-
IMF beklentisi ve İMKB 100 Endeksi
26.12.2008 - SEMİH SAÇLI
Gelişen piyasalardaki dinamiklerin dengelenmeye başlandığı bu haftalarda, Türkiye’nin diğer bölgelerden pozitif yönlü ayrılma isteğinin olup olmayacağı düşüncesi, dirençli bir havada bulunan İMKB 100 açısından yatırımcıların kafasında önemli bir soru halini almaya başladı. Bu dinamik IMF beklentisinin artacağını varsaydığımız Ocak ayında, gerçekten de Türkiye’nin olumlu yönde diğer gelişen piyasalardan ayrılıp ayrılmayacağı sorusunu ön plana çıkartıyor.
Söz konusu IMF dinamiğinin, Türkiye açısında bir ayırım yaratıp yaratmadığını küresel dinamikteki diğer önemli piyasaları İMKB ile karşılaştırarak analiz etmek istedik. Bunu yapmak için de Morgan Stanley gelişen piyasalar net dolar endeksi ile İMKB 100 Endeksi´ni son 12 aylık dönem içinde karşılaştırdık. Çıkan görüntü Türkiye’nin geçtiğimiz 12 ay içinde, Mart ayında başlayan ve de Temmuz ayına kadar devam eden bir negatif dönem içine girdiği görüntüsüydü. Bu dönemin Türkiye´nin iç dinamiklerinden kaynaklanan siyasi dalgalanmaların hızlandığı, özellikle piyasaların Anayasa Mahkemesi´ne konsantre olduğu bir dönem olduğunu gözlemledik. Türkiye´nin söz konusu iç dinamiği sonucu piyasalar üç ay boyunca negatif yönlü fiyatlanmıştı.
Bu söz konusu dinamiği aşağıdaki grafikten de görebiliyoruz. Bu dinamikte içine girdiğimiz bu günlerde göze çarpan en önemli nokta; IMF beklentisine rağmen, İMKB-100 Endeksi´nde diğer gelişen piyasalara oranla olumlu bir fiyatlama oluşamadığıdır. Bu dinamiğe göre İMKB 100 Endeksi´nde herhangi bir pozitif ayrım söz konusu değil. Sadece gelişen piyasaların küresel dinamikte oluşturmuş olduğu dirençli bir havayı takip eden bir piyasanın İMKB-100’de de etkisini korumakta olduğunu görüyoruz.
Bundan şöyle bir bakış açısı ortaya çıkabilir. Küresel piyasalar IMF paketini ciddiye almıyorlar. Ya da paketin piyasanın ihtiyacının üzerinde bir içeriğe sahip olacağını fiyatlamıyorlar. Bu durumda gözler bizce kısa dönemde her ne kadar IMF paketi üzerinde olsa da, gerçekte gelişen piyasalar dinamiğini Temmuz 2008’den beri takip eden Türkiye açısından yine en önemli unsurlar küresel dinamik ve gelişen piyasaların trendi olacaktır. Yani Morgan Stanley gelişen piyasalar net dolar endeksinin (NDUEEGF) trendi, İMKB-100 dinamiği açısından önemli bir dinamik olmaya devam edecektir.
Bu bakış açısına göre önemli nokta, küresel dinamik içindeki Çin, Hindistan, Rusya ve diğer gelişen piyasaların dinamiğine dönüyor. Bu dinamiğin bir göstergesi olan NDUEEGF endeksinin 200 seviyelerinde kapandığını görünce, gözümüz bu endeksin destek ve direnç noktalarına odaklanıyor. İlk direnç noktası Eylül ayı sonundaki rallinin tepesi olan 220 seviyeleri olarak gözümüze çarpıyor. Bunun yanı sıra önemli destek noktası ise uzun vadeli bir seviye olan 150 desteğinde oluşmakta. Bu dinamikte gelişen piyasaların kısa vadede önemli bir direncin hemen altında olduğunu ve ayrıca gözle görünür ilk destek seviyesinin de %25 aşağıda bulunduğunu görüyoruz.
Gelişen piyasalar dinamiğine bağlı olarak ayrıca bu dinamiğin önemli bir parçası olan Çin’de son dönemlerdeki dirençli havanın yerini güçsüzlüğe yavaş yavaş bırakıyor olması da gelişen piyasalar dinamiğindeki olumlu havayı negatif yönde etkilemeye başlayabileceğine inandığımız bir resim çiziyor. Bu da NDUEEGF endeksinin uzun vadeli destek noktası olan 150 seviyelere doğru Ocak ayında değer kaybına neden olabilir.
Bu durumda, geçtiğimiz Temmuz´dan beri küresel dinamikten ve de özellikle gelişen piyasalardan kendini ayıramayan İMKB-100’de de %25’lere varan kayıpları NDUEEGF endeksine paralel olarak gerçekleştirebilir. Bu söz konusu dinamik İMKB 100’un 20,000 seviyelerinin altına Ocak ayında inmesine neden olabilir.
Gerçi her şeyi zaman gösterecek ama İMKB 100 üzerinde diğer piyasaların gözle görünür bir etkisi var ve bu etki IMF beklentisine rağmen ne pozitif ve ne de negatif yönde değişmedi. Bu yüzden Çin, Hindistan ve Rusya gibi piyasaların dolaylı yoldan da olsa IMKB-100 Endeksi´ni Ocak ayında etkileyebilecek en önemli dinamiklerden olacağını düşünüyoruz.
SEMİH SAÇLI
Tera Menkul - Stratejist
-
Yeni yıl geldi ama umutlu olmak için erken
28.12.2008 - MURAT ARIN
2009´da bu yılki sert düşüşün ardından oluşan cazip fiyatlardan alımların geleceğini, fiyatların yükseleceğini düşünenlerin sayısı az değil ama bunun için önce korku perdesi yırtılmalı.
Piyasalar Noel tatiliyle çok sakin bir haftayı geride bıraktı. Sert iniş-çıkışlar, sürpriz haberler, sürekli çalkantıyla geçen bir yılın sonunda böyle bir hafta yaşamak ilginç oldu. Geçen haftanın gözden kaçabilecek iki önemli haberi Ceberus ve Harbirger hedge fonlarının yılsonunda para çekimlerini sınırlandıracaklarını açıklamaları oldu. Hedge fonlarla ile ilgili sıkıntıların sürmesi yeni yılda piyasaların yaşacağı ilk sıkıntı olabilir.
2007 ylında en çok kazandıran fon yöneticileri sıralamarında ilk üçe giren Philip Falcone´nin Harbinger Master Fonu, bu yıl ilk altı ayda yüzde 43 yukarıda olmasına rağmen eylül sonunda yüzde 23 kayba geçti ve bunun ardından 10 milyar dolar büyüklüğündeki fondan yılsonunda çıkış talepleri 3,5 milyar dolara ulaştı. Harbinger´in bu tutarın ancak üçte biri oranında para ödemesi yapması bekleniyor.
ABD´nin iflas noktasına gelen otomotiv şirketi Chrysler´ın sahibi olan ve 27 milyar doları yöneten Cerberus ise ödeme taleplerinin yalnızca yüzde 20´sini karşılayacağını, geri kalan için yatırımcıların bir yıl beklemek durumunda olduklarını duyurdu. Hedge fon piyasasındaki skıntıların sürdüğünü gösteren bu tür haberler önümüzdeki hafta artabilir.
Kriz nedeniyle yatırımcılar Eylül-Kasım aylarında hedge fonlardan çıkış yönünde taleplerini iletmiş, bu talepleri karşılamayı amaçlayan fonların satışları borsalardaki çöküşü hızlandırmıştı. Şimdi bazı fonlar ödemeleri gerçekleştiremeyeceği için para çekiliş talepleri devam edecek ve fonlar daha da küçülecek gözüküyor.
Para riskli yatırımlardan çıkmaya devam ettiği için piyasalar ışıltısını kaybetmiş durumda. Hisse senetlerinden, emtia piyasalarından çok ciddi çıkışlar yaşandı, şimdi bu para ne koşullarda ve ne zaman geri dönebilir, bunun hesabı yapılmaya çalışılıyor. Bu nedenle 2009´da bu cazip fiyatlardan alımların geleceğini, fiyatların yükseleceğini düşünenlerin sayısı da az değil.
Ancak piyasaların toparlanabilmesi için korku perdesinin yırtılması gerekiyor. ABD ve Avrupa bankalarının bilançoları henüz temizlenmiş değil ve kredi piyasalarının açılmaması nedeniyle şirketlerin borçlarını ödeyememesi sorunu daha da büyütebilir. ABD´de geçen hafta konut geliştirme şirketleri de hükümetten kurtarılmayı talep etti. Sektörün önümüzdeki 3 yıl içinde çevirmesi gereken borç tutarı 530 milyar dolar ve bunun 160 milyar dolarının vadesi gelecek yıl doluyor.
Kurtuluşu ABD Obama´dan, Türkiye ise IMF´ten bekliyor. Ama arada önemli bir fark var. Yeni başkan Barack Obama 3 milyon yeni iş yaratacak 800 milyar dolarlık bir paket hazırlığında. Türkiye´de ise IMF´ye hazırlık olarak son dakikada 2009 bütçesinde 3 milyar YTL küçülmeye gidildi. Şaka gibi...
MURAT ARIN
Forbes Türkiye Yayın Danışmanı
-
2009 yılı için yatırımcılara öneriler
Serhat GÜRLEYEN
29.12.2008 - 09:10
Aralık ayındaki yazılarımızda küresel konjonktür ve Türkiye
ekonomisinin 2009 yılında izleyeceği seyir ile ilgili tahminlerimizi
ayrıntılı bir şekilde aktardık. Bu hafta piyasalarla ilgili
beklentilerimizi aktarıyor ve önerilerde bulunuyoruz.
2009 yılı yatırım stratejimizde 2008 yılına göre temel bir değişikliğe
gitmiyoruz. Ekonominin durgunluğa girdiği, petrol fiyatlarının rekor
derecede gerilediği, Uluslararası Para Fonu ile anlaşmanın
sağlanmasını beklediğimiz Merkez Bankası'nın para politikasını normale
döndürdüğü baz senaryomuzda, Türk Lirası yatırım araçlarını tavsiye
etmeye devam ediyoruz.
Geçen sene olduğu gibi bu yıl da ekonomik büyümeye duyarlı hisse
senetleri yerine sabit getirili yatırım araçlarını tavsiye ediyoruz.
Gelişmekte olan piyasalar ile gelişmiş ülkeler arasındaki faiz
farklarının yüksekliği küresel sermayeyi gelişmekte olan ülkelere
çekmeye başladı. Gelişmekte olan ülke paraları aralık ayında yılın
ikinci yarısındaki kayıplarının bir kısmını geri aldılar.
Türk Lirası gelişmekte olan ülkeler arasında son dönemde en çok değer
kazanan para birimlerinden birisi oldu. Benzer eğilimin 2009 yılı Ocak
ayında da sürmesini bekliyoruz. Türk Lirası konusundaki iyimserliğimiz
üç temel nedene dayanıyor
(i) Merkez Bankası'nın son iki ayda yaptığı 1.25 puanlık faiz
indirimine rağmen, Türk Lirası gelişmekte olan ülkeler arasında en
yüksek faizi vermeye devam ediyor.
(ii) Uluslararası Para Fonu ile 2009 yılı başında nikah tazeleyecek
olmamız küresel yatırımcıya güven veriyor.
(iii) Servetinin önemli bir kısmını dövizde tutan hanehalkının küresel
şoklar karşısında döviz satması döviz kurundaki yükselişi sınırlıyor.
Uluslararası Para Fonu ile yapılacak anlaşma ve Merkez Bankası'nın
faiz indirimlerini satın alan Devlet İç Borçlanma Senetleri
piyasasında faiz oranları son iki ayda yüzde 22 seviyesinden yüzde 17
seviyesine geriledi. Faizlerdeki inişin düşük hacimle ve sindirilmeden
gerçekleşmesi önümüzdeki günlerde kâr realizasyonuna neden olabilir.
Ancak tahvil piyasasındaki gerilemenin sağlam temellere dayandığına
inanıyoruz.
Enflasyon konusundaki endişeleri azalan Merkez Bankası'nın politika
faizlerini 2009 yılının ilk çeyreğinde yüzde 13,5 seviyesine
indirmesini bekliyoruz. Devlet İç Borçlanma Senetleri'nin faizlerinin
de Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine paralel yüzde 16 seviyesine
gerileyeceğini tahmin ediyoruz.
Ekonomideki durgunluğa paralel faiz oranlarının gerileyeceği mevcut
konjonktürden yararlanmak için uzun vadeli Devlet İç Borçlanma
Senetleri'ne yatırım yapılması mantıklı gözüküyor. Son yıllarda elde
edilen kazanımlar kamu kesiminin dışsal şoklara karşı direncini
artırdı. Döviz yükümlülüklerindeki azalış, TL sabit faizli
borçlanmalardaki artış ve vadelerdeki uzama kamu borç dinamiklerini
güçlendirdi.
Ekonominin yavaşladığı ve yabancı yatırımcının ilgisinin azaldığı bir
ortamda bile 2009 yılı bütçe açığının finansmanında bir sorun
görmüyoruz. Baz senaryomuzda 2009 yılında iç borcun çevrilme oranını
yüzde 83 olarak tahmin ediyoruz.
İyimserliğimizin arkasında üç temel neden var
(i) Ekonominin yavaşladığı bir ortamda Türk bankalarının
bilançolarındaki DİBS ağırlıklarını artırmak isteyeceklerini tahmin
ediyoruz.
(ii) Yabancı yatırımcıların iç borç stokundaki ve 2009 yılı
ödemelerindeki payı yüzde 10 ve yüzde 7 gibi düşük seviyelerde.
(iii) Merkez Bankası'nda tutulan 17 milyar YTL likidite ve kamu
bankalarının imkanları Hazine'ye geniş bir manevra alanı sağlıyor.
Borç çevirme oranının 2008 yılına göre yükselmesi şubat, mayıs,
ağustos ve ekim aylarındaki yüksek itfalar öncesindeki Devlet İç
Borçlanma Senetleri'nin faizlerinde dalgalanmalar yaratabilir. Söz
konusu dalgalanmaların pozisyon artırmak için fırsat olarak görülmesi
gerektiğine inanıyoruz.
-
PARITE TEKRAR 1.43 LERE DOGRU...
Parite, biraz kar realizasyon yasadiktan sonra , yönünü tekrar yukariya döndürdü.
Sebebi : GM de hala iflas söz konusu olabilir... ve ABD nin gerçekleri (kamu borcu ve dis ticaret...) tekrar gündeme gelmesi...
Yani, yil sonu yaklasinça, brokerler yavas yavas ocak ayina kendilerini hazirliyorlar : parite ve özelikle Altin güvenli liman olmaya devam edebilir.... ALTIN bu sabah , 890 lara yaklasti ve Altindaki yukari hareket ocak ayinda'da hizlanabilir....
Cuma günü ise... DOW u yukari da tutan GM oldu : GM in finans departmani (GMAC) banka olmasi, GM i olumlu etkiledi....Böylece GM +12% yükselerek, DOW un yesilde kapanmasina yardimci oldu... Fakat banka sektöründe hareket yoktu ve bankalarin çogu kirmizida kapatti....
Bu hafta ise, yil basina 3 gün kala, seanslar sakin geçmesi söz konusu olabilir ve en büyük gündem GM in durumu olacaktir...
Cuma günü ise, issizlik rakami en büyük beklenti olacaktir...
Öte yandan DOW CHEMICAL un KUVEYT tarafindan, satin alinmamasi ,(yani son dakikada KUVEYT vaz geçti) , ABD sirketlerin ne kadar vahim durumda oldugunu tekrar göstermekte....
Baybars Sezen
DOW CHEMICAL DURUMU...
Cumartesi günü ABD nin en büyük petrol-kimya sirketlerine kötü bir haber daha geldi : KUWEYT in DOW CHEMICAL dan vaz geçmesi (17.4 Milyar dolar birlesme) herkesi sasirtti ve gündeme çok vahim bir durum ortaya tekrar getirdi : ABD sirketlerin ne kadar kötü durumda oldugunu gösterdi bir kez daha ve bu sirketler EM lerin fonlarina (SWF ler) ne kadar bagli oldugunu gösteriyor....
Yani her zaman belirtigim gibi, Hedge fonlarin gücü tamamem sönmüstür ve dünya nin yeni gücü olan SWF ler, ABD ve AB ye yatirim yapmaya hala kaçiniyorlar....
Hatirlatmak gerkiyorsa, DOW CHEMICAL , is gücünü 11% azaltti ve 180 fabrika kapatmak üzere....Yani ABD nin en büyük sirketleri, maalesef , kaderleri EM fonlarina bagli artik....
Kuweyt hükümeti,eger bu açiklamayi yil basindan sonra yapsaydi, 2.5 Milyar dolar ceza ödeyecekti...
Baybars Sezen
-
[B]Piyasaların 2008´deki kaybı 30 trilyon dolar..[/B]
Hisse senetlerinden emtiaya kadar dünya piyasalarının 2008´deki
kaybı 30 trilyon dolar oldu. Bunun ikiye katlanabileceği söyleniyor.
Altın ve hazine tahvillerine artan ilgi 2009´da da sürebilir.
Deflasyon endişesi azalırsa altın ivme kazanır.
Referans Gazetesi´nin haberine göre, "Daha kötüsü gelecek" diye
beklerken 2008´i ciddi yaralarla atlatan dünya piyasaları bir yıl
içinde 30 trilyon dolar kaybetti. World Federation of Exchanges´ın
verilerine göre 2008 yılında dünya çapında emtia, hisse senetleri,
tahvil ve emlak piyasalarında eriyen varlığın büyüklüğü 30 trilyon
dolar oldu. Kimi uzmanlara göre bu kayıp 60 trilyon dolara kadar
çıkabilir. Bu, herhangi bir hükümetin kurtarma ya da teşvik paketleri
ile kotarabileceğinin çok daha ötesinde, devasa bir zarar.
Piyasalarda ise "sert geçecek bir 2009" beklentisi hakim. Merkez
bankaları yapacaklarını yaptı. ABD ve Japonya´da faizler sıfır
düzeyine kadar çekildi. Gelişmiş piyasalardan "ayrışma" yaşayacakları
hayalinden tamamen uyanan gelişmekte olan piyasaların ise 2009´un
şanssızları olması bekleniyor. Uzmanlara göre 2009´da özellikle ABD
borsalarında yeni çöküşler yaşanacak. Görülecek yükselişler
beraberinde yeni çöküşleri getirebilir. 1929´da kriz patlak verdiğinde
de ABD borsaları 1930´un baharına yüzde 50 toparlanma ile girmiş,
ancak 1932´de yüzde 90 daha düşüş yaşamıştı. 1938 yılında da sert
düşüşlerin ardından kısa vadeli çıkışlar gözlenmişti. Yeni yılda
gözler altında olacak. ABD Merkez Bankası´nın (FED) faiz indirimleri
ile çekiciliğini kaybeden dolar karşısında bir senedir pabucu dama
atılmış olan altın, 2009´da yeniden güvenli liman haline gelebilir.
Dünya çapında 1 Aralık itibariyle piyasalarda 30 trilyon dolarlık
varlık eridi. ABD borsalarının gösterge endekslerinden S&P 500, bir
yılda yüzde 40 değer kaybederek 1929´daki Büyük Buhran döneminden bu
yanaki en kötü performansını gösterdi. S&P Financial endeksi ise Citi,
Morgan ve Goldman´ın devasa kayıplarının etkisiyle yüzde 60 civarında
düştü. Dow Jones 13 bin seviyelerinden 9 bin seviyelerine kadar
geriledi. Son 3 gün içinde anormal bir yükseliş göstermezse 1929´dan
bu yanaki en kötü performansına imza atacak.
Almanya´nın DAX endeksi bir yıl içinde 8 bin puandan 4 bin 800
civarına, Fransız CAC 40 endeksi ise 5 bin 600 seviyelerinden 3 bin
100 seviyelerine kadar düştü. Uzmanlara göre ABD borsaları daha büyük
bir çöküşün eşiğinde ve devlet tahvilleri 2009´da bir çöküş trendine
girebilir. Nitekim Aralık ayında bir kısım global tahvili için
moratoryum ilan eden Ekvador kadar bu tahvilleri yüklü biçimde elinde
bulunduran Venezüella gibi Latin Amerikalı gelişmekte olan
ekonomilerde doğan moratoryum riski bu ülkelerin devlet tahvillerinde
de kayıp ihtimali oluşturuyor.
Bir dönemin güvenli limanı olan ancak krizde artan risk algısı ile
pabucu dama atılan altın ise yeniden yükseliş trendine girdi. Uzmanlar
2009´da yaşanacak yeni çöküşler öncesi altına ve hazine tahvillerine
hücum yaşanacağını öngörüyor. FED´in neredeyse sıfıra çekti faizi ile
çekiciliğini iyice kaybeden dolar bu indirimlerle değer kaybettikçe
altına olan talep artmaya başladı. Businessweek´e göre 2009´un gözde
yatırım aracı altın olacak.
Yeni yılda altına yatırım yapmanın önündeki tek engel ise korkulan
"deflasyon". Çünkü altın yüksek enflasyona karşı "hedge", yani koruma
olarak kullanılıyor. Uzmanlara göre, deflasyon endişelerinin yerini
enflasyon almadığı sürüce altına saldırmak çok da mantıklı olmayacak.
FED´in faiz politikası şimdilik altına hücumu desteklese de, finans
piyasalarında yeni bir türbülans yaşanması halinde yatırımcı dolara
dönecek. Altın fiyatları martta 1000 doları aşmış, kasım ayında ise
ons başına 680 dolara kadar düşmüştü. Son olarak İsraiL´in Gazze´yi
vurmasıyla petrol ve altında dün yeni çıkışlar yaşandı. Altının ons
başına fiyatı 889.55 dolar ile ekim başından bu yanaki en yüksek
seviyesine çıktı. Petrol de dün Asya piyasalarındaki işlemlerde varil
başına 40 dolara yaklaştı.
2008 boyunca bankalar arası borçlanmaların kilitlendiği interbank
piyasaları ise 2008´i sakin kapatıyor. Küresel merkez bankalarının tam
gaz fonlamaları ile sene sonuna doğru bankalararası borçlanmaların
gerçekleştiği interbank piyasasında rahatlama sağlandı. 2007 sonunda
FED faizi yüzde 4,25 iken yüzde 4,8´lerde dolanan 3 ay vadeli dolar
Libor faizi şu sıralar 1,46´lara kadar inmiş durumda. Euro Libor faizi
ise yüzde 2,98´e kadar geriledi. FED faizi de son indirimlerle
birlikte yüzde 0,25 seviyesinde. Geçen aralık ayında Libor faizleri
rekor seviyelere fırlayınca bankalararası borçlanmalar da
kilitlenmişti. Aralarında FED, AMB ve İsviçre Merkez Bankası´nın da
bulunduğu büyük merkez bankaları ise interbank piyasalarını 64 milyar
dolarlık fonlama ile rahatlatmaya çalışmış, FED, Avrupalı merkez
bankaları ile swap anlaşmalarına imza atmış, son bir ayda ise "sıfır
faiz" politikasına geçilmişti. Ancak 2009´un zor bir yıl olacağı
beklentisi değişmiş değil.
-
BROKERLERIN 3 DÖVIZDE BEKLENTILERI...
Brokerler lerin dövizlerdeki ,su an, beklentileri söyle :
1/EURO/DOLAR : (HEDEF : 1.50)
-LONG : 61%
-SHORT : 39%
2/ USD/JPY :
-LONG : 47%
-SHORT : 53%
3/ STERLING/ USD :
-LONG : 84%
-SHORT : 16%
-
SHORTCULARIN EN BÜYÜK POZISYONLARI....
2009 a girerken shortcuların en büyük pozisyonları şöyle ;
1/ GENERAL ELECTRIC
2/MITSUBISHI
3/FORD
4/MACYS (iflas etmesi söz konusu)
5/ JP MORGAN
Yani 2009 için en tehlikeli şirketler bunlar gözüküyor... tabii ki simdilik...
-
WALL STREET ÖNCESI...
Bugün WALL STREET acilis tan önce, en büyük gündem yine ve yine GM !!
GMAC ye 6 Milyar dolar gelecek sözü biraz alim getirdiyse bile (çok geç artik !), GM in durumuna bir sey degistirmez..
Su an GM +9% yukarda...
Bu yüzden GM deki kaygilar devam edecektir...
Baybars Sezen
-
GM kurtarılabilir mi ?
30.12.2008 14:37:53 - SEMİH SAÇLI
Piyasalardaki dinamik hala tatil havasında ve de hacimde de bir değişiklik görülemiyor. Küresel piyasaların en büyük firmaları ve ETF’leri ortalamalarının %30’u ile işlem görüyor. Piyasalar adeta ip üzerinde yürüyen cambaz gibi. Endeksler ha düştü, ha çıktı derken bir sağa, bir sola yalpalayan bir uçurumdan diğerine geçmeye çalışan bir cambaz sanki. Bu dinamiğin sakin yüzü altında önemli dinamikler oluşmuyor değil ama yüzeysel görüntü piyasalarda fırtınadan önceki sessizliği anımsatıyor.
Bu fırtına nasıl bir dinamik oluşturacak bunu ancak zaman gösterir ama değişmeyen bir gerçek var ki o da böyle sakin dönemlerin ardında piyasalarda çok hızlı dinamikler oluştuğu. Bu da içine gireceğimiz Ocak ayının hızlı bir dönem olması olasılığını iyice artırıyor. Bu açıdan bakıldığında piyasalarda Ocak ayında sert bir yükseliş ya da sert bir düşüşün oluşması söz konusu olabilir.
Böyle bir dinamiği oluşturabilecek önemli nedenlerden biri olan otomobil firmalarının yine gündeme geliyor olması, Ocak ayının ABD otomobil sektörü açısından önemli bir dönem olması ihtimalini iyice arttırıyor. ABD otomobil firmalarına yapılan yardımların arkasının kesilmemesi ve bu yardımlara rağmen piyasalarda olumlu bir tepki oluşamaması gerçekten de ilginç bir dinamiğin şekillenmesine yol açıyor.
Bu hafta otomobil sektörünü destekleyecek başka bir yardım programının GMAC için açıklanması gözlerin yine otomobil firmalarına dönemsine neden oldu. Otomobil sektörüne yardımların arka arkaya gelmesi ve buna paralel olarak ABD otomobil hisselerinin piyasalarda ilgi görmemesi oldukça tedirgin edici.
Bu yardımların GM ve Ford hisselerindeki aşağı yönlü baskıyı uzun ve orta vadede durduramaması, bu firmaları gelecekte neyin beklediği düşüncesini iyice ön plana çıkartıyor. Bu sorunun cevabı yukarıda bahsettiğimiz fırtınadan evvelki sessizliği Ocak ayında bozacak bir dinamiği oluşturabilir. Ocak ayında GM ve Ford’un akibetinin netleşmeye başlamasının ister olumlu isterse olumsuz olsun piyasaların izleyeceği bir dinamiği oluşturacağı kanısındayız.
Açıklanan yardım paketlerine rağmen GM ve Ford firmalarının hisselerine gelen baskıların artması, piyasaların bu yardımların yetersiz olduğunu ve sektördeki problemlerin çok daha büyük paketler ile ancak dengelenebileceğini düşündüğünü gösteriyor diye düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde otomobil sektöründeki dinamiğin netlik kazanmaya başlayacağını ve bununda piyasalarda önemli bir etki yaratabileceği kanısındayız. Beklentimiz bu firmaların çok önemli yapılanma değişikliği yapmaları ya da iflas (chapter 11) ile karşı karşıya kalmaları yönünde.
CNN Money’de yayınlanan bir makalede GM’in 11 Aralık´ta Harvey Miller of New York hukuk firması ile Weil Gotshal & Manges LP hukuk bürolarını iflas ve yapılanma uzmanları olarak işe almış olması, bu dinamiğe paralel olarak da Chrysler LLC’de bir hafta evvel aynı şekilde bir hukuk bürosu ile anlaşması, geçtiğimiz üç haftadan beri bu hukuk firmalarının GM ve Chrysler için çalıştığını gösteriyor. Bu dinamiklere paralel olarak açıklanan paketlere rağmen piyasaların GM ve diğer ABD otomobil firmalarına ilgi göstermemesi GM için bir yapılanmanın veya iflas (Chapter 11 ) beklentisinin olasılığının piyasalarda iyice yükseldiğini işaret ediyor.
Businessweek’in bundan üç sene evvel 12 Aralık 2005 tarihinde yayınladığı (What if GM did go Bankrupt...) başlıklı bir makalesinde, GM Chapter 11’a giderse ABD tarihinin gelmiş geçmiş en büyük iflası olacağını ileri sürmüştü. O zaman GM’in 34 milyar dolar nakdi ve 15 milyarın üzerinde varlığı vardı ve GM Ceo’su Mr. Wagoner söz konusu iflasın ( Chapter 11) düşünülemez olduğunu söylemişti. O zamadan bu zamana tam 3 sene geçti ve GM’in 34 milyar nakdi ve bütün varlıkları eridi.
Sonuçta bugün GM’de New York’un ünlü iki yapılanma ve iflas uzman hukuk firması üç haftadır çalışmalarını yürütüyor. Artık burada oluşan resim hakkında söylenecek pek bir şey yok.Çünkü GM Chapter 11’e giderse bundan üç sene evvel Businessweek’in makalesinde olduğu gibi Amerikan tarihinin en büyük iflası gerçekleşebilir. Otomobil firmalarındaki bu belirsizliklerin piyasalarda göz ardı edilmemesi gereken bir gerçek olduğunu düşünüyoruz. Ve bu riskleri göz önünde tutarak muhafazakar tutumuzu devam ettirmenin piyasalardaki riskler açısından gerekli olduğu kanısındayız.
SEMİH SAÇLI
Tera Menkul - Stratejist
-
Ben de GM konusunda Baybars ve Semih gibi düşünüyorum ... GM her gün bir adım daha iflasa yaklaşmaktadır ..
SADECE BIR GOLDMAN RALLISI....
Dün DOW,yilin son seansini yasadi (bugün yarim gün) ve açilsta GM ile
ilgili haberler, piyasayi olumlu etkilediyse, kapanista, GM sadece
+4% yükselmesi ,brokerlerin hala GM iflas edecegini gösteriyor.....
DOW un diger lokomotiflerise -CITI-GE- yerinde durdular....
Piyasayi olumlu etkileyen tek isim ise, GOLDMAN oldu : böylece
GOLDMAN da gelen alimlar (+8%) DOW u 8600 lere tasimis oldu.
Böylece GOLDMAN yili 80 dolardan bitirmis oldu (yili -50% düsüsile
bitirdi böylece).
Fakat öyle gözüküyorki , dünkü yükselis yine bir zorlama yükselise
benziyor , çünkü GOLDMAN da , BUFFET -Sherif Paulson nun -kayiplari o
kadar büyükki , deligi kapatmak için alima geçiyorlar... Yani dünkü
yükselis sadece piyasayi bir pompalama çabasi daha....
Baybars Sezen
-
Asya borsaları 2008'i rekor değer kaybıyla kapattı
En büyük değer kaybı Rusya borsasında yaşandı... Rus borsası, 2008'de yüzde 72 oranında değer kaybı yaşadı...
Çin borsası ise Asya'nın en çok değer kaybı yaşayan ikinci borsası oldu...
Önceki yıllarda yüzde 300 oranında değer kazanan Şangay Menkul Kıymetler Borsası, 2008'de yüzde 65 değer kaybetti.
Nikkei Endeksi 58 yıllık tarihinde ilk kez bu yıl yüzde 42 oranında değer kaybetti...
Hindistan borsası yüzde 52, Hong Kong borsası da yüzde 48 değer kaybı yaşadı.
-
Calyon: 2008 Şampiyonu Japon Yen´i
Calyon yayınladığı raporunda toplam getiri açısından 2008´in şampiyonunun Japon Yen´i olduğu belirtti. Detaylar şöyle:
2008 sona ererken birçok kişi bittiği için rahat bir nefes alacak ve 2009’un daha sakin geçmesini dileyerek kadeh kaldıracak...
Eski yıl son bulurken 2008 kur sıralmasında G10 içinde altın madalya dolar karşısında %25, euro karşısında %30 getirisi olan Japon yenine gidiyor...
Tahta kaşık ise dolar karşısında %32, euro karşısında %20 kaybeden sterline gidiyor...
Yeni tebrik ediyor, sterlinin acısını paylaşıyoruz... Sterlin geçmişe bakıp rahatlayabilir çünkü 1990’larda sterlin Avrupa kur mekanizmasına kabul edilmeyince yaşadığı zayıflık ihracatları ve ekonomik aktiviteyi canlandırmıştı. Ayrıca Japon ekonomisi güçlük içindeyken güçlü bir kur yetkililerin hoşuna gitmiyor, 2009’da kurun yükselmeye devam etmesi bir müdahale tehdidini gündemde tutuyor...
Gelişmekte olan ülkelerin kurlar arasında toplam getiri açısından 2008 şampiyonu Arjantin pesosu fakat spot getirisi açısından Slovak korunası... Slovak korunası yarın 30.126 dönüşüm oranı ile Euro olacak...