda ise; içinde bulunduğumuz bu satış baskılarının, dün gelen küresel faiz indirimlerine rağmen devam etmesi, paniğin şiddetini çok daha artmasına ve psikolojinin yatırımcılarda gördüklerine bile inanmayacakları bir noktaya ulaşmasına neden olabilecektir. Sonunda bu da piyasalarda sağlıklı bir orta vadeli dip yaratabilir. Bu dip belki 72 saat belki 96 saat olur, belki de daha uzun belki daha kısa sürer bunu ancak zaman gösterecek. Ama geçmişe bakarsak ve geçmişteki panik ortamları ile bugünkü ortamı karşılaştırırsak, önümüze çıkan resim küresel faiz indiriminden sonraki 96 saatin çok önemli olabileceğini gösteriyor. Tabi ki bu bir karşılaştırma, tarih aynen tekrarlanmadığından, yaptığımız bu karşılaştırma da sadece bir benzetme olarak kalıyor. Sonuçta piyasalarda 1000 puana yakın bir satışın paniğin zirveye ulaşmasına ve dolayısı ile yatırımcıların çoğunun piyasalara belirli bir süre küsmesine neden olabilir.
Sonuçta değişmeyen bir gerçek varsa, o da her şeyi zaman gösterecek. Umarım yakında fırtınadan sonraki o güzel toprak kokusunu almaya başlarız, böylece umarım insanlar yine şükretmeyi öğrenebilirler ve açgözlülüğü bırakırlar.
-
Fed yeniden faiz indirecek mi?
Dünya merkez bankaları ile birlikte Fed eş zamanlı olarak faiz indirimi yaptı ve bazı ekonomistler daha fazla indirim olup olmayacağını konuşuyor.
Fed Açık Piyasa Kurulu üç hafta içinde oran belirlemek için yeniden toplanacak, indirimle faiz oranlarının %1,5´a gelmesine rağmen bazı ekonomistler 29 Ekim´deki toplantıda da indirim bekliyor.
RBS Greenwhich Capital merkez bankasının gelecek toplantıda oranları %1´e indirmesini beklediklerini açıkladı.
T. Rowe Price´dan Alan Levenson ise Fed´in bir süre bekleyip diğer merkez bankalarının ne yapacağını görmek isteyebileceğini düşünüyor.
Barclays Capital´dan Michael S. Hanson bu ay Fed´in yeni bir faiz indirimi daha yapmasını beklediğini fakat bunun piyasalarda olup bitene bağlı olduğunu söyledi.
-
[B]Uzun soluklu bir yükseliş zor[/B]
09.10.2008 - MEHMET ÖZKAYA
Son bir iki haftadır piyasalara hakim olan korku ve panik havası kanımca yaşanan gelişmelerin değerlendirilmesinde aşırı bir karamsarlığa sebebiyet vermekte. Bu karamsarlık havasında, açıklanan önlemlerin ve aksiyonların sanki anlık etkileri olacakmış beklentisi oluşmakta; ve bu etki görülmeyince de panik havası daha da yoğunlaşmakta. Bu ortamda, olayları biraz da basite indirerek, bir kaç konuda düşüncelerimi baylaşmak istiyorum:
1. Temel Sorunlar:
Piyasalar 2007 ortasından beri iki temel sorunla meşgul. Bu iki sorun birbirleriyle ilişkili olsa da, alınan aksiyonları doğru teşhis etmek için ayrı ayrı analiz edilmesi gerekiyor.
Birinci sorun, zaman zaman piyasalarda yaşanan likidite sıkışıklığı ve güven bunalımı (bunun sebeplerine girmeyecegim). Son iki haftadır yaşadıklarımızın temelinde bu var. Ama bu sıkışıklık ilk kez baş göstermiyor. Daha önce de Ağustos/Eylül, Kasım/Aralık, ve Mart aylarında benzer dalgalar yaşadık. Şu anki dalga daha öncekilerden çok daha şidddetli geçmekte. Her dalgada FED ve US Treasury likidite sıkışıklığını açmak için sıkışıklık yaşayan kesimlere ne bahasına olursa olsun fonlama imkanı sağladı. Kriz öncesinde, normalde ABD’de sadece mevduat toplayan kurumlar FED fonlama imkanına sahip iken, şu an finansal sektörle hiç alakası olamayan sanayi ve ticari şirketleri dahi belli kıstaslar dahilinde commercial paper piyasası üzerinden bu fonlamaya sahip oldular. Daha önceki dalgalarda finansal sıkışıklık nasıl aşıldıysa, bu sefer de likidite artırıcı önlemlerin devreye girmesiyle önümüzdeki günlerde finansal sıkışıklığın aşıldığını görecegiz. Son üç gündür borsalarda satışlar devam etmesine rağmen, para ve bono piyasalarındaki birkaç indikatör (swap spreads, spot ve forward OIS-LIBOR spreads) esasen bu sıkışıklığın çözülmeye başladığının emarelerini vermeye başlamıştı bile. Muhtemeldir ki, benzer sıkışıklıklar önümüzdeki aylarda (mesela yıl sonunda) tekrar ama daha küçük boyutlarda baş gösterecektir. Ve merkez bankalarının piyasaya likidite vermesiyle aşılacaktır.
Finansal sıkışıklık her defasında aşılsa dahi maalesef arkasında bir tortu bırakıyor. Açılan spreadler geri daralıyor ama eski seviyelerine tam olarak dönmüyorlar, güven ortamı eskisi kadar sağlam oluşmuyor, özetle ekonominin maruz kaldığı finansal şartlar dalga öncesine göre daha da zorlaşmış kalıyor. Reel ekonomin maruz kalacağı bu zorlaşmayı önlemek için de merkez bankaları faiz indirimine gidiyorlar. Yapılan faiz indirimleri bu zorlaşmayı hafifletiyor ama maalesef tamamen bertaraf edemiyorlar. Sonuç olarak karşımıza ikinci temel sorun, yani ekonomik büyüme beklentilerindeki bozulması ortaya çıkıyor.
Ekonomik büyümedeki daralma daha orta vadeli, kalıcı, ve finansal piyasalarda likidite sıkışıklığı yaşamasak dahi merkez bankalarını faiz indirimlerine mecbur bırakacak bir sorun. Hatırlanırsa, son 4-5 aydır ısrarla gelişmekte olan ülkelerde temel sorunun ekonomik büyüme olduğunu ve enflasyonun geçiçi (cyclical) bir olay olduğunu vurguluyordum. ABD’deki mali paketin ve yapılan 325 bps acil faiz indiriminin etkisinin sistemden çıkmasından sonra ABD’nin ve akabinde Avrupa’nın ekonomik durgunlukla mücadele edebilmek için faiz indirimine gideceğini belirtiyordum. Son yaşanan likidite sorunlarıyla, bu beklentim çok daha çabuk gerçekleşti. Geldiğimiz noktada büyüme ile alakalı endişeler daha da yoğunlaştı. Bu endişeler doğrultusunda, dünkü koordineli faiz indirimlerine geceleyin Asya’dan da faiz indirimleri eklendi. Tahminim 2009 ortası/sonuna kadar küresel bir faiz indirim süreci yaşayacağımızdır.
Özetlersek, şu an yaşanan finansal sıkışıklık önümüzdeki günlerde aşılacaktır. Sorunlu kurumların sistemden çıkması ve geride kalan sorunlu aktiflerin temizlenmesi için de ABD ve İngiltere’de kurtarma fonlarının oluşturulmasıyla finansal sektörün yeniden yapılanmasında kritik dönemi atlattık kanaatindeyim. Finansal kurumlar kendilerine sunulan likiditeyi ve oluşturulan kurtarma fonlarını kullanarak zaman içinde deleverage etmeye devam edebileceklerdir. Zaman zaman benzer likidite sıkışıklıkları yaşasak dahi bu dalgaların boyutunun gittikçe düşüceği ve zamanla geri planda kalacağını düşünüyorum. Buradaki en büyük risk, Avrupa Birliği’nin bir türlü istikrarlı bir politik ve eylem birliği içine girememiş olmasıdır. Bundan sonra yaşanması muhtemel likidite sıkışıklıklarının Avrupa’dan kaynaklanması daha ağırlıklı bir ihtimaldir. Ekonomik büyüme konusunun ise daha da yoğunlaşarak 2009 ortasına kadar gündemde kalması muhtemeldir.
2. Piyasa Etkileri:
Son bir yıldır yurt dışında yaşanan olayların Türkiye piyasalarına etkisi geçmiş krizlerdeki tecrübelere göre biraz farklı oldu kanaatindeyim. Son bir yıldır borsada çok sert bir satış olmasına rağmen döviz ve faizde benzer şiddette hareketler olmadı. Geçmiş kriz dönemlerinde ise genelde tüm piyasaların benzer şekilde düştüğünü tecrübe etmiştik. Bu ayrışma, kanımca piyasaların bir Türkiye kredi riskinden ziyade ayrı varlık sınıflarının riskine maruz kalmasından kaynaklanmakta. Piyasa hareketlerine kabaca bakarsak, likidite sıkışıklığı yaşanan dönemlerde borsa ağırlıklı olmak üzere tüm varlıklar satış yemekte, likidite sıkışıklığı geçince bono ve kur tarafı eski seviyelerine geri dönmekte, ama ekonomik daralma baskısının negatif etkilediği borsa aynı oranda rahatlayamamaktadır. Türkiye kredi riskinin ön plana çıkmadığı sürece benzer trendlerin devamı beklenmelidir. Türkiye kredi riskinin ön plana çıkmadığı ve yeni bir enflasyon şokunun da yaşanmadığı sürece esasen artan ekonomik daralma faizlerin düşmesine yardımcı olan ve bono enstrumanları için pozitif bir gelişmedir. Dolayısıyla, piyasaları bundan sonra da irdelerken varlık sınıfında ayrıştırarak irdelemekte fayda olacaktır.
3. Piyasa Beklentileri:
Bugunkü bilgiler ışığında yıl sonuna kadar olan dönem için beklentilerim kısaca şöyle:
- Bu zaman zarfında Türkiye kredi riskinin bir tehlike teşkil etmeyeceği kanaatindeyim.
- Düşen emtia fiyatları ve daralan ekonomiyle birlikte enflasyonun beklentilerden daha hızlı düşeçeğini düşünüyorum.
- TCMB’nin yurt dışındaki güven ortamı tekrar oluşup kurdaki baskı kalkıncaya kadar sıkı para politikasına devam edeceğini ama ilk fırsatta da faiz indirimine başlamak için fırsat kollayacağını düşünüyorum. Eğer yurt dışındaki güven ortamı beklentim doğrultusunda oluşursa, TCMB’den bu yıl faiz indirimi bekleyebiliriz kanaatindeyim.
- TCMB’nin faiz indirmesine en büyük engel kur riski gözükmekte ve bu riske karşın elde tek çapa olarak faiz bulunmakta. Olası bir IMF programı, TCMB’nin bu konudaki elini çok rahatlatacaktır. Böyle bir gelişme durumunda TCMB çok daha hızlı faiz indirimleri yapabilir.
- Bu ortamda, hazine bono faizlerinin çok cazip olduğu kanaatindeyim. Getiri eğrisinin aşağı ineceğini ve yataylaşacağını düşünüyorum. Bu da uzun vadeli bonolarda ciddi sermaye kazancı imkanı sağlayacaktır. TCMB’nin beklenenden önce faiz indirimine gitmesi durumunda kısa vadeli faizlerin, faiz indirimlerini ertelemesi durumunda ise uzun vadeli faizlerin göreceli olarak daha çok aşağı gelmesi muhtemeldir. Dolayısıyla, uzun vadeli bonolarda şimdi alım yapmak ve TCMB’den gelecek sinyalere göre zaman içinde kağıt değişimi yapmakta faydalı olacaktır.
- YTL’nin hem USD hem de EUR karşısında değer kazanacağını düşünüyorum.
- Likidite krizinin aşılması ve USD talebinin azalmasıyla USD’nin bir miktar değer kaybedeceğini ve EUR-USD paritesinin 1.45 seviyelerine doğru gelmesini bekliyorum. Akabinde, Avrupadaki büyüme sorunun daha da ön plana çıkması ve ECB’nin faiz indirimlerine devam etmesiyle EUR’daki ikinci değer kaybı trendine yıl sonu/2009 başı gibi girebileceğimizi tahmin ediyorum.
- Bir hisse senedi piyasası uzmanı olmamakla birlikte, yaşanan sürecin en çok borsayı vurmasını doğal buluyorum. Ekonomik büyüme endişelerinin devam ettiği sürece de borsada uzun soluklu bir yükselişi zor görüyorum. Bununla birlikte, piyasadaki karamsarlık havasının yatışmasıyla borsada da bir yükseliş yaşamamızı olası görüyorum. Bu yükselişin ne kadar kalıcı olacağı konusunda ise maalesef bir öngörü sunamıyorum.
MEHMET ÖZKAYA
TEB Portföy Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı
-
Çaresizlik!
En sonunda piyasaların “talep ettiği” faiz indirimleri de geldi! Borsaların “istediği” faiz indirimi değil miydi?
En azından MB’larına verilen mesaj bu değil miydi? MB’ları da bu mesaj doğrultusunda faizleri indirmediler mi?
İndirdiler.
Peki o zaman neden piyasalar bir türlü toparlanamıyor? Neden düşüşler devam ediyor? “Helikopterle para atılırken” neden bu krizin bir türlü dibi bulunamıyor?
Çok basit bir cevabı var: Teşhis doğru değil ki tedavi doğru olsun.
Şu anda krizin devam etmesinin tek bir sebebi var. O da güven ortamının “tesis edil(e)memiş” olmasıdır. Kim batmış, kim yüzüyor HÂLÂ belli değil. Bu tespit tam olarak yapıl(a)madığından dolayı da finansal kurumlar arasındaki “güven bunalımı” devam ediyor.
Amerikan Hazine’sinin çıkardığı son paket aslında bir şanstı! Bu şans iyi değerlendirilemedi. Paket ikiye bölündü. İlk halindeki gibi yekpara bir fon ile, sorunlu kredilerin satın alınması için bir ihale yapılmış olsaydı, şu andaki sorunların bir çoğunun önüne geçilebilirdi.
Nasıl mı?
En fazla zarar yazmaya razı olanlardan başlayarak, sorunlu krediler devlet tarafından alınırdı. Bu ihalede oluşan ortalama fiyat ile, tüm piyasadaki sorunlu krediler yeniden değerlendirilirdi.
Bu değerleme sonucunda kim “sağ”, kim “zombi (yaşayan ölü)” ortaya çıkardı. Bu aşamadan sonra harcanacak para herkese değil sadece ayakta kalabilecekler için kullanılırdı.
Böylelikle hem sistemde kim kime güvenebilecek netleşirdi, hem de boşu boşuna “helikopterle para dağıtmak” zorunda kalınmazdı.
Halen daha bunun anlaşıl(a)mamış olması şaşırtıcı! Görüldü ki ne bol keseden para dağıtmak, ne de “faiz indirimleri” işe yaramıyor. Kısa süreli bir iyimserlik yaşansa da piyasalar en kısa zamanda “karamsar” havalarına geri dönüyorlar. Olan piyasaları kurtarma uğrunda kredibilitelerini ayaklar altına alan MB’larına ve hükümetlere oluyor. İtibar kayıpları orta-uzun vadede krizin maliyetini daha da arttıran bir unsur olarak karşımıza çıkacak.
ABD ve AB’nin yapması gereken dört şey var:
1- Derhal sağlam ve çürük ayrımı yani “hasar tespiti” yapılmalı,
2- [B]Çürük olanları kurtarma çabasından bir an evvel vazgeçilmeli, batmalarına izin verilmeli,[/B]
3- Düzenleme ve denetleme prensipleriyle, sermaye yeterlilik tanımları yeniden yapmalı,
4- Bankacılık sistemindeki konsolidasyon tamamlandıktan sonra ortaya çıkması muhtemel “oligopolistik” ya da “monopolistik” yapıları önleyecek düzenlemeler şimdiden yapılmalı.
Bunlar yapılmadan krizin dibi bulunamayacak! Ya da buluncak “dip” herkesi korkutacak kadar “derin” olacaktır!
Ali Ağaoğlu
-
Amerika ikinci kez yıkıldı
Hafta başında yüzde 5.11 düşerek dünyayı karamsarlığa iten Amerika borsaları dün yüzde 7.33 düşüp dünyanın moralini bir kez daha ancak bu kez daha ağır biçimde bozdu. Bugün İMKB dahil tüm Avrupa borsalarının çok sert düşüşlerle açılması bekleniyor
Ne gelişmiş ülkelerin, hisse satın alarak finans kuruluşlarına destek olma planı, ne merkez bankalarının ortak hareket edip faizleri aynı anda düşürmeleri dünya ekonomisini saran büyük yangını söndürmeye yetmiyor. Avrupa borsalarının dün sakin bir seyir izlemesinin ardından açılan ABD’de Wall Street bir kez daha tarihi bir düşüş yaşayarak bugün tüm dünyayı bir kez daha ipotek altına altı. ABD’de Dow Jones endeksi yüzde 7.33’lük kayıpla 8 bin 579 puana geriledi. S&P endeksi de yüzde 7.62’lik tarihi bir düşüş yaşadı ve 909 puandan kapandı.
ABD’yi ne çökertti?
ABD’nin dün tarihinin en dramatik düşüşlerinden birini yaşamasının bir değil bir çok sebebi bulunuyor. Oysa ki dün yüzde 7.33 düşen Dow Jones bundan tam 1 yıl önce 14 bin 164 puanla tarihi zirvelerini görmüştü. Bugün ise o tarihi zirveye göre tam yüzde 40 değer kaybetmiş vaziyettte. İşte dünkü sert düşüşün nedenleri...
* Açığa satış ani düşüşler sonrasında yasaklanmıştı. Dün bu yasak kalktı ve yatırımcılar endekslerin geldiği seviyelere bakmaksızın “Nasıl olsa bunun da daha kötüsü yaşanacak. Dibin dibi olacak” diyerek satışlara kaldığı yerden devam ettiler.
* Piyasalardaki korku ve endişeyi gösteren VIX endeksi 64.92 ile tarihinin en kötü noktasına geldi. Bu insanların ekonominin bundan sonraki gidişatına hiçbir şekilde güvenmediğini ortaya koyuyor.
* Eylül ayında 72 milyar dolarlık satış yapan hedge fonların satışa devam ettiği anlaşıldı. Ekim ayında henüz 10 gün dolmadan 49.3 milyar dolarlık daha satış yapıldığı anlaşıldı. Sadece hisse senetlerinden değil, ABD tahvillerinden de çok hızlı bir çıkış var.
* İnsanların “kol keseyim zarar edeyim ama öyle ya da böyle cebimde nakitim olsun” düşüncesi ile hareket ettiği görülüyor.
* ABD hükümeti bankalardan sonra krizden en çok etkilenen otomotiv sektörünü de kurtarmak için bir paket hazırlamıştı. 25 milyar dolarlık bu paketin hayata geçeceğine dair şüpheler piyasaları karıştırdı.
* Bu şüphelerin üzerine bir de S&P’nin dünyanın en büyük otomobil üreticisi General Motors’un notunu düşürmesi eklendi.
* GM hisseleri yüzde 31 düştü ve 3.2 milyar dolarla 1950’lerdeki seviyelerine geri geldi.
* Morgan Stanley ile ilgili endişeler de panik satışları tetikleyen bir diğer önemli unsur oldu. Japon Mitsubishi’nin kesinlikle Morgan Stanley’e yatırım yapmayacağı anlaşıldı.
-
GE bekleniyor
10.10.2008 08:55:17 - ÖZGÜR ALTUĞ
Dünyadaki finansal kriz derinleşerek devam ediyor ve biz de maddeler halinde günlük gelişmeleri akatarmaya devam ediyoruz:
1- Esas sorun olan güven probleminin aşılması için henüz önlem alınmazken Libor faiz oranı %4.75’e yükselerek son bir yılın zirvesine ulaştı.
2- S&P tarafından otomobil üreticisi GM’in kredi notu negatif izlemeye alındı. Diğer taraftan Moody’s de Morgan Stanley’in kredi notunu olası bir indirim için izlemeye aldı.
3- Lehman’ın CDS’leriyle ilgili ihale bugün yapılacak.
4- Citigroup Wells Fargo ile Wachovia’nın alınması için başlattığı hukuk mücadelesinde geri adım attı ve Wachovia’yı almaktan vazgeçtiğini açıkladı.
5- ABD Başkanı Bush’un bugün halka seslenerek güven vermeye çalışacağı konuşuluyor.
6- Singapur para biriminin kademeli değerlenmesi politikasından resesyona girmesi nedeniyle vazgeçtiğini açıkladı.
7- Resesyon kaygıları nedeniyle petrol ABD´de vadeli işlemlerde 82 dolara geriledi, Avrupa’da ise Brent 80 doların altına indi.
8- Petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle OPEC 18 Kasım’da olağanüstü bir toplantı yapacağını açıkladı. Toplantıda üretim kesintisi gündeme gelecek
9- WSJ’daki haberlere gore Ekim sonuna kadar ABD Hazinesi bankalara sermaye koyarak ortak olmaya başlayacak. Ayrıca yine aynı gazetenin haberine ABD´de geçici süreyle mevduatlara garanti getirilmesi düşünülüyor.
10- Bugün yapılacak G7 toplantısında kriz karşısında ciddi önlemler alınması bekleniyor.
11- Bush’un önerdiği G8 toplantısı için kesin tarih belirlenmediği açıklandı.
12- Dün açıklanan verilere gore uzun vadeli olduğu bilinen yatırım fonlarından ABD´de Eylül ayında 72 milyar dolarlık rekor çıkış gerçekleşti.
13- Yukarıda saydığımız birçok olumsuz gelişme dün ABD borsalarını vurdu ve DJ %7.3 ve Nasdaq %5.3 geriledi. Nasdaq’ın daha az düşmesinde olumlu IBM karı ve açıklamaları etkili oldu ama etkisi ancak bu kadar oldu. Ayrıca enerji fiyatlarının düşüşü nedeniyle DJ içinde Exxon ve Chevron düşüşleri çok etkili oldu.
14- Oynaklık endeksi VIX 60 seviyesinin üstüne çıkarak krizi tescil etti ve rekor kırdı.
15- Lüksemburg ve Belçika hükümetlerinden yapılan açıklamaya gore Dexia’nın bundan böyle yapacağı borçlanmalar devlet garantisi altında olacak.
16- IMF ve Dünya Bankası’nın dün yaptığı açıklamalarda krizin her ülkeyi etkileyeceğini ve özellikle gelişmekte olan piyasaları zor günlerin beklediği açıklandı.
17- ABD´de dünkü agresif düşüşün ardından bile vadeli işlemlerde şu anda %2.3 civarında aşağıda bulunuyor.
18- Dün ortalama %2.1 gerileyen Avrupa borsalarının bugün %7.5 civarında düşüşle açılması bekleniyor.
19- Bu sabah Asya’da Nikkei şu sıralarda %8.6 oranında düşüşte. Bir ara seans içinde kayıpların %11’e kadar çıktığını hatırlatalım.
20- Carry trade’in panikle sona ermesi Yen’in USD karşısında değer kazanmasına neden oldu ve Yen şu sıralarda 100 seviyesinin altına inmiş durumda.
21- Diğer Asya piyasalarında da benzer düşüşleri gözlüyoruz. Gelişmekte olan ülkelerin para birimleri dün Real’in hızlı değer kazancını yalanlayarak sabah Asya’da çok hızlı düşmeye devam ettiler. Güney Kore kura müdahale ederken Endonezya piyasalarını ardarda üçüncü gün kapalı tutma kararı oldu.
22- Japonya’da 7 yıl sonra ilk defa bir sigorta şirketi battı. Yamato Life sigorta şirketi toplam 2.7 milyar dolar borç ile battı.
23- Yatırımcılar bugün ABD´de açıklanacak GE karını izleyecekler. Beklenti hisse başına kazanç için 0.45 seviyesinde. Açıklamalar ve G7 toplantısı ilgi çekerken ekonomik veri tarafında ABD´de TSİ 15:30’da açıklanacak dış ticaret dengesi parite açısından önemli olacak.
ÖZGÜR ALTUĞ
Raymond James Türkiye Başekonomisti
-
New York Üniversitesi ekonomi profesörü[B] Nouriel Roubini, tüm mali sistemin çöküşünün yakın olduğunu belirterek kapsamlı önlemler alınması gerektiğini yazdı[/B].
Roubini, geçen hafta kurtarma planı işe yaramayacağı için piyasadan olumlu bir tepki gelmediğini, tüm finansal ve hatta ticari sistemin çöküşüne bir adım kaldığını söylemişti.
Bu krizin büyüklüğünü öngörmesiyle ün kazanan Roubini radikal önlemlerin aynı anda alınmaması halinde küresel sistemik bir çöküş ve küresel durgunluk yaşanabileceğini belirtti.
Roubini´nin Global EconoMonitor´de yayınlanan görüşleri özetle şöyle:
ABD ve gelişmiş ekonomilerin finansal sistemleri orta vadede bir sistemik çöküşe doğru gidiyor. Borsalar serbest düşüşteyken spreadlar fırlıyor. Bankacılık sisteminde genel bir mevduat çekişi ve çöküş var. Bankalar gibi banka olmayan aracılar, mortagage verenler, hedge fonlar da yüksel kaldıraçlılar, kısa vadeli ve likit borç alıp uzun vadeli ve likit olmayan yatırımlar yapıyorlar bu nedenle kısa vade borçları risk taşıyor ve iflasın eşiğindeler.
Reel ekonomi açısından küresel GSYİH’nin %55’ini oluşturan gelişmiş ekonomiler (ABD, Euro bölgesi, İngiltere, Avrupa ülkeleri, Kanada, Japonya, Avusturalya, Yeni Zelanda) yaz sonunda başlayan, likidite ve kredi krizini yaratan finansal şoklardan önce resesyona girdiler. Bu nedenle bu ülkeler için resesyon daha ciddi olacaktır. Yani ciddi bir resesyon, finansal kriz ve bankacılık kriziyle karşı karşıyayız.
Gelişmiş ekonomiler arasında bir ayrışma yok. Gelişmekte olanlar için de yok, tam tersine gelişmekte olan ekonomiler gelişmiş ekonomilerdeki krizden etkileniyor. Bu yılın üçüncü çeyreğinde ekonomik büyüme negatif olacak. Gelişmekte olan ülkelerdeki etki başta borsalarla sınırlıydı fakat şimdi kredi ve para piyasalarına yayılıyor. Yüksek cari açığı olan ve kısa vadede döviz ödemesi olan ülkeler en çok etkilenenler. Gelişmekte olan ülke ekonomileri de ciddi resesyon riski taşıyor.
Krize yüksek kaldıraçlı kredi balonu sebep oldu. Kriz sadece emlak piyasasıyla sınırlı kalmadı. Farklı ülkelerde kredi, mortgage, özel sektör tahvili, bono, emtia, hedge fonlar gibi farklı alanlarda yayıldı.
Gelişmiş ekonomilerdeki küçülmenin kısa süreli ve sığ olacağı hayali, yerini uzun süreli ve derin bir resesyona bıraktı. Kapasitenin yüksek olduğu fakat talebin düşmeye devam ettiği bu ortamda yakın zamanda deflasyon, borç deflasyonu, likidite sorunları ile karşılaşacağız.
Bu noktada Wall Street´te % 20´ye varan sert bir düşüşle çökme riski göz ardı edilemez. Panik ve güvensizlik artıyor ve yatırımcılar politika belirleyenlere inancını kaybetti.
Çok fazla satış yiyen piyasalarda en radikal politika değişiklikleri bile yükselme ya da rahatlama getirmiyor. Piyasanın ve şirketlerin çöküşüne bir adım kaldığı biliniyor.
Artık ciddi hasar görüldü ve sistemik bir çöküş ve küresel resesyon göz ardı edilemez. Finansal bir faciayı önlemek için ekonomi politikasında önemli değişiklikler gerekiyor. Acil olarak yapılması gerekenler şunlar:
Küresel olarak en az 150 baz puan daha faiz indirimi
Tüm mevduatların geçici olarak garanti altına alınması, kapatılması gerken finansal kuruluşların kapatılması, diğerlerinin kısmen ulusallaştırılması
Hanehalkı borçlarını ödeyemediğinden hacizlerin bir süre dondurulması
Borçlarını ödeyebilir durumdaki kuruluşlara limitsiz likidite imkanı
Kısa vadede borç finansmanı krizini önlemek için borç ödeyebilecek olan fakat likit olmayan kurumlara kredi verilmesi
ABD Hükümeti´nin, kamu işleri, harcamalar, işsizlik gelirleri, vergi iadeleri gibi konuları içeren doğrudan parasal algı paketleri hazırlaması
Finansal kuruluşlara kamusal sermaye artırımı yaparak ve hanelerin borç yükünü azaltarak bankacılık problemlerinin çözülmesi
Borç ve kredi veren ülkeler ile alanlar arasında cari açıkların düzenli finansmanı için anlaşmaya varılması.
Bu radikal ve eş zamanlı hamleler olmazsa piyasa çökebilir, küresel sistemik bir çöküş ve küresel durgunluk yaşanabilir. Bu noktada merkez bankaları, kimse birbirine para vermediği için tek kredi veren olmalı. Kamu maliyesi ise harcama yapan rolünü üstlenmeli. Bunun maliyeti çok yüksek ancak bu kararlar alınmaz ve eylemsiz kalınırsa ortaya çıkacak çöküşün maliyeti çok daha yüksek olacaktır.
-
Semih Saçlı: Küresel mali kriz bazı gelişmekte olan ülkelerin finansal sistemlerini çökertebilir mi?
13.10.2008
Küresel piyasalar geçtiğimiz iki hafta içinde % 25’e yakın bir değer kaybı gösterdi. Böyle bir dinamiğin dünya açısından bir anlam taşıdığı herhalde kaçınılmaz bir gerçek. Peki piyasalar neyi sattı veya neyi satmakta? Bu düşüşlerin nedeni ne? Aylardır bildiğimiz mali krizden dolayı bankalarda oluşan panik ve mali sektörün iflasın eşiğine gelmesi, aracı kurumlarının dükkanlarını kapatmaları ve hükümetlerin paket üzerine paket açıklamaları herhalde ilk defa piyasaların yaşadığı bir dinamik değil. Yatırımcılar artık adeta “biz bunu daha önce yaşadık” dermiş gibi, piyasalara olan güvenlerini iyice yitirdiler. Artık hükümetler bile ne yapacaklarını bilemiyorlar. Yani kısaca yüzyılda birkaç kez gerçekleşen bir kaos ortamının içindeyiz. Öyle bir kaos ki, ileride çocuklarımız finansal sözlüklere baktıklarında, kaosun anlamına örnek olarak bu zamanları bulacaklardır diye düşünüyorum.
Bu söz konusu kaos, geçtiğimiz iki hafta içinde Dow Jones’u 11000 seviyelerinden 8000 seviyelerine kadar düşürerek tarihi bir dönemin piyasalarda yaşanmasına neden oldu. Hükümetlerin durmadan yeni bir açıklama yapması ve piyasaya olumlu bir beklenti aşılamaya çalışması, piyasalardaki dalgalanmaları gittikçe artırmaya başladı ve bu da piyasalarda sağlıklı bir orta vadeli dibin bulunmasını iyice zorlaştırdı. Tarihteki bütün küresel krizlere baktığımızda, diplerin olumlu beklentiler ile değil de, kötü haberler ve olumsuz beklentiler ile oluştuğunu görmekteyiz. Hükümetler tarafından aşılanmaya çalışan bu olumlu beklentilerin sadece piyasalardaki gelecek kötü haberlere bir sindirim çapası olduğu düşüncesini bende iyice artırıyor. İçine girmiş olduğumuz bu satışların bir anlamı olduğu ve bir şeyin fiyatlandığı bence kaçınılmaz. Bu fiyatlanmanın küresel yavaşlama olmadığı ihtimali de çok yüksek.
Yatırımcılara piyasalar niye düştü diye sorsanız, bence çoğu iki ay evvel verdikleri cevabı vereceklerdir. İki ay evvel de bankaların batmak üzere olduğunu biliyorduk, şimdi de. Kısaca içine girdiğimiz bu paniğin nedeninin ne olduğunu bence piyasalarda anlayan yatırımcıların sayısı çok az, bu da zaten yatırımcıların piyasalara olan güvensizliğini açıklıyor. Bence bu işin içinde başka bir dinamik var.
Ben bu düşüncelerim ile piyasaları izlerken, ABD Hazine Bakanı Sayın Paulson’un dün yaptığı gelişmekte olan ülkeler hakkındaki açıklamalar ve yaptığı uyarılar benim kafamda ilginç bir soru işareti oluşturdu. Acaba bu panik satışları herkesin bildiği birkaç banka iflasının ötesinde oluşan bir dinamiğin fiyatlanması mı? Bu fiyatlamalar acaba mali krizin etkisiyle oluşan bilinmeyen bir küresel dinamikten mi kaynaklanıyor? Ve bu dinamikte bazı gelişmekte olan ülkeleri gerçek bir kriz içine sürükleyerek, insanların sokaklara dökülerek yüzyılda birkaç kez yaşanan bir kaosun ortasında kalmalarına mı neden olacak?
Bir çok soru var ve bu soruların cevaplarını ancak zaman gösterecek. Fakat bu soruların cevapları gelmedikçe baskıların ortadan kalkmayacağını düşünüyorum. Negatif düşünmek istemiyorum, sadece olasılıkları belirterek doğruya en yakın bakış açısına ulaşmaya çalışıyorum. Piyasalarda kısa vadeli dipler oluşabilir fakat önemli olan nokta, bu paniğe neden olan gerçeğin tamamen su yüzüne çıkması ve yatırımcıların piyasaların dinamiğini yeniden yavaş yavaş anlamaya başlamasıdır. Buna bağlı olarak da piyasalara olan güvenin yeniden oluşmaya başlaması piyasalardaki orta vadeli dibin vazgeçilmez bir gereği olduğu kanısındayım. Yazımda bahsettiğim [B]soruların cevapları oluşmadan, yani kötü haber piyasayı tamamen sarmadan sağlıklı orta vadeli bir dibin oluşmasının mümkün olmadığını düşünüyorum[/B].
Her zamanki gibi her şeyi zaman gösterecek, ama gözlerimizi bazı gelişmekte olan ülkelere çevirmemiz gerekiyor diye düşünüyorum. Yüzyılda birkaç kez gerçekleşen [B]bir mali krizin yüzyılda birkaç kez gerçekleşen bir kaosa sebep olabilmesi bana çok gerçekçi geliyor. Bu yüzden geçmişteki büyük krizlerin diplerine bakarak, geçmişteki krizlerin nasıl bir küresel dinamiğe yol açtığını anlamamız, içinde bulunduğumuz kaos açısından bizlere gerçekçi bir bakış açısı sağlayabileceğini düşünüyorum.[/B]
-
Beklenen pozitif şok yaratacak önlemler neler olabilir?
13.10.2008 - BURAK SALTOĞLU
Kurtarma operasyonunu ardından hem geciktirilen resesyon kaygısı gündeme geldi hem de krizin derinliği görülüce 2. ve sert satış dalgası geldi. Burada hükümet 850 diyorsa bu şu ana kadarki kredibilite kaybı nedeni ile cok daha yüksektir diye algılandı. Başka kaygılar biraz da Goldman Sachs kökenli Paulson ve yine GS ekibinden seçilecek varlık yönetim şirketi uzmanları hakkında... Alan Blinder: (çok ünlü bir ekonomist) Paul Volcker (Eski FED başkanlarından) etiğinde ve dürüstlüğünde biri tüm süreci yönetse çok daha fazla güven duyardık diyor. Geçenlerde Asaf Savaş Hoca´nın Gazetesinde yer verdigi 200 önemli iktisatçının kurtarma planının ilk şekline karşı çıkışı ve gerekçeleri gerçekten ilginçti...da ciddi anlamda manidardı. Bir başka negatif yaklaşım da IMF´nin bir çalışmasından gelmiş. IMF diyor ki: Geçmiş deneyimlere bakarsak: Bu tür kötü varlık alarak krizden çıkış çok zor.. Eğer kurumlara bu likiditeyi sermaye olarak eklersek daha iyi olurdu. Tarihsel olarak bu yöntem daha başarılı olmuş... IMF´nin çalışması bu yönde...
Tüm bu mikro makro finansal kaygılar VIX´i 50´nin üzerine çıkardı. FED 900 Milyar ABD Dolarlık uzun dönem repo yapılabilecek fon sürdü ama o da yetmedi. O zaman başka bir şeyler yapmak şart...
Acaba tüm önemli merkez bankaları ortak faiz indirimine gider mi ve bu etkili olur mu ilk soru bu. Bunun bir örneğini göreceğiz. Burada özellikle zaten çok fazla manevra alanı kalmamış. FED´le ECB´nin faiz indirim oranları da önemli. Zira özellikle EURO/DOLAR paritesinin (ki geçenlerde yazmıştım) oynaklığı çok istenen bir şey değil.
Bir diğer nokta FED´in sistemdeki rezervlere faiz işletebilmesi. Bu bir şekilde FED´in şu anda tamamının kullanılmasına ramak kalmış bilançosunun biraz daha esnetilmesi sağlanabilir. Bunlar dışında duyulan bir sey yok şimdilik. Bunlar yine pozitif ve beklenmeyen birer şok gibi biraz paniği alabilir. Ama Avrupa ile ortak bir şey yapmanın ne kadar zor olduğunu AB ülkeleri içinde alınamayan kararlarda gördük. Düşürülecek faiz oranının belirlenmesi bile zaman alacak...
Her durumda Wall Street´in şu anki moto´su ile bitirelim: [B][COLOR="Red"]Tünelin Ucunda Işık Var Ama Tünelin Uzunluğunu Bilen Yok...[/COLOR][/B]
Tünelin sonu görülmeden Türkiye´ye bir fırsat çıkar mı sorusunun cevabını 1.5 yıldır bu krizi beraber izleyen herkes biliyordur... Yine de panik yapmadan analiz ve yorumlayarak devam etmek gerekiyor...
BURAK SALTOĞLU
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü
-
[B]Kısmi kamulaştırma işe yaradı[/B]
14.10.2008
ABD ve AB ülkelerinin mali sisteme el koyma kararının uygulamaya konulması çoğu borsa endeksinde % 10´un üzerinde yükseliş getirdi. Kilitlenen mali sisteme hükümetler topyekun müdahale ederken mali sektöre verilen destek 6 trilyon doları aştı. Piyasalara pompalanan likidite ve bankalara kısmi olarak el konması haftalardır süren güven bunalımının aşılmasını sağladı.
İngiltere´nin ardından Almanya, Fransa ve İspanya´nın açtığı paketlerle Avrupa´nın bankacılık sistemine verdiği destek 2,5 trilyon dolara ulaştı. Bugüne kadar 1,5 trilyon dolar fonlama yapan Fed pazartesi sabahı Avrupa merkez bankalarıyla yaptığı likidite işlemlerinde sınırı kaldırdı. Son olarak bu tür fonlama limiti 620 milyar dolardı.
ABD Hükümeti´nin kurtarma planı ve merkez bankalarının dünyanın her yerinde yaptıkları likidite operasyonlarıyla mali sisteme pompalanan tutar 6 trilyon doları aştı. ABD ve İngiltere´de bankalarda kamunun hissedar olması, Fransa ve Almanya´nın bu yöndeki paketlerini açması mali sistemin riskini kamuya yükledi.
Mali sistem üzerindeki güvensizliğin ardı ardına alınan önlemler ve pompalanan trilyonlarca doların ardından aşılması borsa endekslerinde rekor yükselişler getirdi. Avrupa´da yüzde 8-11,5 arasında değişen yükselişlerin ardından ABD´de endeksler % 11-12 yükselişle kapandı.
Morgan Stanley´in Mitsubishi´ye hisse satışını tamamlaması, hisselerinin % 87 yükselmesini sağladı. General Motors % 33, çoğunluk hissesi kamuya geçen İngiltere´nin ikinci büyük bankası RBS % 27 yükseldi.
[B]AVRUPA´DAN 1,8 TRİLYON EUROLUK DESTEK[/B]
İngiltere geçen hafta açıkladığı 400 milyar sterlinlik plan çerçevesinde dün ülkenin 3 büyük bankasına sermaye desteği sağlayarak ortak oldu.
Almanya 500 milyar euroluk kurtarma planını açıkladı. Buna göre bankalara sermaye desteği sağlamak için 100 milyar euroluk "mali piyasaları istikrar fonu" kuruldu. Ayrıca banka borçları için 400 milyar euroluk garanti verildi. Planın Alman parlamentosunda Cuma günü kabul edilmesi bekleniyor.
Fransa ise sermaye desteği için 40 milyar euroluk fon oluşturdu, ayrıca banka borçları için 2009 yılı sonuna kadar 320 milyar euroluk garanti vardi. Fransa Cumhurbaşkanı Nicholas Sarkozy, bankaların iflas etmesine izin vermeyeceklerini, ülke bankaları yabancı bankaların eline geçme tehdidi altında kalırsa daha geniş önlemler alacaklarını söyledi.
Hollanda, bankaların birbirlerine olan borçları için 200 milyar euroluk garanti verdi.
İspanya ise banka borçları için verdiği garanti tutarını 100 milyar euro olarak açıkladı. Daha önce Başbakan José Luis Rodríguez Zapatero, bankalarda hisse alımı için 30-50 milyar dolarlık fon ayrıldığını duyurmuştu.
Norveç Hükümeti de bankaların mortgage tahvillerini hazine tahvilleriyle değiştirebileceklerini, bunun için 55,4 milyar dolar kaynak ayırdıklarını açıkladı.
-
Abd`de Hukumetın Pıyasadakı Bankaların Hısselerını Satın Alma Kararı Ve Yıne Fed`ın Global Fınansal Sısteme Dolar Pompalama Kararı Abd Hısse Senetlerı Pıyasasının Son 70 Yılın En Hızlı Yukselısı ıle Kapanmasını Sagladı.
[b]standard & Poor`s[/b] 500 Endeksı [b]gecen Hafta Son 75 Yılın En Kotu Haftasını Yasadıktan Sonra[/b], Bu Hafta Sıcrayısa Gectı. Ve Yuzde 11.6 Oranında Yukseldı.[b]bu Yukselıs Endeksın 1939 Yılından Bu Yana Yasadıgı En Hızlı Yukselıs Oldu[/b].
Dow Jones Sanayı Endeksı 936 Puan Yukseldı. Morgan Stanley Hısselerı Yuzde 87 Oranında Deger Kazanırken Hısselerdekı Yukselıste Mıtsubıshı Ufj Fınancıal Group ınc.`nın Moprgan Stanley`e 9 Mılyar Dolar Yatırım Yagacagı Haberı Etkılı Oldu.
Alcoa ınc., General Motors Corp. Ve Chevron Corp. Hısselerının Her Bırı Yuzde 20`nın Uzerınde Yukselıs Yasadı.
S&p 500 Endeksı 104.13 Puan Artısla 1,003.35 Puandan, Dow Jones Endeksı 936.42 Puan Ve Yuzde 11 Oranında Artısla 9,387.61 Puandan Kapanırken, Dow Jones 1933 Yılı Mart Ayından Bu Yana En Yuksek Oransal Artısı Gerceklestırmıs Oldu.
Nasdaq Bılesık Endeksı 194.74 Puan Ve Yuzde 12 Oranında Artısla 1,844.25 Puandan Gunu Tamamladı.
Dun New York Borsası`nda Deger Kaybeden Her Bır Hısseye Karsılık 13 Hısse Senedı Deger Kazandı.
-
Bay Felaket: Kurtarma planı işe yaramaz
[B]Marc Faber CNBC röportajında, ABD Hazine Bakanı Henry Paulson´ın mali sistemi iflastan kurtarma planının işe yaramayacağını söyledi.[/B]
"Mali kuruluşlara 250 milyar dolar aktarmak anlamsız, sıcak ocağın üzerine biraz su damlatmak" diyen Faber bu önlemleri problemin aslını çözmediğini söylüyor.
Bay Felakat olarak bilinen Faber, "Batı´dak tüm iflastan kurtarma planlarında karşı çıktığım şey hiçbirinin probleminin özüne inmemesi. Problemin özü de fazla kaldıraç kullanmak" dedi.
Faber, 1997 mali krizinde Asya mali sisteminde yapıldığı gibi yüksek vitese geçmenin aşağı çekilmesi gerektiğini söyledi.
ABD ekonomisinin borcunun GSYİH´ya oranının 1980´de % 130 iken şu anda % 350 olduğunu söyleyen Faber, "Kaldıraçlı kredi kullanımı Fed´in süpervizörlüğündeydi, Hazine ve herkes buna teşvik etti" dedi.
Faber, gelecek 20-30 yılda yüzeye çıkacak olan fonlanmamış pasiflerin AAA notunun hak etmediğini düşünüyor.
"ABD hükümeti bonoları değersiz bono olarak görülmeli" diyen Faber, ABD bütçe açığının 1 trilyon ya da üzerinde olacağını çünkü hükümetin mali sistemi kurtarmak için yaptığı harcamaları karşılamak için para basmak zorunda olduğunu vurguladı.
-
Bernanke: Plan güveni tazeleyecek
[B]Fed Başkanı Ben Bernanke, ABD´nin finansal sistemi desteklemek için aldığı yeni tedbirlerin, piyasaların normale dönmesine yardımcı olacağını vurguladı. [/B]
Bernanke, Wall Street Journal´a yazdığı yazıda planın detaylarını vermedi ancak bugün açıklanacağını belirtti.
Bernanke, atılacak bu yeni adımların piyasanın tekrar normal şekilde çalışmaya başlamasına imkan vereceğini ve sermayeyi finansal piyasalardaki dirilişi desteklemeleri için cesaretlendireceğini vurguladı.
Konuya yakın kaynaklar ABD´nin bankalara 250 milyar dolar sermaye enjekte etmesini bekliyorlar.
-
Tails from the dark side... (15-10-08)
Finans piyasalarındaki yangının en tepe noktasından faizlerin biraz daha gerilemesiyle uzaklaşılması piyasalardaki oynaklığın azaldığını gözlemlemeye başladık. Maddelere dönersek;
1- Rusya gazetelerine göre Rusya enerji şirketlerine borçlarını ödemeleri için 9 milyar dolar sağlayacak.
2- Almanya ZEW endeksi beklentilerin üzerinde bir düşüş gösterdi Ekim’de ama sanayi üretiminin %1.1 artması morallerin çok da bozulmasına izin vermedi.
3- Dün basın toplantısı düzenleyen Başkan Bush ve FED yetkililerine göre Amerika Avrupa önlemlerini takip edecek ve bankaların yeni borçlanmalarının çoğu FDIC tarafından sigortalanacak
4- Dünkü bültenimizde de yer verdiğimiz haberin detaylarına göre Amerika 700 milyar dolarlık paketin içinden 250 milyar dolar sermaye aktarımında bulunacak. İlk etapta en büyük 9 banka (JPMorgan 25 milyar dolar, Wells Fargo, 25 milyar dolar, Bank of America/ML 25 milyar dolar, Citibank 25 milyar dolar, Morgan Stanley 10 milyar dolar, Goldman Sachs 10 milyar dolar, Bank of New York Mellon 3 milyar dolar ve State Street 2 milyar dolar) 125 milyar dolar alacak. Geri kalan 125 milyar dolar için Paulson binlerce bankaya destek olunacağını belirtti.
5- Dün açıklanan kar rakamlarından J&J beklentileri aşarken Pepsi’nin karı ve gelecekteki 3,300 kişilik işten çıkarma planı moralleri bozdu.
6- Seans sonrası açıklanan Intel karı %12 arttı ve Intel 4Q08 için de iyi bir tahmin verdi. Yatırımcılar bugün Amerika’da açıklanacak eBay (beklenti EPS: 0.41), JPMorgan (beklenti EPS: -0.18), Coca-Cola (beklenti EPS: 0.77) ve Wells Fargo (beklenti EPS: 0.43) rakamlarını izleyecek.
7- Dün Amerikan piyasaları bankalara sermaye desteğinin kesinleşmesiyle birlikte açılışta yükselirken sonrasında artan resesyon kaygıları ve şirket karlılıklarındaki umutsuzlukla günü hafif düşerek kapattı.
8- Amerikan piyasalarındaki hafif düşüşün yansımaları bu sabah Asya’da da gözleniyor. Japon Nikkei endeksi şu sıralarda %1.2 aşağıda. Diğer Asya piyasalarında da %1 ile %3 arasında değişen düşüşler var.
9- Amerikan vadeli işlemlerinde bugün için şu sıralarda yine %1’in hemen altında bir düşüş beklentisi fiyatlanıyor.
10- Amerika’da FED Funds Future fiyatlamalarına gore Amerika’da FED %92 ihtimalle faizleri 25 baz puan ve %8 ihtimalle faizleri 50 baz puan indirecek Ekim ayının sonunda
11- Yukarıda bahsettiğimiz kar rakamlarının yanında yatırımcılar bugün Amerika’da bugün TSİ 15:30’da ÜFE (önceki: -0.9%, Beklenti: -0.5%) ve perakende satış (önceki: -0.3%, Beklenti: -0.7%) ve NY Empire imalat (önceki: -7.4, Beklenti: -10.0) izlenecek. Avrupa’da ise TSİ 12:00’de açıklanacak Eylül ayı TÜFE rakamları (önceki: -0.1%, Beklenti: 0.1%) yakından takip edilecek.
Herkese iyi seanslar dileriz
Ozgur Altug
Research
Raymond James Securities
-
Oppenheimer analisti [B]Whitney temkinli[/B]
Oppenheimer analisti Meredith Whitney, ABD hükümetinin bankalara 250 milyar dolar sermaye enjekte etme planının sorunların çözülmesi anlamına gelmediğini ancak doğru yolda atılmış bir adım olduğunu söyledi.
Kredi maliyetlerinin hala yükseliş yönünde hareket etmeye devam ettiğini, buna karşın şirketlerin cirolarında ise aşağı yönlü hareket yaşandığını belirten Whitney, bankalar için ihtiyatlı tavrını sürdürererk, "Temel göstergelerin istikrar kazanmasından en az birkaç çeyrek uzaktayız" diye konuştu.
-
Türkiye'de risk az
Krizle ilgili isabetli öngörülerle adını duyuran ekonomist Nouriel Roubini, Türkiye'yi masaya yatırdı. Roubini'nin yaptığı analize göre [B]Türkiye, her ne kadar bir takım riskler taşısa da ekonomik açıdan oldukça güçlü bir görünüme sahip [/B]
Türklerin 'Nuri' diye dillendirdiği Nouriel Roubini, küresel kredi krizin büyüklüğü ile ilgili yaptığı isabetli tahminlerle ekonomi gündemine oturdu. PINAR DAĞ / İSTANBUL
Kriz kahini olarak adlandırılan ekonominin Nostradamus'u Nouriel Roubini, krizin Türkiye'ye olası etkilerini analiz eden bir makale yayınladı. . Dünyaca ünlü ekonomi profesörü Roubini'ye göre Türkiye'nin mevcut sarsıntı ortamından muaf tutulması beklenmemeli. Ancak Türkiye'nin ekonomik görünümünün şu an için sağlam bir tablo çizdiğini anlatan Roubini, Türkiye ekonomisindeki en önemli sorun un cari açık problemi olduğunu belirtiyor.
Buna rağmen Türkiye'nin özellikle son iki yılda piyasadaki birçok büyük pazardan daha güçlü bir alt yapıya sahip olduğuna değinen Roubini, bütçe açığının azaldığını, finansal sistemin güçlü olduğunu ve YTL'nin, diğer para birimlerine karşı daha dayanıklı olduğunun altını çiziyor. Türkiye'deki varlık değerlerinin global ölçekte çok sağlam fiyatlar üzerine kurulu olduğuna değinen Roubini, talep dalgalanmalarının da güçlü olduğuna vurgu yapıyor. Roubini, Türkiye ekonomisindeki büyümenin önceki dönemlere nazaran sürdürülebilir olduğunu belirterek bunun başlıca nedenlerini ise şu şekilde açıklıyor;
1) Ekonomik büyüme özel sektör ile gelişiyor
2) Büyümenin düzenli olması verimliliği destekliyor
3)Genişlemenin üzerindeki hakim güç, otomotiv ve dayanıklı tüketici mallarınının katma değer vergileri tarım ve tekstil gibi geleneksel sektörlerden sağlanıyor.
Avrupa ekonomileri içinde Türkiye'nin daha sağlam bir yapı oluşturduğunu anlatan Roubini, özelleştirilmelerin uzun zamandır iyi yürümesinin de önemli olduğunun altını çiziyor. Roubini, Türkiye'de büyük bir ekonomik kriz ve durgunluk görmediğini ancak belli ölçeklerde Avrupa odaklı dalgalanmalar yaşanacağı üzerinde duruyor.
İstanbullu halıcı bir babanın oğlu
Nouriel Roubini, 1958'de İstanbul'da doğdu. Roubini'nin ailesi o yıllarda Şişli'de oturuyordu ve babası da halı ticaretiyle uğraşıyordu. 2 yaşındayken ailesi önce İran'a, ardından da İsrail'e göç eden Roubini, 1983-88 yılları arasında ABD'de Harvard Üniversitesi'nde eğitimini tamamladı. Halen New York Üniversitesi'nde ekonomi profesörü olan Roubini, ABD Hazinesi Uluslararası İlişkiler Sekreteryası'nda "Kıdemli Danışman" olarak da görev aldı.
-
Özgür Altuğ: Krizde huzursuz biçimde huzurlu muyuz?
16.10.2008
Türkiye küresel kredi krizinden etkilenecektir... Dünyanın bir resesyonun eşiğinde olduğu ve reel ekonomi ve tüketicilerin bundan zarar göreceği açık. Makro ve piyasa tahminlerimizi revize ettik.
Şirketlerin yüklü dış borç ödemeleri zayıf nokta... Finans dışı Türk şirketleri gelecek 12 ayda 25 milyar dolardan fazla borcunu tekrar döndürmek zorunda kalacağından küresel likidite cephesindeki gelişmeler reel sektörümüzü doğrudan etkileyecek. Finansal sektörün dış borç yükümlülüğünü de eklersek, Türk özel sektörü gelecek 12 ayda toplam 39 milyar dolar dış borç ödemesi gerçekleştiriyor olacak.
Kurda kalıcı bir düzeltme kısa döviz pozisyonları ile bilançoları olumsuz etkileyecek... 2008 birinci çeyrek verilerine göre finans dışı şirketlerin net açık döviz pozisyonu 73.8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Fakat, finans dışı sektörün net kısa vadeli döviz açığı sadece 1.4 milyar dolar. Bu da finans dışı sektörün kısa vadeli döviz yükümlülükleri için yeterli donanıma sahip olduğunu gösteriyor demek oluyor. Bu hala önemli bir problem çünkü sektördeki döviz dağılımı homojen değil.
İthalat artışı 2009´da ihracat artışından daha yavaş olabilir... 2009 için yıllık ihracat artışının sadece %8´e düşeceğini bekliyoruz. Bu oran 2008´de %35 civarında. İhracat artışındaki yavaşlamaya paralel olarak ithalat artışının da yavaşlayacağını tahmin ediyoruz. Sonuçta ithalat artışındaki kırılma ihracat artışından daha keskin olacak çünkü toplam ithalatın yaklaşık %25´ini oluşturan enerji ithalatı daralacak.
Hükümet GAP ve altyapı yatırımlarından daha fazlasını yapmalı... Kamu sektörü 2009´da tek tüketim kaynağı olacak gibi gözüküyor. Diğer bir deyişle Hükümet´in altyapı yatırımları ve GAP Projesi büyümeyi destekleyecek. Fakat ekonomik bir dürtü yaratmak için kamu sektörü tarafından çok daha fazlasının yapılmasına ihtiyaç var.
Cari işlemler açığı 2009´da iyileşecek... 2009´da petrol fiyatlarının varil başına ortalama 80 dolar olacağını varsayarsak Türkiye´nin enerji ithalatı faturasının 2008´deki 49 milyar dolar seviyesinden 2009´da 38.6 milyar dolar seviyesine gerilemesini bekliyoruz. Sonuçta yıllık cari işlemler açığı 2008´deki 52 milyar dolar´dan (GSYİH´nın %6.7´si) 2009´da 41 milyar dolar (GSYİH´nın %5.4´ü) seviyesine gerileyecek. Fakat açığın finansmanı konusu problemli olmaya devam edecek.
Türkiye 2009´da döviz rezervlerinin bir bölümünü kaybedecek... 2009´da Türkiye´nin 12 milyar dolar aşağıda kalan baz senaryomuza göre 2008´de gördüğümüzün üzerinde %12 oranında kurda değer kaybı bekliyoruz (tahminimiz dolar´a karşı %14´lük değer kaybı). Kur daha da zayıflayabilir fakat yüksek seviyedeki faiz oranları, TCMB´nin güçlü döviz rezervleri, yerleşiklerin yüksek miktardaki döviz mevduatları ve sağlıklı bankacılık sistemi zayıflamayı sınırlandırmalı.
Türkiye bir ´´iflas adayı´´ değil... İzlanda´da olanları gördükten sonra, aralarında Türkiye´nin de buşunduğu bazı gelişmekte olan ülkenin iflas edebileceğine yönelik yorumlar bulunmakta. Bu fikre kesinlikle katılmıyoruz. Türkiye´nin hiçbir makroekonomik göstergeleri gelişmekte olan ülkeler arasında en kötü performansı göstermiyor.
-
Tails from the dark side... (16-10-08)
1- Amerikan borsalarında 1987’den bu yana yaşanan en kötü günlerden bir tanesi dün yaşandı. Resesyon endişeleri ve hedge fund’lara ilişkin kaygılar Amerika’da dün açıklanan birbirinden kötü ekonomik verilerle birleşince DJ%7.8 ve Nasdaq %8.5 oranında geriledi. Vadeli işlemler piyasasında bu düşüşün ardından bile %1 düşüş dikkat çekiyor. Nasdaq’ın günün her saatinde düşüşlere önderlik ettiğini de belirtelim.
2- Dün Amerika’da açıklanan perakende satış ve Empire imalat endeksi ve çekirdek ÜFE enflasyonu beklentilerden kötü çıktı. Ayrıca FED Beige Book raporu da neredeyse her eyalette ekonomik aktivite yavaşlamasına işaret etti.
3- En büyük hedge fund’lardan Citadel ile ilgili doğal olarak fon performanslarının çok kötü olması nedeniyle hakkında çıkarılan söylentiler piyasada hedge fund kaygılarını tetikledi. Citadel durumlarında bir sıkıntı olmadığını ve 6 milyar dolar nakitleri bulunduğunu açıkladı.
4- Amerika’da ekonomik verilerin kötü çıkmasının yanından şirket karlarında da major düşüşler gözleniyor ama yine analist tahminlerinden daha iyi karlar açıklandığını belirtelim. Zarar açıklaması beklenen JP Morgan hisse başı 0.11 dolar kar açıklarken, Coca-Cola da Pepsi’nin aksine beklentilerden daha iyi bir kar ve görünüme işaret etti. Ayrıca Wells Fargo da beklentilerden iyi bir kar açıklarken aynı zamanda Wachovia birleşmesi sonrası olası zararlar için 20 milyar dolarlık menkul kıymet ihracı yapabileceğini açıkladı.
5- Avusturya Şansölyesi Gusenbauer kendileri için bankaların devletleştirilmesinin son seçenek olduğunu açıkladı.
6- ECB açıkladığı yeni önlemlerle piyasalara daha rahat likidite verebilmek amacıyla Kabul ettiği teminat kalitelerini düşürdü. LIBOR ve EURIBOR faiz fiksingleri de dün bir miktar daha geriledi.
7- İsviçre Maliye Bakanı’nın yaptığı açıklamaya gore UBS ile uzun dönemli finansman anlaşması sağlandı, 60 milyar dolara kadar illikit varlıkların düzenli şekilde elden çıkarılacak. Açıklama UBS CEO’su tarafından onaylandı.
8- Amerika’yı takip eden Avrupa’da dün %6.5 oranında düşerken petrol fiyatları da erimeye devam etti. Avrupa’da 67 dolara düşen petrol fiyatlarının Amerika’da 70 dolara yaklaştığı gözleniyor. Bu arada Avrupa borsalarının bugün %5 civarında düşüşle güne başlaması bekleniyor.
9- Bu sabah Asya’da da ciddi satış baskısının hakim olduğunu görüyoruz. Nikkei endeksi şu sıralarda %10 civarında aşağıda bulunuyor. Düşüşte global kaygılar önplanda. Diğer Asya piyasalarında da %3 ile %10 arasında düşüşler gözleniyor.
10- Yatırımcılar bugün Amerika’da TSİ 15:30’da Eylül ayı TÜFE (önceki: -0.1%, Beklenti: 0.1%) ve haftalık işsizlik başvuruları (önceki: 478K, Beklenti: 468K) ve TSİ 16:00’da Net Sermaye Hareketleri açıklanacak. Ayrıca TSİ 16:15’te açıklanacak sanayi üretimi (önceki: -1.1%, Beklenti: -0.8%) ve TSİ 17:00 Philly FED (önceki: 3.8, Beklenti: -10.0) yakından izlenecek.
11- Kar tarafında ise bugün seans açılmadan Bank of NY (Beklenti EPS: 0.64), Capital One (Beklenti EPS: 0.94), Citigroup (Beklenti EPS: -0.66), Harley Davidson (Beklenti EPS: 0.79), piyasa kapandıktan sonra IBM (Beklenti EPS: 2.01), Merrill Lynch (Beklenti EPS: -4.05) karları izlenecek. Esasında çok fazla sayıda kar var ama bu yukarıdakiler daha yakından takip edilecek.
Ozgur Altug
Research
Raymond James Securities
-
Semih Saçlı: Gelişmekte olan piyasalara dikkat !!!
Dünya hala sallanıyor, piyasalardaki dünkü satışlar bunun bir göstergesi. Hızlı yükselişler hızlı düşüşlere yerini bırakıyor. Yatırımcılar nereye bakacaklarını şaşırdı[B]. Bizce piyasalarda ne teknik ne de temel analiz kaldı. VİX endeksi 70 seviyelerine çıktı ama hiç kimse 90 seviyelerini geçemeyeceğini garanti edemez[/B]. Bunun yanı sıra, dünya borsalarında RSİ endeksleri de aylık formatda tarihi diplere geldi ama hala piyasalarda baskı üstüne baskı.
Bu dinamiğin tek bir anlamı var o da kriz. Kriz olduğunu bizler psikolojinin patlamasıyla anlıyoruz. Psikolojinin patlaması da bir çığı andırıyor. İlk başta tepeden birkaç kar topu yuvarlanır sonra birden kocaman bir parça kayıyor ve bir bakıyorsunuz birkaç dakika içinde dağın yanı kaymış gitmiş. Geriye baktığınızda değişik bir resim ile karşı karşıya kalıyorsunuz. İşte insan psikolojisi de bir dağ gibidir. Bir ego ile yükselir, bir çiğ ile yıkılır.
Piyasaların ekonomilerden, ekonomilerin de insanlardan oluştuğunu düşününce, bu dinamiğin en önemli parçasının sokaktaki insanlar yani bizlerden oluştuğunu görüyoruz. Bu yüzden bizce bu krizin sonunun en önemli göstergesi ne endekslerdeki belirli seviyeler ne de başka bir tekniksel gösterge olacaktır. Bizce bu krizin en önemli göstergesi sokaktaki insanın davranışı ile belirlenecektir.
Bu nedenden dolayı bizler, kriz analizimizi yeni bir boyuta getirerek, piyasaların dışındaki dinamiklerin de çok yakından izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. [B]Bizce nasıl VİX endeksi tarihi seviyelere çıktıysa ve de nasıl küresel piyasalar tarihi düşüşler ile dinamikleri alt üst ettiyseler sokaktaki insanların da piyasalar gibi doğal dinamiklerini bozarak çok sıra dışı hareketler göstermeye başlamadan bu içinde bulunduğumuz krizin sonuna gelmemiz zor gibi geliyor.[/B]
Bizler bu yüzden küresel krizin yeni boyutunun bazı gelişmekte olan ülkeleri etkisi altına alacağını ve bunun da küresel mali krizin zirvesine giden önemli bir adım olacağı kanısındayız. [B]Bizce mali krizin, bazı ülkelerde insanları sokaklara dökebilecek bir boyuta gelme olasılığı çok yüksek.[/B]
Gerçi her şeyi zaman gösterecek ama bu kadar çok belirsizliğin ve risklerin yüksel olduğu bir ortamda bizler piyasanın toparlanmasının ve psikolojinin dengelenmesinin beklenmeden yatırım stratejimizde bir değişiklik yapmanın doğru olmayacağı kanısındayız. [B]Doğal olarak piyasalarda kısa vadeli hareketler olacaktır fakat orta ve uzun vadeli dinamiğin değişmesi için bizler gelişmekte olan piyasaların çok yakından izlenmesi gerektiği kanısındayız. Bu bölgelerden birindeki herhangi bir mali sistem çöküşü, krizin belirli bir sürede zirve yapmasına yol açabilir.[/B]
Semih Saçlı
Stratejist / Tera Menkul
-
Bu hafta ekonomik verilerden ziyade karlar önemli olacak - ÖZGÜR ALTUĞ
Veri trafiği açısından nispeten sakin bir haftaya girilirken piyasalardaki hızlı haber akışının bir miktar yavaşladığını ve
oynaklığın bir miktar düştüğünü gözlemliyoruz. Krizin seviyesiyle ilgili şimdilik en belirleyici gösterge olduğuna inandığımız interbank faiz oranlarındaki gerilemeyi takip etmeye devam etmek gerekiyor. Maddelere bakarsak;
1- Fitch IMF ile 14 milyar dolarlık anlaşma imzalamaya hazırlanan Ukrayna'nın kredi notunu B+'ye düşürdü ve görünümünü negatife çekti.
2- Fitch ayrıca Macaristan'ın da not görünümünü negatife çevirdi.
3- 3 aylık Libor Cuma günü de çok az da olsa düşerek 4.41875'e geriledi. Cuma günüyle birlikte ABD bankalarının Avrupalı bankalara line açmaya başlamasıyla bugün faizler de ciddi düşüşler görülebilir.
4- ABD'de Cuma günü kar açıklayan Honeywell karını %16.3 oranında artırdı fakat geleceğe yönelik görünümü olumsuzlaştırması hayal kırıklığı yarattı.
5- Lüksemburg da mevduat garantisini 100,000 EUR'a çıkardığını açıkladı.
6- ABD'de Cuma günü açıklanan yeni konut inşaatları Eylül'de 880,000'lik beklentiye karşılık 817,000 olarak gerçekleştirdi. Ayrıca Michigan tüketici güveninin de beklentilerden kötü geldiğini belirtelim. Kötü ekonomik veriler birlikte ABD borsalarında düşüşler gözlendi. NY Times'da Warren Buffett'in hisse aldığını yazmasına karşın DJ %1.4 ve Nasdaq %0.4 gerileyerek günü tamamladı. Vadeli işlemlerde ABD borsaları %1.2'den fazla yukarıda bulunuyor.
7- Avrupa tarafında bankalara destek açıklamaları gelmeye devam ediyor. Son olarak hafta sonunda Hollanda bankası ING'ye devlet 13.4 milyar dolarlık sermaye yatırımı yapma kararı aldı. Avrupa borsalarının Cuma günü ortalama %4.2 yükseldiğini belirtelim.
8- Hafta sonunda AB ve ABD'li liderlerin yaptığı görüşmelerden de yeni gereken bir aksiyon planı varsa önümüzdeki günlerde yapılacak birkaç zirveyle konunun ele alınması konusunda mutabakat çıktı.
9- Bu sabah Asya borsalarında Güney Kore iyimserliği yaşanıyor. Avrupalı ve ABD'li dostlarının arasına katılan Güney Kore 130 milyar dolar paket açıkladı. Bu paketin 100 milyar doları banka dış borçlarını garanti edecek ve gerisi sermayelendirmede kullanılacak. Bu haberin yanından Panasonic karının da beklentilerden iyi gelmesi Nikkei şu sıralarda %3 yukarıda. Diğer Asya piyasalarında Çin ve Tayvan hariç genel olarak bir yükseliş havası mevcut.
10- Yatırımcılar bugün ABD'de açıklanacak American Express (beklenti EPS: 0.60), Halliburton (beklenti EPS: 0.74), SanDisk Corp. (beklenti EPS: -0.27) ve seans sonrası açıklanacak Texas Instruments (beklenti EPS: 0.44) karlarını takip edecek. Avrupa ve ABD'de bugün önemli bir ekonomik veri beklenmezken FED Başkanı Ben Bernanke'nin yapacağı sunumda faiz konusuyla ilgili vereceği ipuçları takip edilecek.
ÖZGÜR ALTUĞ
Raymond James Türkiye Başekonomisti
-
Krizdeki balonların Aritmetiği. Deleveraging Extra Large
20.10.2008 09:26:25 - BURAK SALTOĞLU
Konut balonu ve arkasından şişen emtia balonu da inmişken uzun süre direnen hedge fon balonu da inmeye başladı. Deleveraging Extra Large diye adlandırıyorum. Zira Lehman´ın kaldıracı 1´e 30 ise buradaki kötü durumdaki hedge fonların değeri çok daha yukarıdadır.
Ancak dikkat edersek sadece gelişmekte olan ülkeler satış yedi bugün (Cuma). Avrupa yukarıdaydı. Bu zorlu süreç biraz tatsız da olsa bitecek. Arkasından bir CDS gelirse o çok kötü. Ama büyük batışlar gelmezse CDS´ler de öldürücü olmayabilir. Ama hedge fonların CDS’i tetiklemesi sorun olabilir. Bunlar hep belirsizlikler.
Sırada kredi kartları ve biraz da oto kredileri var. Bunlar konuta göre sınırlı. Arkasından devlet fonları ile desteklenen bankalar bir başka balon yaratmazsa ekonomiye ve resesyon konularına hızlı bir dönüş olacak.
Bize gelince panik kısmını yönetmeliyiz. DCD ve döviz üzerine yazılmış mevduat ürünlerinde biraz tatsız şeyler olabilir ama bu 2006´dan daha zayıf ve az oldu gibi. Çünkü burada volatilite yavaş yavaş geldi. Orada sıçrama sanki daha ani oldu. Ama yine de göreceğiz. Bundan sonra F/K oranlarında K´yi tahmin etmeye çalışacağız. Çünkü kazanç çok kolay bir projeksiyonu yok bu ortamlarda. Örneğin Türkiye’de ihracata yönelik bir firma mı daha iyi yoksa içeriye çalışan biri mi? Avrupa´ya ihracatı olan grup mu başka mı gibi sorular olacak. Dövizin artışı ihracatçı için iyi mi yoksa döviz borçluların batışı daha fazla mı panik yaratır? Ya da gerçekten döviz borçluları yok burada muhasebesel bir sorun mu var? Bilmiyoruz...
Dip nerede bence hedge fund balonu sönmeye yakın fiyatlar iyice inecek ama kimsenin alacak mecali kalmadı. Ralli için çok net pozitif bir haber ve moral lazım ama herkes yorgun savaşçı. Bizler bile yorulduk olayı izleme sürecinde. Ama sorun fiyat değil fiyatların düzeyi. Uygun soru tünelden ne kadar zamanda çıkılacağı. Yeni düzen yeni finansal yapılar vs...
Bence oldukça belirsiz bir sürece gidiyoruz. Kriz panik ve yabancı çıkışı ise IMF faydalı olur. Ama hedge fon´ları IMF güveni de durduramaz. Sorun büyümeye yönelik bir sorunsa IMF´nin faydası da az olur (hatta bütçeyi sıkı tutarak sorunu daha da ileri atabilir bile). Çok hassas bir nokta eğer iyi yönetilirse sorun krize dönüşmeden daralma ile atlatılır. Kötü yönetim volatilite´nin bir günde çok yüksek düzeylere gelmesine neden olabilir. Ama her durumda global olarak bayağı bir yol kat edildi. Umarım çok daha devam etmez. Şu ana kadar volatilite bizim dışımızda gelişti. Bu süreçte umarım radikal olarak yanlış bir adım atılmaz. İngiliz fıkrasını daha önce de anlatmıştım. Asılmaya giden adamın dediği gibi ‘bu da geçer’. Sadece ipe götürme ve asılma süresi diğer idamlara göre biraz yavaş ve belirsiz. Ama geçecek.
Herkese paniksiz günler. Stres sağlığı bozar. Sağlık her zaman önde olmalı...
BURAK SALTOĞLU
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü
-
[B]Hükümetin hazine bonosunda yerli yatırımcıya uygulanan %10luk stopajı kaldırma planları bankalardan mevduat çıkışına sebep olabilir... [/B]
Hükümet hazine bonosundaki stopajı kaldırırsa mevduat ve hazine bonosu arasındaki stopaj farkı %15e yükselecek. Yani 1 milyon YTLsinin hazine bonosu yerine mevduatta tutan YTL150,000 YTL vergiye tabi olacak. Bu kararın vergi dezavantajı nedeniyle önremli mevduat çıkışına sebep olabileceğini düşünüyorum ...
[B][COLOR="Red"]Bankacılık Sektörü için NEGATİF POTANSİYEL.[/COLOR][/B]
-
Doların HIZLI ve çılgın yükselişi
22.10.2008
[B]Dolar-YTL 1,60´a yükseldi. [/B]Dolar yalnızca YTL değil neredeyse bütün para birimleri karşısında hızla değer kazanıyor. Zincirleme yaşanan etki sadece gelişmekte olan ülke para birimlerini değil euro dahil birçok parayı etkiliyor...
Dün gece ABD piyasaları açıkken yapılan işlemlerde dolar YT karşısında 1,59´u geçti ve günlük yükseliş % 5 oldu. YTL en çok değer kaybeden para birimleri arasında yer alırken Macaristan, Polonya, Norveç´in paraları da % 5 düştü. İsveç, Çek Cumhuriyeti ve Güney Afrika para birimleri ise % 4 değer kaybetti.
Dolar, euro karşısında dün % 2 değer kazandı ve parite 1,31´in altına indi. Asya´da doların değer artışı sürdü. Dolar yaklaşık % 2 daha değer kazandıktan sonra parite 1,28´e indi. Euroya bağlı olarak Avrupa paralarında düşüş Asya´da da sürerken dolar-YTL 1,60´ın üzerine çıktı...
Dolara karşı yükselen para birimi ise Japon Yeni oldu, dolar-yen paritesi Asya´da 100´ün altına indi.
Döviz kurlarında yaşanan bu süreç kendi dinamikleriyle devam ederken Wall Street´te endeksler % 2,5-4 geriledi. Dün açıklanan bilançoların genelde beklenenden kötü gelmesi pazartesi günkü olumlu havayı dağıttı...
Aşırıya kaçan satışlar gözlenmezken teknoloji hisselerindeki düşüş Nasdaq´ı % 4,1 aşağıya çekti. Mali sektör hisseleri de genelde satış ağırlıklıydı. Dow Jones % 2,5 gerileyerek 9,033 puana indi.
Asya borsalarında satışlar hızlandı. Tokyo´da düşüş % 6´ya ulaşırken diğer endekslerde % 3 kayıp var...
-
[B][COLOR="Red"]Doların 1.60'a dayanmasının perde arkasında Türkiye'den 1.5 milyar
dolar çıkaran Global Millenium Investment adlı hedge fon var.[/COLOR][/B] Fonun
kurucusu Michael Huttman, diğer hedge fonlar gibi gelişmekte olan
piyasalardan çıkma kararı aldı...
Peki dolardaki yükseliş nereye kadar devam edecek?
Tüm dünya piyasalarında normalleşme başlarken, Türkiye'de özellikle
dolar son üç gün içinde yaklaşık 10 kuruşluk bir artış gösterdi...
Dün sabah güne bankalararası piyasada 1.51 YTL seviyesinden başlayan
dolar, gün boyunca sürekli artış eğiliminde idi.
Bankalararası piyasanın kapanışında 1.57'nin üzerine çıkan dolar,
piyasa sonrası işlemlerde 1.5950 seviyesine kadar yükseldi.
[B][COLOR="red"]Böylelikle 1.60 sınırına dayanan dolar, yaklaşık 25 aydan bu yana en
yüksek seviyesine ulaşmış oldu. [/COLOR][/B]
Peki, doların bu ölçüde yükselmesinin perde arkasında ne yatıyor?
Dünkü çok keskin hareketin perde arkasında yine Türkiye piyasasından
çıkan bir hedge fon var.
[COLOR="red"][B]Fonun adı Global Millenium Investment. Başkanı, 1990'ların başında
Goldman Sachs'tan ayrılan ve özellikle gelişmekte olan piyasalara
yatırdığı fonlarla giderek büyüyen Michael Huttman. [/B][/COLOR]
Huttman, 1995 yılında 25 milyon dolarla kurduğu hedge fon ile şu anda
yaklaşık 6 milyar dolarlık varlığı yönetiyor. Huttman'ın fonunun Son
iki gün içinde Türkiye piyasasından yaklaşık 1 ile 1.5 milyar dolar
arasında para çıkardığı belirtiliyor.
Global Millenium, geçen hafta başlayan ve devam eden hedge fon
çıkışının son halkasını oluşturuyor. Son üç işlem gününde sürekli
olarak yabancı yatırımların Türkiye piyasasından çıkmaya başladıkları
görülüyor. Kurun tırmanmasının perde arkasında bu yatıyor.
[B][COLOR="red"]BİR HAFTADA 5 MİLYAR DOLAR [/COLOR][/B]
Piyasada Cuma günü yaklaşık 1.5 milyar dolarlık, Pazartesi günü ise
1.5 milyar dolarlık hedge fon çıkışı yaşandı.
Son bir haftada Türkiye piyasasından çıkan yabancı yatırımcının toplam
portföy tutarının 5 milyar dolara yaklaştığı vurgulanıyor. Kasım ayı
hedge fonların "notice" dönemi olarak nitelenen hesap toparlama
dönemi. Yılsonunda da hedge fonların itfaları başlayacak. Bu itfa
döneminde hedge fonlara yatırım yapmış olan yatırımcıların önemli bir
bölümünün hesaplarını kapatma eğiliminde olacağı belirtiliyor.
Finansbank Özel Bankacılık Müdürü Murat Sağman, "Dünyada yaklaşık 2
trilyon dolar büyüklüğünde hedge fon olduğu belirtiliyor. Yılbaşından
sonra bunların yüzde 20'sinin hesap kapatacağı söyleniyor. Yani tüm
dünyada hedge fonlar yaklaşık 400 milyar dolar eriyecek. Bizdeki para
çıkışının sebebi de bu. Hem hisse senedinden hem bonodan hem de
özellikle gecelik repo piyasasından çekiliyorlar" dedi.
Bugüne kadar genellikle Merkez Bankası'nda gecelik faizde duran ve
yüksek bono faizi bekleyen yabancı piyasa oyuncuları, kurun yükselmeye
başlamasıyla birlikte portföylerini boşaltmaya başlıyor.
Raymond James Başekonomisti Özgür Altuğ, "Türkiye'yi bugüne kadar
koruyan yüksek faiz yaklaşımı artık işlemiyor. Çünkü ABD'de örneğin
belediye bonolarını yüzde 20'den alabiliyorsunuz, Avrupa'da da risk
primi yükseldiği için seçenekler çoğaldı. Bu ortamda yabancı
yatırımcıların hiçbiri YTL riskini de barındıran Türk kağıtlarında
kalmayı tercih etmiyor" dedi.
Altuğ, piyasada bir güven eksikliği olduğunu da belirterek, "Daha
önceki dalgalanmalarda Merkez Bankası yaklaşık 2.5 milyar dolarlık bir
müdahale ile piyasadaki sorunların çözülmesini sağlamıştı. Sanırım bu
tür bir yaklaşım görmediğimiz müddetçe piyasa alınmayan aksiyonun
cezasını kesmeye devam edecek" diye konuştu.
1.70'LER GÖRÜLEBİLİR
Ata Portföy Fon Yöneticisi Cem Tözge ise doların dünya para
birimlerine karşı hızlı değer kazandığını belirterek, Türkiye gibi
cari açık sorunu olan ülkelerdeki para birimi değer kaybının daha
fazla olduğunu hatırlattı. "Kasım ayında daha fazla müşteri çıkışı
yaşanabilir" diyen Tözge, "Teknik olarak 1.62'ye doğru bir hareket
bekliyoruz. Burada tutunma olmazsa 1.70'in üzerine çıkabiliriz.
Hareket çok hızlı oldu, bu seviyeler önümüzdeki bir hafta içinde
görülebilir" diye konuştu.
ARTIK YÜKSEK FAİZ YETMİYOR
"Artık faizin yüksekliği de fonları Türkiye'de tutmaya yetmiyor" diyen
Turkish Yatırım Finansal Strateji Müdürü Gökhan Uskuay, çıkan paranın
önemli bir bölümünün yine gecelik faizden kaynaklandığını söyledi.
Uskuay, Gazeteport'a yaptığı açıklamada "Bunu önlemek için bir güven
unsuruna ihtiyaç var. Bence IMF ile yapılacak hızlı bir anlaşma bu
konudaki sorunu çözebilir" dedi.
Uskuay, "Euro/dolar paritesindeki hareketlilik ve küresel anlamda
dolar talebinin artması da doların çıkışını hızlandırıyor" diye
konuştu.
NEREYE KADAR GİDECEK?
Yatırım Finansman Menkul Değerler Analisti Fatih Baykan
yaptığı açıklamada şunları söyledi:
"Hedge fon çıkışı olduğu ortada. Fonlar çıkmaya devam edecek,
dolayısıyla birkaç gün daha dolarda yüksek seyrin devam etmesini
bekliyorum. ABD piyasasına bağlı olarak gün içinde 1.60'ların üzeri
denenebilir. Ancak piyasalar biraz daha normalleşmeye başladıktan
sonra düşüş yaşanabilir. Euro/dolar paritesi 1.31'e kadar geldi. Ancak
şunu unutmamak lazım; bu çıkışlar sadece bizden yaşanmıyor. Güney
Afrika, Güney Kore, Macaristan gibi diğer gelişmekte olan ülkelerin
para birimlerinde de ciddi çıkışlar var. Pozisyon kapatma dönemi
boyunca bu tür dalgalanmalar görebiliriz."
BİRAZ DAHA SÜREBİLİR
Dolardaki yükselişin süreceğini öngören Unicorn Capital Ekonomisti
Özlem Bayraktar ise hedge fonların petrolden çıktıktan sonra
yatırımlarını önemli ölçüde dolar cinsine çevirdiğini belirterek
şunları söyledi:
"İki temel neden var. Bir tanesi euro/dolar paritesi, diğeri ise
fonların çıkışı. Petrol fiyatlarının düşmesiyle para kaybeden hedge
fonlar kayıplarını dolarla kapatmaya çalışıyor. Bankaların batmasından
sonra hedge fon kaynaklı böyle bir hareket bekleniyordu. Gelinen
seviyeler bu nedenle çok sürpriz değil. Önümüzdeki günlerde artış
trendi devam edecek. Ama nereye kadar süreceği ya da hangi seviyeye
kadar gideceğini şu anda kestirmek mümkün değil. Şu anki noktaların en
üst noktalar olduğunu düşünmüyorum, daha da yükselecek. Paritedeki
hareketlilik kontrol edilemeyeceği için şu anda Türkiye'de
yapılabilecek çok şey yok. Belki kontrolden daha da çıkılırsa Merkez
Bankası müdahale edebilir."
Meksa Yatırım Araştırma Müdürü Tuncay Turşucu da piyasadaki yükselişin
nedenlerinin başında yabancı çıkışının yattığını, ancak özellikle
piyasa kapandıktan sonra çıkılan seviyelerin çok rasyonel
olmayabildiğini ifade etti.
Turşucu, "Yine bir hedge fonun pozisyon kapattığı belirtiliyor. Son
bir haftadan bu yana piyasadan sürekli çıkış var. Şu an için nerede
durulacağını öngörmek kolay değil" dedi...
-
Tails from the dark side... (22-10-08)
Dünyada krizin niye çabuk bitemeyeceğinin adeta kanıtı olan bir gün
yaşandı dün. Dünyada gelişmelere maddelerle olaya yaklaşırsak;
1- Arjantin Hükümeti toplam büyüklüğü 29 milyar dolar olan özel
emeklilik fonlarına küresel krizden korunması amacıyla el koyulduğunu
açıkladı. Fonların ciddi anlamda zarar ettiği yorumları yapılıyor. Bu
haberin de etkili oldu günde Arjantin borsası %10 düştü. Brezilya'da
ise düşüş %1 ile sınırlı kaldı.
2- Merkez Bankalarının piyasaları likidite boğmasının ardından üç
aylık Euribor faizi dün de %5'den %4.968'e geriledi. Takip edilen
diğer bir vade olan haftalık Euribor faizi de %3.974'ten %3.925'e
düştü. 3 aylık faiz oranının Avrupa'daki kısa vade ticari
borçlanmaların büyük bölümü için gösterge kabul edilirken haftalık
faizler genel olarak ECB'nin gösterge faiz oranıyla karşılaştırılıyor.
3- Fransa Maliye Bakanı yılsonundan önce Fransız bankalarına 14.1
milyar dolarlık sermaye desteği sağlanacağını belirtti.
4- Dün Amerika'da açıklanan karlar karışık sinyaller verdi American
Express'in operasyonel karı yatırımcılar tarafından olumlu
karşılanırken esasında karda %20'lik bir düşüşe işaret etti. Apple'ın
karı Iphone satışları sayesinde %26 artarken Yahoo'nun karı %74 düştü
ve en az 1,500 kişinin işten çıkarılacağı açıklandı.
5- IMF resmi olarak dün (daha önce yorum olarak aktarılmıştı) Euro
Bölgesi büyüme tahminlerini 2009 yılı için %0.2 olarak tahmin etti.
Böylece 2008 yılında %1.3 büyümesi beklenen Euro Bölgesi'nde ciddi
yavaşlama beklentisi IMF tarafından da teyit edilmiş oldu.
6- IMF ile anlaşma konusunda Ukrayna hızla yol alırken Pakistan da
10-15 milyar dolarlık bir anlaşmaya hazırlanıyor.
7- FED para piyasası yatırım fonları piyasası için yeni finansman
destekleri açıkladı. Fonların yapacağı itfalara destek olmayı
planlayan FED toplam 540 milyar dolarlık destek verecek.
8- Önceki gün Amerikan piyasalarına destek veren ikinci ekonomik
destek paketi tartışmaları dün de devam ederken Beyaz Saray ikinci bir
paket teklifi olmadığını açıkladı. Hayalkırıklığı yaratan kar
rakamlarıyla birlikte bu açıklama borsalardaki satışları hızlandırdı.
9- Fitch'den dün yapılan açıklamada Baltik ülkeleri, Rusya, Ukrayna ve
Kazakistan bankacılık sektörlerinin mevcut krizde en kötü
etkileneceğini en az etkilenecek ülkelerin de Türkiye, Güney Afrika ve
Körfez ülkeleri olduğunu vurguladı.
10- Ünlü yatırımcı Kirkorian'ın elindeki Ford hisselerinin tamamını
satabileceği değerlendirmeleri yapılıyor.
11- Amerika'da Wells Fargo mevduatlarını bir miktar azaltarak %10'luk
sermaye sınırına yaklaşmayı kabul ettiğini açıkladı.
12- Fannie Mae ve Freddie Mac'in kurumsal bono faizleri Hükümetin
şirketlerin borçlarının tam olarak arkasında olduklarını açıklamasıyla
dün geriledi.
13- ING'nin aldığı devlet desteğinin ardından kredi notu Moody's
tarafından düşürüldü.
14- Amerikan Hazine Bakanı Paulson FED ve FDIC ile birlikte artan
batık mortgage kredileri üzerinde çalıştıklarını açıkladı.
15- Dün ayrıca önceki günün tersine emtia fiyatları da hızlı düşünce
(petrol 70 dolar ve altın 762 dolar) Amerikan borsalarında satışlar
destek buldu. Emtia üreticisi Freeport-McMoran'ın düşen karı, DuPont
olumsuz gelecek dönem uyarısı ve Texas Instrument'ın satışlarla ilgili
uyarısı borsaları etkiledi. DJ %2.5 ve Nasdaq %4.1 geriledi.
16- Seans sonrası gelen Apple karıyla vadeli işlemler biraz yükselse
de Asya'da kazançların hepsi geri verildi ve şu sıralarda vadeli
işlemler %1'den fazla düşüşte.
17- Japon piyasalarından çıkan hedge fund'ların dolara yönelmesiyle bu
sabah EUR/USD paritesi 1.3100 seviyelerinden 1.2800'e geriledi. EM
para birimleri de USD karşısında değer kaybetmeye devam etti.
18- Dün ortalama %0.5 gerileyen Avrupa piyasalarının %1'den fazla
düşüşle açılması bekleniyor. Bu sabah Asya'da da yoğun satışlar
mevcut. Japon Nikkei endeksinde satışlarla endeks %6.2 eksiye kadar şu
anda gerilemiş durumda. Diğer Asya piyasalarında da %1 ile %8 arasında
geniş bir bantta satış baskısı hakim.
19- Yatırımcıların bugün piyasaları derinden etkilemesi beklenen bir
ekonomik veriyi takip etmeyeceklerini belirtelim. Karlar tarafında ise
bölgesel banka karlarının yanında yakından izlenecek karlar Amazon
(beklenti EPS: 0.26), AT&T (beklenti EPS: 0.73), McDonalds (beklenti
EPS: 0.97), Merck (beklenti EPS: 0.79), PM (beklenti EPS: 0.89),
Boeing (beklenti EPS: 1.24) ve Wachovia (beklenti EPS: -0.02)
yeralıyor.
Herkese iyi seanslar dileriz
Ozgur Altug
Research
Raymond James Securities
-
Morgan Stanley 3 Türk bankasının hedeflerini düşürdü ..
Morgan Stanley tarafından yayınlanan raporda,
Akbank'ın fiyat hedefinin 6.1 YTL'den 5.2 YTL'ye,
İş Bankası'nın 5.8 YTL'den 3.9 YTL'ye,
Garanti Bankası'nın ise 4.2 YTL'de 3.2 YTL'ye düşürüldüğü belirtildi...
-
Roubını: Abd'de 2 Yıl Durgunluk Beklıyorum.. Dünya Ciddi Resesyon
Riski Altında...
Dolara Olan Talep Emniyet Hissinden Kaynaklanmaktadır ..
-
[B]Piyasa kahini Roubini: Dünya duracak!! [/B]
Küresel kredi kriziyle ilgili yaptığı isabetli tahminlerle tanınan ekonomist [B][COLOR="Red"]Nouriel Roubini, dünyanın ciddi bir resesyon riski altında olduğunu ve resesyonun en az iki yıl sürebileceğini söyledi... [/COLOR][/B]
New York Üniversitesi’nde Ekonomi Profesörü olan Nouriel Roubini, tüm dünyada ekonomik durgunluk bekliyor. CNBC Europe’a konuşan Roubini, “Sadece ABD’de değil, Avrupa, Japonya, Kanada, Yeni Zelanda ve İngiltere’de dünya çapında bir durgunluk yaşanacak” dedi.
ABD’de iki yıl daha durgunluğun süreceğini tahmin eden Roubini, işsizlik oranının da yüzde 8.5-9 seviyelerine tırmanacağı görüşünde. Ünlü ekonomist, emtia fiyatlarında da yüzde 20 düşüş öngördü.. .
Roubini Japonya’da 10 yıl süren durgunluk süreciyle ABD’nin içinde bulunduğu güncel ekonomik tabloyu karşılaştırdı. Roubini, ABD ile beraber tüm gelişmiş ülkelerin durgunluğa gireceğini, gelişmekte olan ülkelerin de risk altında olduğunu ifade etti...
Ünlü ekonomist, ekonomik bölge olarak da Asya ve Avrupa’nın ABD’ye göre daha kötü konumlandığını belirtti. Nouriel Roubini kurtarma planı ve kredi krizine yönelik müdahaleleri de değerlendirdi ve bu önlemlerin sorunları ortadan kaldırmadığından, etkilerinin de uzun ömürlü olmayacağını kaydetti. Roubini şunları söyledi: “Durgunluktan çıkarken büyümemiz potansiyelin o kadar altında kalabilir ki, durgunlukta olmasak bile öyleymişiz gibi geçebilir. Eğer finansal sistem sakat kalırsa, eğer kredi piyasaları büyümezse reel sektör ve emlak sektörüne yeterli kredi sağlanamayacak.”
Roubini’ye göre, dolara olan talep küresel emniyet arayışının yatırımcıları dolara kaydırmasından kaynaklanıyor. Ünlü ekonomist açıklamasında ayrıca, ABD ekonomisi için beklentisini durgunluk ve deflasyonun birleşimi olarak özetledi ..
-
Bugün karlar ve emtialar takip altında
23.10.2008 08:47:00 - ÖZGÜR ALTUĞ
Dünya piyasaları açısından zor bir gün geride kaldı. Hem gelişmekte
olan hem de gelişmiş piyasalarda son derece enteresan gelişmelere
tanıklık ettik. Bu gelişmeleri maddeler halinde özetlersek;
1- Macaristan Merkez Bankası dün faizleri 300 baz puan artırmasın
karşın Macar Forinti başta EUR olmak üzere diğer para birimlerine
karşı değer kaybetmeye devam etti. Bugün Macaristan'ın tatil olduğunu
belirtelim.
2- Para piyasalarındaki normalleşme devam etti. 3 aylık Euribor faizi
4.936%'dan 4.968%'e geriledi.
3- ABD'de dün açıklanan karlar yine karışık sinyaller verdi. McDonalds
iyi kar açıklarken Wachovia'nın 2.23 dolarlık zarar açıkladığı ortamda
Boeing rakamları hayal kırıklığı yarattı.
4- Kazakistan'da dün kabul edilen yasa taslağıyla bankaların
devletleştirilmesinin yasal zemini hazırlanmış oldu.
5- BoE Başkanı Mervyn King dış şokların etkisini azaltmak için
faizleri değiştirebileceklerini söyledi.
6- WSJ'daki habere göre kredi kartı batıklarında ciddi artışlar var ve
mortgage batıklarıyla yarışır hale geldiler.
7- Beyaz Rusya da IMF ile masaya oturuyor. 2 milyar dolarlık finansman
içeren bir anlaşma bekleniyor.
8- FED dün yaptığı açıklamayla bankaların rezerv karşılıklarına daha
fazla faiz ödeyeceğini açıkladı. Likidite açısından olumlu bir
haberdi.
9- Rusya'dan yapılan açıklamaya göre Ekim ayının ilk iki haftasında
Rusya'dan toplam 15-20 milyar dolarlık sermaye çıkışı yaşandı.
10- Piyasalardaki kriz havasının devam ediyor olmasına istinaden ABD
Başkanı Bush 15 Kasım'da G20 Liderler zirvesi teklif etti.
11- Polonya Hükümeti'nden yapılan açıklamaya göre bankaların interbank
işlemlerinin garanti altına alınacağını açıkladı.
12- Vatan gazetesindeki habere göre Türkiye de mevduata %100'lük
garanti getirmeye hazırlanıyor.
13- Güçlenen USD ve resesyon kaygıları emtia fiyatlarının tam gaz
düşmesine neden oluyor. Böyle bir ortamda petrol daha da düşerken ABD
borsalarında ciddi emtia üreticisi şirketlerde satış gözlendi. DJ
%5.7, S&P %6.1 ve Nasdaq %4.8 oranında geriledi.
14- ABD'yı izleyen Avrupa borsaları dün %5.5 düşerken, bugün %1.5-2.0
civarında eksi kapatması bekleniyor. Bu sabah Asya'da Japonya'nın bir
ara %6'dan daha fazla düştükten sonra şimdilerde %2 aşağıda olduğunu
görüyoruz. Diğer Asya piyasalarında da %1.5-%5.5 arasında düşüşler
mevcut.
15- Asya'da Yeni Zelanda'nın da faizlerini 100 baz puan indirdiğini
gözlemliyoruz. Diğer ülkelerin de Yeni Zelanda'yı takip etmesi
bekleniyor.
16- Yatırımcılar bugün ABD'da TSİ 15.30'da açıklanacak haftalık
işsizlik başvurularını ve Avrupa'da TSİ 12.00'de sanayi siparişlerini
takip edecek. Kar tarafında açıklanacak bir çok kar bulunmasına karşın
yakından takip edilecek karlar arasında Altria (beklenti Hisse Başına
Kazanç: 0.45), Starwood (beklenti Hisse Başına Kazanç: 0.53), NYTimes
(beklenti Hisse Başına Kazanç: 0.04), UPS (beklenti Hisse Başına
Kazanç: 0.89) ve Xerox (beklenti Hisse Başına Kazanç: 0.29) bulunuyor.
ÖZGÜR ALTUĞ
Raymond James Türkiye Başekonomisti
-
Türk bankalarına karşı ihtiyatlıyız
[B][COLOR="Red"]Morgan Stanley, Türk bankalarının makro ekonomik görünümüne ilişkin olarak şu anda çok daha ihtiyatlı olduğunu belirterek, şu an için uzak durulması uyarısında bulundu. [/COLOR][/B]
Türkiye´nin CDS seviyelerinin 580 baz puanı aştığını ve 2003 yılı ortasından bu yana görülen en yüksek seviyelere çıktığını belirten Morgan Stanley, ayrıca YTL´ye yönelik aşağı yönlü risklerin Türk bankaları için ek güçlükler oluşturduğunu da belirtti. Bu ortamda Türk bankalarının hisselerine yeni yatırım konusunda ihtiyatlı olunmasını tavsiye eden Morgan Stanley, 2009 yılı için Türk bankalarına ilişkin hisse başına kar tahminlerini %18-20 aşağı çektiğini vurguladı.
Morgan Stanley, kar tahminlerini ve fiyat hedeflerini aşağı çekmesine karşın Garanti Bankası´nın hala yüksek getiri potansiyeli bulunduğunu belirterek bu banka için tavsiyesinin ‘Ağırlığı Artır’ olarak korudu. Morgan Stanley´in Akbank için tavsiyesi ´Ağırlık Azalt´, İş Bankası C için ise ‘Eşit Ağırlık’.
Morgan Stanley, Garanti Bankası için fiyat hedefini 4.20 YTL´den 3.20 YTL´ye çekti, ancak bu Salı kapanışına göre %46 getiri potansiyelini işaret ediyor. Akbank için fiyat hedefini 6.10 YTL´den 5.20 YTL´ye çeken Morgan Stanley, getiri potansiyelinin yüzde 18 olduğuna işaret etti. İş Bankası C için fiyat hedefini 5.80 YTL´den 3.90 YTL´ye indiren Morgan Stanley, getiri potansiyelinin yüzde 8 olduğuna işaret etti.
Morgan Stanley, Akbank için 2008 yılı hisse başına kar tahmininin 0.69´dan 0.66´ya, 2009 için 0.77´den 0.63´e, Garanti Bankası için 2008 tahminini 0.45´den 0.44´e, 2009 tahminini 0.55´den 0.45´e, İş Bankası için ise 2008 tahminini 0.79´dan 0.68 ve 2009 tahminini 0.91´den 0.72´ye indirdi.
-
Semih Saçlı: Piyasalar nereye gidiyor ?
Dünya piyasalarındaki hızlı düşüşler bugünlerde özellikle gelişen piyasalarda etkisini arttırdı. Gelişmiş piyasalar, özellikle ABD piyasalarındaki uzun vadeli trendlerin kırılması ile geçtiğimiz ay son zamanların en sert düşüşlerini yaşamaya başladı. Bu tekniksel hareketin altında yatan mali krizin dinamiğinin her geçen gün örümcek ağı misalı dünyayı sarmakta olduğunu görüyoruz. Bu da krizin ilginç noktalara ulaşmasına yol açıyor.
Bu paniğin devam etmesi yatırımcılarda “acaba piyasalar nereye gidiyor?” sorusunu iyice sordurmaya başladı. Gözle görünür en önemli nokta gelişmiş piyasaların iki hafta evvelki kısa vadeli dip seviyelerini yeniden denemeleri olacaktır diye düşünüyoruz. [B][COLOR="Red"]Özellikle Dow Jones’un 7500 seviyesini kırması, piyasalardaki düşüşlerin yeni bir boyuta geçmesine neden olabilir.[/COLOR][/B] 2002’deki küresel resesyonun dip seviyeleri olan 7500’ler bu yüzden dikkatle izleneceğine inandığımız genel bir seviye olduğu kanısındayız.
İçinde bulunduğumuz dönemde, krizin panik dinamiğinden çıkıp çıkmadığını bu seviyelerin korunması ile anlayabileceğimizi düşünüyoruz. Peki, bu seviyelerin korunup korunmayacağını nasıl anlayacağız? Bu sorunun cevabı, bizce mali krizin ana temasını oluşturan bankalarda yatıyor. Yani bankaların destek seviyelerini koruyup korumaması önümüzdeki dönem içinde paniğin ABD piyasalarında devam edip etmeyeceğinin bir işareti olarak kabul edilebilir.
Bu da bizce gelişen piyasalar açısından çok önemli bir dinamiğin başını çekmektedir. Bu söz konusu dinamik, küresel piyasalardaki gelişen ülkelerin finansal bir girdabın içine yavaş yavaş girmelerine neden olmuştur. Ve bu söz konusu girdabın bazı ülkeleri de dibe doğru çekmeye başladığını görüyoruz. Bu dinamiği bazı ülkelerin para birimlerinde ve borsalarında yaşanan çok sert satışlarından anlayabildiğimizi düşünüyoruz.
Gelişmiş piyasalardaki dengelenmenin, Dow Jones’un 7500 seviyesini koruyabilmesi ile mümkün olacağını düşünüyoruz. Bu yüzden bizler krizin temelini oluşturduğuna inandığımız bankaları çok yakından takip ediyoruz. Bankalardaki söz konusu destek seviyelerinin hala korunması, şu an itibari ile bizce olumlu bir gösterge. Fakat piyasaların değişken olduğunu kabul edersek risklerin hala çok yüksek olduğunu görebiliriz. Özellikle bankaların destek seviyelerine olan yakınlığını göz önünde bulundurunca, sektörün hala kısa vadede bile olumsuz havadan çıkamadığını anlayabiliyoruz.
Söz konusu bankalardaki kırılma gerçekleşirse, bu krizin mali sektör açısından da ABD’de hızını yitirmediğini gösterecektir. [COLOR="red"][B]Bu seviyelerin kırılması banka sektörünü 17 sene geri götürerek 1991 seviyelerine kadar indirebilir. Bu da sektörün şu anki seviyelerin %45 daha gerilemesi demektir. [/B][/COLOR]
Sonuç itibari ile herşeyi zaman gösterecek. Fakat bizler bankalardaki dinamiğin en azından kısa vadeli risk noktalarından uzaklaşmadan, mühafazakar tutumuzu değiştirmenin çok riskli olacağı kanısındayız. Özellikle gelişen piyasaları hızlı bir şekilde etkisi altına almaya başlayan küresel mali krizin dengelenmesi, bizce gelişmiş piyasaların dengelenmesi ile mümkün olacaktır.
[B]Bizce kısa vadede aşağı yukarı basma tulumba misali piyasa hareketlerinin devam etmesi söz konusu olabilir,[/B] fakat orta ve uzun vadede krizin zirve ve piyasaların dip yapıp yapmadığını anlamak için ise izlenmesi gereken en önemli noktaların başında ABD’nin en büyük banklarının olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçeveden baktığımızda[B][COLOR="red"] piyasalardaki aşağı yönlü risklerin orta ve uzun vadede çok yüksek olduğunu kabul edebiliriz. Bu yüzden bizler hala mühafazakar tutumumuzu değiştirmemekteyiz.[/COLOR][/B] Biz krizlerde dibi yakalamanın önemli olmadığını, fakat dip oluştuktan sonra dibi anlamanın gerekli olduğunu düşünüyoruz.
Semih Saçlı
Stratejist / Tera Menkul
-
[COLOR="Red"][B]Deep noktalarını yakalamak için risk almak ÇOOOK TEHLİKELi[/B][/COLOR]
UBS´in hisse senedi analisti [COLOR="red"][B]Jeffrey Palma piyasanın daha kötüye gidebileceğini belirtti ve yatırımcılara savunmacı olmalarını, dip noktalarını yakalamak için risk almamalarını önerdi[/B][/COLOR].
Palma'nın analizi özetle şöyle:
Yılbaşından bugüne kadar küresel olarak hisseler %36.2 düştü. Toplam getiri bazında bu MSCI World başlangıcı olan 1970'den beri en kötü yıl. Bundan önce getiri bazında, hisselerin %24.5 düştüğü 1974 en kötü yıldı...
Bugünün fiyatlarında MSCI World endeksi 2003 Eylül seviyesine geri döndü ve bugüne kadar 61 ayın karını sildi. Bu, 1970'lerden beri silinen karların en yükseği. 1990'da endeks 24 ayın gelirini sildi, 1992'de de 15 aylık gelir silinmişti. 200-2003 arasında endeks 53 ayın gelirini sildi.
Geçmişte taban daha düşük olmuştu... 2007 Ekim'deki tavandan beri küresel hisseler fiyat bazında %43 düştü. 2000-2003 yılları arasında ise %48 gerilemişti.
Olumlu taraf ise bu hisselerin ortalama 11 fiyat/kazanç oranında işlem gördüğü anlamına geliyor. Bu, 1982´den beri en ucuz fiyat/kazanç oranı. Öte yandan şirketlerin yaklaşık %50´si şu an %3´ün üstünde temettü getirisi sağlıyor. 1974´ten beri %2.8 olan uzun dönem
ortalamasından daha büyük.
[B]Peki bu alım fırsatı mı? Pek değil !!! [/B]
[B]Hala gelmekte olan bir resesyon var !!!! [/B]
Küresel olarak gelirler tepe noktasından %30-40 düştü. Hisse başına getiri %15 civarında azaldı, bu da gelir zayıflığının gelecek yıla kadar devam edeceğine işaret ediyor.
Kötü olan, analistler henüz 2008 için gelir tahminlerini aşağı yönlü revize etmişken, 2009 ve 2010 için de beklentiler iyi değil. 2008 rakamları önemli ölçüde aşağı düşerken, 2009 ve 2010 tahminleri hala çok güçlü görünüyor. Bunun sonucu olarak bu yıllar için büyüme
tahminlerinin keskin bir düşüşe ihtiyacı var.
Peki yatırımcılar ne yapmalı?
Savunmacı kalın...
Yatırımcılar risk dönemini yönetmeye devam ederken savunmacı sektör dağılımını korumalı...
En büyük ağırlık arttırım önerimiz tüketici malları ve telekomlar...
Yatırımcılara yüksek temettülü ve düzenli gelir yapısı olan şirketleri tavsiye ediyoruz. Bu sektörler piyasaya göre primli işlem görüyor fakat belirsizlikler nedeniyle bu durumun tersine dönmesini beklemiyoruz...
-
İngiltere´de GSYH, ABD´de konut rakamları önemli
24.10.2008 09:02:37 - ÖZGÜR ALTUĞ
Dünya piyasalarındaki olumsuz hava devam ederken en azından belirgin bir yön bulunabiliyor. Fakat ABD piyasalarındaki oynaklığın tanımının gerçekten yapılması hiç kolay değil. Yarım saatlik dilimler halinde dün ABD borsalarında +3% ve -3% arasında değişimler gözlendi. Biz yine de kısa maddeler halinde dünü ve bugünü özetlemeye devam edelim;
1- Credit Suisse üçüncü çeyrekte 1.3 milyar İsviçre frankı zarar açıkladı. Banka dördüncü çeyrek konusunda çok iyimser olduğunu belirtirken, mortgage ve kredi piyasalarında değişikliklerden en fazla etkilenen varlıklar karşısındaki risklerini azaltmaya devam ettiğini belirtti.
2- İsveç Merkez Bankası piyasaları rahatlatmak için repo faiz oranını %4.25’ten %3.75’e indirdi.
3- Rusya’nın 5 yıllık CDS’leri 1200’e değip 1080 seviyelerine çekilirken Ukrayna’nın CDS’leri 3,000 seviyesine yaklaştı. Kazakistan 1,400 CDS’den işlem görürken, Türkiye ise 800’ler civarında dolaşan bir CDS’e sahip.
4- Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Fransa´da stratejik şirketler için fon kurulacağını açıkladı.
5- S&P Türkiye’nin kredi notu ve görünümünü teyit ederken Rusya’nın kredi görünümü durağandan negatife çekildi.
6- Her ne kadar IMF yetkilileri tarafından teyit edilmese de IMF’nin gelişmekte olan piyasalara swap’lar yoluyla 1 trilyon dolar verebileceği konuşuluyor. Dün gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin akşam saatlerinde hızlı değer kazanmasının ardında yatan neden buydu.
7- Bugün yapılacak olağanüstü OPEC toplantısında üretim kesintisine kesin gözüyle bakılıyor. ABD’de petrol fiyatları EUR’nun USD’e karşısında değer kazanmasıyla da yeniden 69 dolara yükseldi.
8- FED eski Başkanı Greenspan’ın dünkü sunumunda konut piyasasında çöküşe şaşırdığını ve krizden çıkış için bu sektörün toparlanmaya başlaması gerektiğini söyledi. Greenspan yine aynı konuşmasında özel sektör eliyle yapılan regülasyonun kamunun yaptığı regülasyondan daha efektif olduğunu söylemesi ise dikkat çekti. Aynı oturumda konuşan FDIC Başkanı da kredi yapılandırma konusunda geç kalındığını belirtti.
9- Gelişmekte olan piyasaların döviz piyasaları bölümündeki aktif çocuğu Brezilya dün 1.5 milyar dolarlık swap kontratlarının yanında 3 kere döviz piyasasına müdahale etti. Ayrıca yapılan değerlendirmelerde Real’i savunmak için 50 milyar dolar ayrılma planı olduğu ifade edildi.
10- Fannie Mae ve Freddie Mac’in borçlarının tamamının garanti aldığında olduğunun açıklanmasının yanında AIG CEO’sunun kendilerine sağlanan 100 milyar doları aşan kredinin şirketi krizden çıkarmaya yetmeyebileceğini söylemesi önemliydi.
11- Dün kapalı olan Macaristan piyasalarının bugün de resmi tatil nedeniyle kapalı olduğunu hatırlatalım.
12- ABD’de dün birçok çalışan çıkartacağını açıklaması piyasalarda esasında gün boyunca esen olumsuz algılamanın nedenlerinden bir tanesiydi. Kısa bir derleme yaparsak: Goldman Sachs 3,200 kişiyi (toplam istihdamının %10’u), Xerox 6 ay içinde 3,000 kişiyi, Chrysler 1,825 kişiyi, Cooper Industries’in 1,000 kişiyi işten çıkaracağı haberlerinin yanından GM, Janus ve AllianceBernstein’den daha fazla sayıda işçi çıkarılacağı yorumları yapıldı.
13- ABD’de olumsuz havanın bir diğer nedeni de ABD’de konut fiyatlarının artan mortgage batıkları nedeniyle son 17 yılın en hızlı düşüşünü gösterdiğinin açıklanmasıydı. ABD’de şüpheli mortgage kredilerindeki artışın da üçüncü çeyrekte %71 arttığını belirtelim.
14- Bütün olumsuz havaya karşılık dün ABD borsaları (DJ ve S&P) seansın bitmesine yarım saat kala enerji hisselerinin desteğiyle toparlandı ve günü yükselişle tamamladı. DJ %2 yükselirken Nasdaq %0.7 oranında geriledi. Vadeli işlemlerde ise şu anda %2’yi aşan düşüşler dikkat çekiyor.
15- ABD’de seans sonrası rakamlarını açıklayan Microsoft satışları ve karı beklentileri aştı ve şirket seans sonrası işlemlerde %5 civarında yükseliş kaydetti.
16- Avrupa borsalarında dün ortalama yatay bir kapanış dikkat çekerken genel olarak banka ve otomotiv hisseleri düştü. Petrol ve diğer enerji hisselerindeki yükselişler ise durumu dengeledi. Bugün Avrupa borsalarının düşüşle açılması bekleniyor.
17- Bugün Avrupa tarafında özellikle İngiltere’de açıklanacak üçüncü çeyrek GSYH rakamları takip edilecek (önceki: 0.0%, beklenti: -0.2%)
18- Asya’da ise bu sabah satışların yoğunlaştığını görüyoruz. Resesyon kaygıları etkili olmaya devam ediyor. Nikkei şu sıralarda %6.4 düşüşte gözükürken diğer Asya piyasalarında %1 ile %8 arasında değişen düşüşler görülüyor.
19- Toyota’nın çeyreklik otomobil satışlarının azalan ABD talebi nedeniyle son 7 yılda ilk defa gerilemesi ve Samsung’un son 3 yıldaki en büyük kar düşüşünü açıklaması Asya’daki olumsuz havayı perçinledi.
20- Yatırımcılar bugün ABD’de 17:00’de açıklanacak ikinci el ev satışlarını (önceki: 4.91M, beklenti: 4.95M), Avrupa’da 11:00’de açıklanacak PMI imalat endeksini (önceki: 45, beklenti: 44) takip edecek. İngiltere 3Q08 GSYH rakamlarıyla ilgili beklentileriyse yukarıda aktardık. Kar tarafında ise yoğunluk bugün azalıyor. Seans öncesi açıklanacak karlardan ITT (beklenti Hisse Başına Kar: 1.06) ve T. Rowe Price (beklenti Hisse Başına Kar: 0.59) izlenebilir.
ÖZGÜR ALTUĞ
Raymond James Türkiye Başekonomisti
-
Her kelimesine katıldığım bir yorum ..Özellikle son 3 paragrafına ..
Türkiye finansal sistem açısından 2001 krizindekinden çok daha güçlüdür ...
Ama.. dünyadaki her geçen dakika büyüyen krizden muhakkak ki olumsuz etkilenecektir.. Türkiyenin bu krizden ayrışması gibi birşey düşünülemez ..Bunu düşünmek krizin büyüklüğünü doğru algılamamaktan başka birşey değildir ..
HSK,
Semih Saçlı: İMKB'nin küresel dinamikteki yeri
Gelişen piyasalardaki hızlı düşüşler mali krizin henüz daha zirveye
ulaşmadığının bir işareti olarak görülebilir. Bu dinamik hızlı bir
şekilde bilinmeyen risklerin fiyatlanması nedeni ile dünyanın her
bölgesindeki baskıların gittikçe artmasına yol açıyor. Yatırımcılar
güçlü güçsüz herşeyi satıyor. Bizler bu dinamikte, Türkiye'nin
özellikle bu güne kadar beklenenden çok daha güçlü kaldığını
düşünüyoruz. Bu şu an itibari ile Türkiye açısından çok pozitif bir
dinamik.
Bu görüşümüzün temelinde gelişmekte olan ülkelerin (EEM)'lerin İMKB
ile son beş yıllık ilişkisinin ortalamasının ilk defa Türkiye lehine
pozitif bir konuma gelmesi yatmaktadır. Son beş senelik dinamik içinde
İMKB belirli dönemlerde EEM'lerden ayrılmıştır. Bu ayrımların en
sonuncusunun geçtiğimiz mart ve nisan aylarında Türkiye'deki Anayasa
Mahkemesinin kararının bekleme döneminde yaşandığını görmekteyiz.
O dönem içindeki Türkiye'nin iç durumu İMKB'ye negatif yönde etki
etmiş ve İMKB'yi gelişen piyasaların dinamiğinden uzaklaştırmıştı.
İçinde bulunduğumuz günlerde dengenin bir kere daha yine bozulduğunu
görmekteyiz fakat bu seferki bozuluş İMKB'nin lehine bir dinamik
oluşturmaktadır.
Bizce, İMKB'deki bu dirençli havanın nedenlerinden biri; Türkiye'deki
bankacılık sisteminin diğer bölgelerdeki gibi çok küresel bir
dinamiğin içine girmemesidir. Ve bundan daha önemli olduğunu
inandığımız diğer bir neden ise İMKB'nin bir banka endeksi olması ve
ABD piyasalarındaki bankaların bu son 6 haftalık satışlarda Temmuz dip
seviyelerini kırmamaları yatmaktadır diye düşünüyoruz. Yani kısaca son
üç aydır dünyadaki yatırımlar arasında en güçlü kalan sektör ABD
bankalarının performansıdır. Bu da dolayısı ile banka endeksi olan
İMKB'de olumlu bir etki yaratmaktadır.
Bizce buradaki önemli nokta ABD piyasasındaki banka endeksinin temmuz
destek noktalarını koruyup korumamasındadır. Bu orta vadeli destek
noktalarının korunması, ABD bankalarındaki baskıların artmasına yol
açabilir. Bu da küresel yatırımcıların bankalardaki beklentilerini
daha da indirmelerine neden olabilecektir. ABD banka sektöründeki uzun
vadeli dinamik içindeki olası orta vadeli kırılma, sektörü 1991
seviyelerine kadar geriletebilecektir. Bu da sektörün %45 daha değer
kaybetmesine yol açabilir. Son üç aydır dünya piyasalarında en güçlü
konumda olan ABD bankalarının, bu kırılmadan dolayı yine hızlı bir
düşüş dinamiği içine girmesi söz konusu olabilir. Bu dinamikte ABD
bankalarının son üç aylık liderliğini piyasalarda kaybetmesine yol
açacaktır.
Bizce bu söz konusu dinamiğin İMKB açısından anlamı ise şöyle
olabilir; İMKB bir banka endeksi olduğundan uluslararası bankalara
gelecek baskının ister istemez İMKB'de de eskiye oranla baskıları daha
da artırabileceğidir. Bu da içinde bulunduğumuz günlerde EEM'lere
oranla güçlü görünen İMKB'yi kısa bir sürede gücünü yitirmiş bir
konuma sokabilir. Bizler bunun tamamen dış dinamikten
kaynaklanacağını, Türkiyenin iç dinamiğinin diğer bölgelere oranla çok
daha güçlü olduğunu kanısındayız.
Ama doğanın kanunu şöyledir; gelgit suları yükseltip alçaltırken bütün
gemileri de ufaklı büyüklü ayırt etmeden kaldırıp indirir. Biz de
içinde bulunduğumuz gelgitin etkisi ile bu küresel dinamiğin
Türkiye'yi de etkisi altına almadan kurtulmamızın tabiat kanununa göre
zor bir şey olduğunu düşünüyoruz. Fakat gelgit gittikten sonra kimin
gemisinin hemen yüzüp yoluna devam edip denizdeki balıkları sepetine
dolduracağını ve kimin gemisinin batacağını ya da çok uzun süre
yüzemeyeceğini ancak zaman gösterir. Dileriz insanlığın adına en güzel
olan olur.
Bizler gördüğümüz bu dinamiğin İMKB'nin küresel dinamik ile ilişkisi
açısından çok mühim olduğu kanısındayız. Bu yüzden ABD bankalarının
çok yakından izlenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemlerde
ABD dev bankalarına gelebilecek olan olası baskıların devamı ve söz
konusu orta vadeli destek noktalarının kırılması, bizce İMKB için
dolaylı yoldan da olsa negatif bir dinamik yaratabilir. Bu da son
haftalardır gelişmiş piyasalar arasında en güçlü konumda görünen
İMKB'nin, bu direncini kaybetmesine yol açabilir. Sonuçta izlenmesi
gereken en önemli noktalar ABD bankaları ve ABD piyasalarındaki 2002
resesyon seviyelerinin korunup korunmamasıdır.
Sonuçta herşeyi yine zaman gösterecek fakat bizler söz konusu
risklerin hala çok yüksek olduğunu düşündüğümüzden, mühafazakar
tutumuzda herhangi bir değişiklik yapmanın çok riskli olacağı
kanısındayız...
-
Semih Saçlı: Gelişen piyasalardaki önemli destek noktaları
Gelişmiş piyasalar hızlı düşüşlerini her geçen gün artırıyor. Bu baskılar yatırımcılara, “nerede bu destek noktası?” sorusunu sorduruyor. Bizler dip aramanın böyle bir dinamikte doğru olmadığını fakat olası önemli destek noktalarının da gözden kaçırılmaması gerektiğini düşünüyoruz. Uzun vadeli destek noktalarının piyasalarda kısa vadeli de olsa bir açık kapatma dalgası yaratması sıklıkla yaşadığımız bir durum. Bu dinamağin her destek noktasında oluşmadığını fakat bazı uzun vadeli destek noktalarının açık kapatma etkisini, kısa vadeli de olsa piyasalarda koruduğunu da görmekteyiz. Örneğin; Dow Jones’un 2002 resesyon seviyeleri olan 7500’lere yaklaşıp orda çok sert bir dalga ile tepki görmesi, bu önemli destek seviyesinin etkisini kısa vadeli de olsa koruduğunu gösteriyor.
Peki gelişen piyasalarda böyle uzun vadeli olası bir destek seviyesi var mı? Bizler tekniksel gördüğümüz bir resmi bugün sizler ile paylaşmak istedik. Bu resim Morgan Stanley’nin net gelişmekte olan piyasalar dolar endeksi yani, kısaca NDUEEGF’nin son on yıllık grafiği. Bu endeks, 10 seneyi aşkın bir süredir gelişen piyasaların dinamiğini göstermekte.
Sizle paylaştığımız bu endekste göze çarpan en önemli nokta, gelişen piyasaların henüz 1999 zirvesini bile test etmediği, fakat 1999 ile 2003 bandının zirve noktalarına doğru hızlı bir düşüş içinde olduğudur. Grafikten de görüldüğü gibi gelişen piyasalardaki 1999 ile 2003 bandının tepesi 150 seviyeleridir. Bu seviyenin, uzun vadeli dinamik açısından gözle görünür en önemli destek noktalarından biri olduğunu düşünüyoruz. Yine aynı bandın dip noktası olan 75 seviyelerinin de, gelişen piyasalar açısından ikinci önemli uzun vadeli destek noktası olduğu kanısındayız. Bu nedenlerden dolayı bizler, gelişen piyasalarda tekniksel bakış açısıyla yatırımcıların ilk önce 150 ve daha sonra da 75’i çok yakından takıp edeceklerini düşünüyoruz. Yani gelişen piyasaların 2001 kriz dönemindeki bandının içine önümüzdeki dönemlerde yeniden girmesi yüksek bir olasılıktır diye düşünüyoruz. Bildiğimiz gibi 2003’de resesyonun küresel piyasalardaki etkisinin geçmeye başlaması ile 150 seviyesinin gelişen piyasalarda kırılması, bu grubu son on yılın en büyük yükselişine sokmuştur. Fakat gözle görüldüğü gibi bu yükseliş dinamiği, mali krizin yaratmış olduğu dinamikle bozulmuş ve özellikle son zamanlarda güçlü diye bilinen gelişen piyasalara sıçramıştır. Bu grafiğin de gelişen piyasalarda oluşan dinamiğin resmini açık ve net bir şekilde görmemizi sağlayan bir grafik olduğunu düşünüyoruz.
Sonuçta gelişmiş piyasaların 2001 kriz diplerini test ettikleri bugünlerde, gelişen piyasaların yani EEM’lerin 1999 ile 2003 bantlarının zirvelerini test etmeleri çok normal olsa gerek diye düşünüyoruz. Ama burada görünen son on yıllık performans dinamiğine bakıldığında, bu son haftalardaki sert satışlara rağmen gelişen piyasaların hala gelişmiş piyasalara oranla çok daha güçlü kaldığı net bir şekilde görülüyor.
Gelişen piyasaların gelişmiş piyasalara denk düşebilmesi için, gelişen piyasaların şu anki 180 seviyelerinden 80 seviyelerine gerilemeleri gerekmektedir. Bu da gelişen piyasaların %60 daha gerileyerek, 2001’deki küresel resesyon diplerine yaklaşmaları anlamına gelmektedir. Eğer dünya bir yavaşlama içine giriyorsa, gelişen piyasalardaki risklerin gelişmiş piyasalara oranla çok daha yüksek olduğunu bu resimden de anlayabiliriz.
Ama kısa vadede, gelişen piyasaların önünde önemli bir sınav var. Bu da 1999 ile 2003 bandının zirvesi olan 150 noktasıdır. Bu noktaya içinde bulunduğumuz satış baskıları ile çok yakında erişilebilir diye düşünüyoruz. Çok uzun vadeli bir dinamiğin parçası olduğundan, büyük dikkat ile izleneceğine inandiğimiz bu nokta, dünkü kapanışların % 25 altında kalmaktadır. Gelişen piyasalardaki bu olası destek noktasının, gelişmiş piyasaların bir göstergesi olan Dow Jones’daki 7500 seviyesine denk gelmesi de küresel dinamiğin aynı anda aynı girdabın etkisiyle hareket ettiğinin bir göstergesidir.
Sonuçta; bizler bu destek noktasının sadece bir tekniksel nokta olduğunu, böyle bir panik ortamında her noktanın bir satış noktası olabileceğini ve bundan dolayı da orta ve uzun vadeli görüşümüzü değiştirmediğimizi bildirmek istiyoruz. Sonuçta küresel dinamiği etkileyen kaosun merkezinin hala ABD piyasası olduğunu ve bu yüzden önemle izlenmesi gereken noktaların başında, ABD’deki 2002 resesyonu dip seviyesi olan 7000’lerin geldiğini düşünüyoruz.
Bu dinamiğe baktığımızda, bizce gelişmekte olan ülkelerdeki, ilk uzun vadeli önemli destek noktasının şu anki seviyelerin % 25 altında olduğunu görüyoruz. Ve gelişmekte olan ülkelerdeki, ikinci uzun vadeli destek noktasının da 2001 resesyonunun dibi olan ve şu anki seviyelerden % 60 daha aşağıda bulunan, 1999 ile 2003 bandının dibi olduğunu düşünüyoruz.
Sonuçta herşeyi zaman gösterecek, fakat bizler böyle bir panik ortamında ne tekniğe ne de temele dayanarak bir karar vermenin uzun vadede pek doğru olacağı kanısındayız. Bu yüzden bu destek noktalarına rağmen, bizler hala mühafazakar görüşümüzü korumanın doğru olduğu düşünüyoruz.
-
Tails from the dark side... (28-10-08)
Dünya borsalarında artık çok ilginç günler değil çok ilginç saatler ve
dakikalar geçiriyoruz artık. Maddelere bakarak bu konuyu daha iyi
özetleyebileceğimizi düşünüyoruz..
1- Fransa yaptığı açıklamada G-7'nin Yen'e müdahale etmek gibi bir
planı olmadığını söyledi. Fakat piyasada bir süredir BoJ müdahale
spekülasyonu yapılıyor. Bu nedenle Yen'in USD karşısında değer
kaybettiği gözleniyor. 90 seviyelerine yakın seyreden USD/JPY paritesi
bu sabah 95 seviyelerine gelmiş durumda.
2- Morgan Stanley'e ortak olan Japon Mitsubishi'den yapılan açıklamaya
göre imtiyazlı hisse satışı yapılacak ve 390 milyar Yen'e kadar
sermaye artırılacak. Ayrıca 600 milyar Yen tutarında adi hisse senedi
satışıyla sermaye artırımı 1 trilyon Yen'e çıkmış olacak.
3- Dün kredi derecelendirme kuruluşu S&P gelişmekte olan piyasaları
deyim yerindeyse kılıçtan geçirdi. Önce Polonya'nın kredi görünümünü
olumludan durağana çevirdi. Ardından Romanya'nin kredi notu BBB'den BB
+'ya düşürüldü ve görünüm negatif olarak belirlendi. Sonrasında da
Letonya ve Litvanya'nın kredi notları düşürüldü. Son olarak
Estonya'nın kredi notu aynen bırakıldı görünümü negatif olarak
açıklandı.
4- ECB Başkanı Trichet dün, enflasyonun 2009 yılında ılımlı hale
geleceğini ve Kasım ayı başındaki ECB faiz toplantısında faiz
indiriminin mümkün olduğu mesajını verdi.
5- Amerika'da dün açıklanan yeni konut satışları Eylül ayında 464,000
oldu ve beklentilerin 14,000 üzerinde gerçekleşti. Son iki konut
verisinin beklentilerden bayağı iyi çıktığını hatırlatalım.
6- Dün Beyaz Saray'dan yapılan açıklamaya göre Amerikan Hazinesi
Amerikali otomobil sektörlerinin finansal koluna ait şirketler de
kurtarma paketine başvurabilecek. Hangi şirketlerin başvurabileceği
ayrıca belirlenecek.
7-İsveç Başbakanı'nın yaptığı açıklamaya Kuzey Avrupa ülkeleri
İzlanda'ya yardım edecek ama miktar henüz belli değil
8- Amerika'da 125 milyar dolarlık sermaye artırımının ardından yeni
verilecek 35 milyar dolarlık sermayeye en az 16 banka katılacak.
Suntrust, BB&T, ve Capital One'in bu finans kurumlarından bazıları
olduğu ifade ediliyor.
9- Libor ve Euribor faizlerindeki düşüş dün de devam etti. Kredi
piyasalarının rahatlamasına ilişkin olumlu sinyaller veren 3 aylık
LIBOR faizi dün de düşmeye devam etti ve %3.42 olarak gerçekleşti.
10- Amerikan Hazinesi GM-Chrysler birleşmesi için GM'in finansal
destek önerisi için çalışmaya devam ederken kredi derecelendirme
kuruluşu Moody's GM'in kredi notunu dün gece düşürdü.
11- Bloomberg'e göre GE FED'in ticari kağıt piyasasında sağlamaya
başladığı fonlanmadan faydalanıyor. Ne kadar faydalandığı ise
açıklanmadı.
12- Amerikan borsaları dün gün içinde yukarıdaki haber akışıyla -%1 ve
+%2.5 arasında dalgalandı. Yatay bir kapanış olması beklenirken son 15
dakikada fonlar tarafından yapılan yüklü satışlarla Amerikan borsaları
ekside kapandı. DJ %2.4 ve Nasdaq %2.4 geriledi. Fakat vadeli
işlemlerde %1.5 civarında yükseliş görülüyor.
13- Amerikan borsalarının vadeli işlem piyasasının artık çok
spekülatif olduğu ve spot piyasayla ilgili bir endikasyon taşımaktan
giderek uzaklaştığı tartışmaları yapılıyor. Oynaklıkla ilgili
eleştiriler de devam ederken VIX endeksi dün 80 seviyesinin üzerinde
kapandı.
14- Dün Avrupa borsaları %1.7 gerilerken ortalama bugün dünkü bütün
kayıpların geri alınması bekleniyor. Volkswagen hisselerinin Porsche
payını artırdıktan sonra hızlı yükselişine devam ettiğini belirtelim.
15- Bu sabah Asya'da Yen'in değer kaybıyla birlikte Japon borsası
Nikkei %6.5 oranında yukarıda bulunuyor. Diğer Asya piyasalarında da
%1 ile %6 yükseliş var. Çok yakından takip edilen Kospi'nin de %6
yukarıdan işlem gördüğünü belirtelim.
16- Petrol fiyatlarının resesyon kaygılarıyla Avrupa'da 60 doların da
altına inmeye başladığı günde emtia satıcısı ülkelerin borsalarının
ciddi satışlara sahne olduğunu görüyoruz. Örneğin Brazilya Bovespa
endeksi dün de Arjantin ile beraber %6'dan fazla geriledi.
17- Yatırımcılar bugün Amerika, Fransa ve Almanya'da tüketici güveni
rakamlarını takip edecek. Ayrıca Avrupa'da BP ve Santander kar
rakamları yakından takip edilecek. Amerika'da ise TSİ 16:00 Richmond
FED imalat endeksi izlenecek (önceki: -18).
Herkese iyi seanslar
Ozgur Altug
Research
Raymond James Securities
-
Semih Saçlı: Gelişen piyasalar yükselişini devam ettirir mi?
Büyük trendin aşağı yönlü olmasını düşünmemize rağmen, piyasalarda geçen hafta bahsettiğimiz gibi bir destek noktasına yaklaştığımızı ve bu destek noktasının gelişen piyasalarda yukarı yönlü hareketleri destekleyebileceğini düşünüyoruz. Özellikle ay sonu kapanışının Dow Jones’da çok dikkat ile seyredileceği kanısındayız.
Piyasadaki negatif dinamiğin birkaç günlük de olsa short kapatma dalgası sonucu biraz daha dengelenebileceği ihtimalinin yavaş yavaş arttığı kanısındayız. Bunun sonucu gelişen piyasalarda %20’lere varan bir açığa kapatma dalgası beklenebilir diye düşünüyoruz. Daha önce sizler ile paylaştığımız NDUEEGF endeksindeki uzun vadeli destek noktalarından gelmesi ile gerçekleşebileceğini düşündüğümüz bu tepkinin, şuan ki hareketler ile beklentimize paralel gelişmekte olduğunu görüyoruz.
Peki gelişen piyasalar nereye kadar tepkiyebilir ? Bu sorunun cevabını verebilmek için yine aynı endeksin değişik bir dinamiğine göz atmanın doğru olacağını düşünüyoruz. Bu söz konusu grafik piyasanın içine girmiş olduğu baskıyı açık ve net bir şekilde göstermekte.
Gelişen piyasaların önemli bir desteğe geldiğini ve bu destek noktasından kısmi de olsa bir açık sıkıştırma dalgası oluşabileceğini düşünüyoruz. Yukarıdaki NDUEEGF endeksinden de gördüğünüz gibi, son bir ayda 300 seviyelerinden 160 seviyelerine kadar gerileyerek % 50’lere varan bir düşüş sergileyen gelişen piyasalar küresel dinamikteki son yıllardaki en kötü performanslarını gerçekleştirdi. Ve henüz bu düşüşlerin daha düzeltmesini yapmadı.
NDUEEGF endeksindeki uzun vadeli destek seviyesi olan 150 çizgisinin tutması bizde %50 değer kaybı gösteren NDUEEGF endeksinin belkide bugünlerde en azından orta bollingirine doğru geri yükselerek bir dengelenme yaratabilir düşüncesini yoğunlaştırdı. Yukarıdaki grafikte göründüğü gibi orta bollinger ile daha önce kırılan destek seviyesinin aynı noktaya gelmesi ,NDUEEGF endeksinin 240 seviyelerine doğru yükselebileceği olasılığını iyice düşündürüyor. Bu da şu anki 185 seviyesinden en % 25’leri geçen bir yükseliş demektir.
Piyasalardaki negatif haber akımının biraz dengelenmesi ile piyasalarda bir açığa sıkıştırma dinamiğinin oluşabileceği ihtimalinin yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu yüzden bu noktanın altını çizmek istedik.
Tabi ki orta ve uzun vadeli dinamikteki risklerin hala çok yüksek olduğunu var sayarsak, yatırım stratejimizde şu an itibari ile büyük bir değişiklik yapmanın çok riskli olacağı kanısındayız.
Tera Menkul - Stratejist