-
Güler yüzlü Trichet -[B]Erkin şAHıNÖZ[/B]
Trichet geçen haftaki ECB toplantısında yavaşlama sinyallerini ön plana çıkardı. Piyasalar ECB'nin kolay kolay faiz artıramayacağının, farkında. Dolayısıyla, euro faizlerinin yükselmesi artık beklenmiyor. Konjonktür dolar lehine dönmeye başladı.
SON 78 aydır her bulunduğumuz ortamda, her yaptığımız sunumda, her televizyon programında, köşe yazılarımızın çoğunda aynı şeyi ısrarla söyleyip durduk. Ancak dediklerimiz bir türlü gerçekleşememişti. Biz yine de görüşümüzde ısrarlı olduk. Ve beklediğimiz trend değişikliği en sonunda geçen hafta başladı. Uzun zamandır bu trend değişiminin sinyallerini görüyorduk ancak trendin kendisini pek göremiyorduk...
Nitekim geçen hafta itibarıyla trend değişiminin sinyalleri kuvvetlendi. Dünyanın her köşesindeki piyasa profesyonelleri bu değişime ikna olmaya, bu trend değişimini fiyatlamaya ve hemen hemen tüm piyasalara yansıtmaya başladı..
[B]Trend artık değişti diyebiliriz.[/B] Bu yazının yazıldığı Cuma günü ise yeni trend iyice kuvvetlenmeye ve kendini hissettirmeye başladı. Açıyoruz. Değişen trend dolareuro paritesine, bizim kura, petrol fiyatlarından gıda fiyatlarına, ABD 10 yıllıklarının faizlerinden borsalara kadar tüm piyasaları etkilemeye başladı.. Bunlar piyasa etkileri...
Önümüzdeki birkaç ay içinde ekonomik etkileri de hissedilmeye başlanacak. Bildiğiniz üzere dolar uzun bir süredir değer kaybetti. Sadece Atlantik'in öteki ucundaki kimilerinin 'yeni rezerv para' adayı olarak öne sürdüğü euro?ya kaşı değil. Parasını Uzak Asya ve Ortadoğu'daki gibi dolara endekslemeyen hemen hemen her ülke para birimine karşı değer kaybetti. Dolardaki değer kaybı ağırlıklı olarak ABD'nin yapısal ikiz açıklarına (bütçe ve cari açık) bağlandı.
Biz bu görüşe çok fazla katılamadık. ABD'deki yapısal sorunların dolardaki değer kaybına neden olan faktörlerden biri olduğunu düşünüyorduk ancak bu yapısal sorunu ana neden olarak görmüyorduk. Bizim görüşümüze göre, dolardaki değer kaybının arkasında iki neden vardı. Biri yapısal diğeri konjonktürel iki faktör. Yapısal faktörden kastımız malum ikiz açıklar. Konjonktürel faktörden kastımız ise dolar faizi ile diğer para birimlerinin faizleri arasındaki makas. Bizce dolardaki değer kaybının ana nedeni konjonktürel faktördü. Yapısal faktörün katkısı oldu ancak bizce sınırlıydı.
Doların değer kaybetmesini gerektiren yapısal sorunlarda henüz bir değişim söz konusu değil. Üstelik ABD hükümetinin kredi piyasalarını ayakta tutabilmek için uygulamaya koyduğu programlar bütçe açığının büyümesine neden olacak.
Bir başka ifadeyle yapısal sorunda iyileşmeden ziyade kötüleşme dahi var. Ancak konjonktür doların lehine değişmeye başladı ve bu değişim de önümüzdeki dönemde rüzgarın dolara karşı değil doların arkasından esmesini sağlayacak..
ABD, ıLACA CEVAP VERıYOR
Son yaşanan kredi krizinin merkez üssü herkesin bildiği gibi ABD konut sektöründeki konut stoğu fazlası. Bir başka ifadeyle tüm dünyanın bugün yaşadığı problemler ABD'de düşen konut fiyatlarının kar topu etkisiyle önce mortgage piyasasını sonra kredi piyasalarının tümünü vurmuş olmasından kaynaklanıyor.
Sorunun merkezi olan ABD ekonomisi son 35 yılın en hızlı büyüme döneminin yaşandığı lale devrinden yani 2003-2007 döneminden yavaşlayarak çıkan ilk ekonomi oldu. Dolayısıyla yavaşlamafaiz indirimi konjonktürüne göre ilk ekonomi ABD'ydi. Daralan kredi hacmi, artan kredi maliyetleri, istihdam piyasasının bozulmasıyla düşen gelirler, artan enerji maliyetleri ABD'de yatırım ve tüketim harcamalarını yavaşlattı. ABD ekonomisi sert bir resesyonun eşiğine kadar geldi.
Ancak FED ve ABD Hazinesi adeta omuz omuza vererek ellerinden geleni arkalarına koymadılar. Hazine 160 milyar dolarlık 'mali destek' programını devreye soktu. 300 milyar dolarlık 'mortgagezede?lere yardım' programını devreye soktu. FED faizleri radikal bir şekilde indirdi. Faiz indirimlerinin yanı sıra yapılan indirimlerin etkinliğini artırmak için onlarca likidite operasyonu yaptı. Ve ABD ekonomisi yüksek doz ilaçlara cevap vermeye başladı.
Belki de dünya tarihinde yaşanan en büyük kriz olan son yaşadığımız kredi krizi bile ABD'de tüketimi tam anlamıyla sekteye uğratamadı. ABD ekonomisi farklı ve esnek bir ekonomi. Amerika, Avrupa'nın Lizbon Ajandası kapsamında yıllardır bir türlü beceremediği 1. sermaye esnekliği 2. mal esnekliği 3. hizmet esnekliği 4 emek esnekliğini yıllar önce sağlamış bir ekonomi. 1990'lı yılların yüksek bilişim yatırımları da ABD ekonomisini son derece verimli bir ekonomi haline dönüştürdü. ABD ekonomisi bu kadar esnek ve verimli bir ekonomi olduğu içindir ki para politikası uygulamalarına hemen cevap veren bir ekonomi. Teşbihte hata olmaz. ABD ekonomisi hastalandı.
Ancak hastanın vücudu öylesine dirayetli ki ilaçlara hemen tepki verebiliyor. Her ne kadar ekonomik göstergelerden karışık sinyaller gelmeye devam etse de ABD ekonomisinin artık sert bir durgunluğa girmeyeceğine piyasanın kaderini belirleyen profesyoneller ikna olmuş durumdalar. Dolayısıyla artık ABD'de faiz artırımları konuşuluyor. Tabii ki hemen değil. Ama dolar faizlerinde yönün 'kuzey' olduğunu herkes biliyor.
Bununla kalmıyor elbette. Avrupa ekonomilerinin yılın ilk çeyreğinde yüksek oranlı büyüme gerçekleştirmiş olması herkesi 'decoupling" yani ayrışma hikayesine ikna etmişti. ABD yavaşlayacak ama Avrupa bundan fazla etkilenmeyecekti. Avrupa'da enflasyonun yüzde 4.2'ye yani son yılların en yüksek değerine yükselmiş olması ECB (Avrupa Merkez Bankası) dahil herkesi enflasyonla mücadeleye yani olası faiz artırımlarına odaklandırmıştı. Birkaç hafta öncesine kadar algılama Avrupa'da 'büyümenin iyi, tek problemin yüksek enflasyon' olduğu yönündeydi.
Avrupa'da tek konuşulan piyasaların en çok sevdiği merkez bankası başkanı, güler yüzlü Trichet'in faiz artırım sürecini ne zaman başlatacağıydı. Sanki Avrupa bankaları ABD'deki rakipleri gibi her yemi kurcalarken zokayı yutmamıştı. Sanki Avrupa'da kredi hacminde ve maliyetlerinde problem yoktu. Sanki Avrupa'nın en büyük üç pazarı Japonya, ABD ve ıngiltere yavaşlamıyordu. Sanki yükselen petrol Avrupa'lı tüketicileri vurmuyordu.. Aylardır ısrarla Avrupa ekonomisinin yılın ikinci çeyreğiyle birlikte hissedilir şekilde yavaşlamasını beklediğimizi yazdık.
TREND DEğışTı
Artık Avrupa'nın yavaşlaması gündeme oturmuş durumda. Danimarka teknik resesyonda. ıngiltere resesyonun eşiğinde. Geçen hafta, ilk çeyrekte rekor büyüyen Almanya'nın ikinci çeyrekte küçüleceğine dair rapor ve çalışmalar gelmeye başladı tüm büyük yatırım bankalarından. Ve güler yüzlü Trichet geçen haftaki ECB toplantısında yavaşlama sinyallerini ön plana çıkardı. Dengeler de hızla değişmeye başladı. Artık piyasalar ECB'nin kolay kolay faiz artıramayacağının, enflasyon kadar yavaşlayan büyümeyle de uğraşmak zorunda kalacağının farkında. Dolayısıyla, euro faizlerinin yükselmesi artık beklenmiyor.
Dolar faizlerinin yükselmesi beklenirken euro faizlerinin en azından sabit kalacak olması dolar ve euro cinsi faizler arasındaki makasın dolar lehine önemli ölçüde değişecek olması anlamına geliyor. Konjonktür dolar lehine dönmeye başladı. Bu da doların kuvvetlenmesi ya da en azından bundan böyle değer kaybetmemesi demek. Doların kuvvetlenmesi ise arztalep dengesinin dikte ettiği fiyatların çok üstüne çıkan başta petrol olmak üzere tüm emtia fiyatlarını vurmuş durumda. Petrol 150 dolar seviyelerine kadar tırmandıktan sonra Cuma günü itibarıyla 116 dolar seviyesine gerilemiş bulunuyor.
Dolar-euro paritesi uzun süre dalgalandığı 1.55-1.60 bandını alttan kırmayı başararak 1.50'ye kadar geriledi. Yükselen dolar, düşen petrol, düşen petrolün daha az maliyet kaynaklı enflasyonist baskı yaratacağı beklentisi, daha az maliyet kaynaklı enflasyon baskısı sayesinde merkez bankalarının faiz artırımlarına daha geç başlayabilecekleri beklentisi borsaları yükseltiyor. [B]Trend değişti...[/B]
Son söz: rüzgara tüküren kendi yüzüne tükürür.
-
[B]Petrol yönünü yukarı çevirebilir[/B]
17.08.2008 21:18:42 - ATEşAN AYBARS
Temmuz ayı ortasından bu yana rekor ölçüde düşen emtia fiyatları ile
şişik fiyatların köpüğü önemli ölçüde alınmakla birlikte bu sürecin
bitip bitmediği konusu hala tartışmaya açık.
Makro-ekonomik süreçte enerji fiyatlarının seyri odaklanma ya da
referans merkezi olmaya devam ediyor. Son bir ayda 30 dolar/varil
değer kaybeden petrol fiyatına rağmen pompada tüketiciye (ABD)
yansıyan ucuzlama yok. Diğer tarafta düşen petrol fiyatı sermaye
piyasalarında özellikle borsalarda olumlu bir beklenti oluşturdu ve
dolar talebini artırdı.
ABD ekonomisindeki makro ekonomik gelişmeler ve kredi krizinde farklı
görüşler forward satın alma faaliyetlerini frenlemiş gibi görünüyor ve
daha düşük fiyatlardan satın alma beklentisi ile alıcılar acele
etmiyorlar. Enerji fiyatlarındaki spekülatif köpüğün önemli ölçüde
kepçelenmesinin ardından piyasada artık en güncel tartışma "demand
destruction" yani talep daralması.
Uluslararası Enerji Ajansı (EIA), ABD Enerji Bakanlığı (DoE) ve
benzeri kurumların analiz ve raporlarına göre, ABD'de tüketici talebi
ve genelde küresel talepte yavaşlama petrol fiyatlarına balyoz gibi
indi. Benzeri bir ekonomik durgunluk senaryosu 1986 yılında petrol
fiyatlarını 27 dolar/varil'den 10 dolar/varil'e kadar düşürmüştü.
Ancak, kısa vade için yorum farklı olabilir. Derinlik raporuna göre
(Commitment of Traders) fonların vadeli ve opsiyon piyasalarında ham
petrol net uzun (long) pozisyon dağılımı, önümüzdeki seanslarda
fonların satış baskısının azalabileceğini gösteriyor. Yani bu hafta
ham petrol piyasasında teknik dengelenmenin sağlanmasıyla fiyatların
kısa dönemli ama yukarı yönlü tepki vermesi beklenebilir. Sonrasına
bakacağız.
şimdilik, bir ay içinde CRB endeksi %16, petrol fiyatı %22, mısır
fiyatı %30 ve doğal gaz %40 düşmesine rağmen, emtia balonunun
patladığını düşünenler için klasik ekonomi teoremini hatırlatmakta
fayda var: Ucuz fiyat talebi körükler.
Sonuç; emtia fiyatlarındaki düşme süreci kısa bir süre sonra tekrar
yönünü yukarı çevirebilir
ATEşAN AYBARS
Ateşan Aybars Portföy Yönetimi - Yönetim Kurulu Başkanı
-
ABD´de beklentiler kötümser
19.08.2008
ABD´de halka açık şirketlerin birçoğu için ikinci çeyrek iyi geçti fakat üçüncü çeyrek için ortaya konan tablo iyi değil.
S&P 500 Endeksi´nde yer alan şirketlerin üçte ikisi 2. çeyrekte Wall Street tahminlerini geride bıraktı fakat çoğu gelecekte daha zor zamanların olacağını gösteren projeksiyonlar yaptı.
ışssizlik nedeniyle tüketici güvenin azalması, hala çalkantıda olan emlak piyasası, global ekonomik yavaşlama ve düşmüş olmasına rağmen hala rekorlara yakın seviyelerde olan petrol fiyatları yılın geri kalanında büyümeyi zorlaştıracak.
Sonuçlar yatırımcılar için yıldırıcı olabilir: Azalan karlar ile birlikte şirket hisselerinin düşüşe geçmesi ihtimali yazın yaşanan yükselmenin aldatıcı olduğunu gösterebilir.
Borsa hareketlerine bakıldığında düşük hacmin iki yönde sıçrmalara neden olduğu görülüyor. Fakat teknik bir resesyon eşiğindeki ekonomide bu iyiden iyiye tehlikeli bir hal alabilir.
Yıl sonunda borsanın düşüş trendine girmesi beklentisi pek de olağandışı değil. Dün Citigroup hem Dow Jones hem de S&P için hedefini %5 azalttı. Bununla birlikte Citigroup [B][COLOR="Red"]Dow Jones´un 13,250, S&P 500´ün 1,475 puandan kapanmasını bekliyor[/COLOR][/B].
Borsalardaki son yükseliş SPK´nın açığa satışlara karşı sıkı önlem alacağını açıkladığı 15 Temmuz´da başlamıştı. Açığa satışlardaki kısıtlamaların kalkmasının ardından ilk ciddi satış dün Fannie Mae ve Freddie Mac hisselerinde yaşandı.
-
RGE, küresel kredi krizi analizi
Bir yıl kadar önce (9 Ağustos 2007) kısa vadeli kredi piyasaları dondu ve FED, Avrupa Merkez Bankası ve Japon Merkez Bankası, riskli krediler krizinin yarattığı likidite krizinden kurtulmak için milyarlarca dolar piyasaya sürdüler. Devamındaki günlerde üç merkez bankası para piyasalarına likidite aktarmaya devam ettiler. ABD içinde ve dışındaki birçok mortgage sağlayıcısı limitlerinden milyarlar çekmeye ve iflas etmeye başladılar. 17 Ağustos 2007´de olağandışı bir toplantıda FED indirim oranını %0.5 düşürdü (on gün önce yapılan toplantıda faizler değiştirilmemişti). Bundan sonra gelişmiş dünyanın merkez bankaları likidite krizini aşmak için piyasaya fon sürmeye devam ettiler ve daha geniş çapta teminat kabul etmeye başladılar.
Bir yıl sonra, ABD´de para piyasalarında gelişmenin olmaması hala en önemli problemdi ve FED faizleri 325 baz puan indirmişken kredi yaratmaya önemli bir etkisi olmadan likidite olanaklarını arttırmaya ve piyasaya likidite vermek için açtığı ihalelerin vadesini uzatmaya devam etti.
FED´in 3Ç08 için yaptığı Orta Düzey Kredi Yöneticileri anketinin gösterdiği gibi kredi arz ve talebi ciddi bir düşüşten etkileniyor. Geçen haftalarda banka kredilerinde görülen küçülme emsalsizdi ve ABD mali kurumları gelecek birkaç ay içinde vadesi gelen borçları nedeniyle milyarlarca dolar finansman ihtiyacı içinde olacak. Ayrıca artan kredi kayıpları ve finansman masraflarıyla baş etmek zorundalar. Bu durum bankaların kredi faizlerini artırmalarına ve bu nedenle ABD piyasalarının hissettiği sıkışıklığın ve ekonomideki kötüye gidişin şiddetlenmesine neden olabilir.
şubat itibariyle, borcu destekleyen sigortacıların kredi gücüne karşı güvenin azalması ve aracıların teklif vermedeki ve likiditeyi serbest bırakmadaki isteksizliği nedeniyle faiz oranlarının artırma yöntemiyle belirlendiği tahvillere yatırımcı talebi yüksek faiz oranlarına rağmen dondu. şu ana kadar konuya dahil olan aracı bankalar New York eyaleti avukatı Andrew Cuomo tarafından yatırımcılardan 40 milyar dolar likiditesi olmayan kağıt almaya ve milyonlarca dolar ceza ödemeye zorlanıyorlar.
Gelecek adım kredi nitelilerindeki erozyonun ve kredi koşullarının sıkılaşmasının sonucunda ABD´deki reel yurt içi harcamada bir küçülme olabilir. Bu 1990´lardan beri ilk tüketici resesyonu olacaktır.
Avrupa para piyasası da ABD´ye benzer problemlerle karşı karşıya. Avrupa Merkez Bankasının cömert uzun vadeli kredi verme çerçevesine rağmen euro bazlı interbank spreadleri önemli ölçüde düşmüyor. Benzer bir şekilde Avrupa Bölgesi Banka Kredisi anketi bankaların içinde olduğu stres koşullarının altını çiziyor ve tüketiciler ile şirketler için daha sıkı kredi koşullarını işaret ediyor. AB şirketlerinin banka finansmanına daha çok dayanması, ekonomik ve parasal birliği ülkelerinin ekonomik koşullar nedeniyle kredi koşullarına farklı şekilde maruz kalması Avrupa Merkez Bankasının para politikası belirlemesini zorlaştırıyor.
Kredi piyasasındaki zayıflık gelişmekte olan piyasaları da etkiliyor. Küresel kredi krizi, Güney Kore gibi ülkelerde yurt içinde likidite sıkışıklığını arttırdı. Yüksek petrol gelirleri ve artan yurt içi likidite Rusya bankalarını ve şirketlerini destekledi fakat kısa vadeli el değiştirme şeklinde finansmana dayanmaları risk oluşturabilir, özellikle de para akışı emtia fiyatlarıyla birlikte azalırsa. Petrol-dolar destekli Körfez Arap Ülkeleri birliği bile daha yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya. Yerel ve küresel ABD doları finansmanının kısıtlı olduğu ve merkez bankalarının para azaltmak için kredileri sınırlandırdığı bir ortamda temel proje finansmanı talepleri, yavaş mevduat büyümesi (olumsuz reel faiz oranları tetikliyor) ve fiyat artışı, global bankalar körfez arap ülkerine akın ederken, interbank oranlarının artmasına neden oluyor.
RGE Monitor's Newsletter
It was little over a year ago (August 9 2007) when short-term credit markets froze and the ECB, Fed and BoJ started pumping billions of dollars into their systems to ease the liquidity crisis associated with the subprime crisis. In the following days, the three central banks continued their injections of liquidity into the money markets. Various mortgage originators, inside and outside the U.S. started drawing billions from their credit lines and filing for bankruptcy. On August 17 2007, in an unscheduled meeting, the Fed cut the discount rate half a percentage point (after leaving rates unchanged in the FOMC meeting that took place ten days earlier). From then onward the central banks of the developed world kept injecting funds to ease the liquidity crisis and started accepting a wider range of collateral.
One year later, in the U.S. the lack of improvement in the money markets is still taking center stage and the Fed – on top of having cut the Fed Funds by 325bps – continues to expand its liquidity facilities and lengthen the maturity profile of the Term Auction Facility without significant impact on credit creation.
Supply and demand of credit are both suffering a severe downturn, as highlighted by the Fed's Senior Loan Officer Survey for Q3 2008. The contraction in bank lending seen in the recent weeks is unprecedented and, while U.S. financial institutions will be in need for refinancing of billions of dollars in maturing debt in the next few months, they also have to cope with mounting credit-related losses and rising funding costs. This could force banks to raise lending rates, thus exacerbating the squeeze felt by U.S. businesses and individuals and aggravating the downturn in economic activity.
Investor demand for Auction-Rate Securities (ARS) froze as of February on waning confidence in the credit strength of insurers backing the debt, and on reluctance by dealers to submit bids and free up liquidity, despite the higher yields on the debt. By now, the involved dealer banks have been forced by NY state attorney Andrew Cuomo to buy back more than $40bn in illiquid paper from investors in addition to pay fines in the millions of dollars.
The next stage might very well be a contraction in real U.S. household spending as a result of the erosion in credit quality and of the tightening of the credit conditions – this would mark the first consumer recession since the beginning of the 1990s.
The European money market faces similar problems as the U.S. Despite the ECB's generous term lending framework, Euro denominated interbank spreads refuse to recede significantly. On a similar vein, the latest Bank Lending Survey of the Euro Area underscores the current stress situation for banks and points to a tighter credit environment for consumers and corporations alike. Given the EU corporations' higher reliance on bank funding, the asymmetric exposure to credit conditions among EMU countries is bound to fuel economic divergences going forward and make the ECB's common monetary policy all the harder.
Credit market weakness is also affecting emerging markets. The global credit crisis has exacerbated home grown liquidity squeezes in countries like South Korea. Large oil revenues and improving domestic liquidity have cushioned Russian banks and corporates, but their reliance on short-term rollover financing may pose risks, particularly if inflows ease along with commodity prices. Even petrodollar-sheltered GCC countries are facing higher financing costs. Major project financing demands, slow deposit growth, (triggered in part by very negative real interest rates) at a time when local and global U.S. dollar funding is scarce and central banks are restricting lending to dampen money and price growth have led interbank rates to rise sharply – while global banks are flocking to the GCC.
-
[B]Uçurumun kenarındakiler ...Lehman.. Merrill.. ve ...[/B]:-((
Lehman varlık yönetimi şirketini satıyor
Kredi kizinde büyük ölçüde zarar yazan Lehman Brothers´ın yeni kaynak
bulma konusunda başarılı olamaması nedeniyle elindeki en değerli
şirket olan varlık yönetimi firması Neuberger Berman´ı satmaya
hazırlandığı konuya yakın kişilerce bildirildi.
Lehman Brothers´in yatırım yönetimi bölümü başkanı George Walker´ın
geçen hafta sonu Neuberger ortaklarıyla yaptığı toplantıda tüm varlık
yönetimi bölümünü satmalarının olasılık dahilinde olduğunu ve
önümüzdeki günlerde potansiyel alıcılarla görüşmeye
başlayabileceklerini söylediği de aynı kişilerce belirtildi.
Lehman´ın varlık yönetimi bölümüne istediği 10 milyar dolar fiyata,
aralarında yatırım şirketi Kolberg Kravis Roberts´in de bulunduğu
alıcıların sıcak bakmadığı da belirtiliyor.
Lehman Brothers ipotek kredilerinden doğan zararlar nedeniyle
hisselerini parçalar halinde ülke fonlarına veya özel yatırım
şirketletine satarak kaynak bulmaya çalışıyor...
Lehman´da zarar tahmini bir daha yükseldi
Merrill Lynch analisti Guy Moszkowski, dün yayınladığı raporunda
Lehman Brothers için daha önce hisse başına 3.94 dolar olarak
açıkladığı hisse başına zarar tahminini, hisse başına 6.50 dolar
seviyesine yükseltti.
Oppenheimer & Co. analisti Meredith Whitney ise Lehman´ın konut ve
ticari ipoteklerden, kaldıraçlı kredilerden yaklaşık [B]4 milyar dolar
değer düşüklüğü yazacağı tahmininde bulundu.[/B]
[B][COLOR="Red"]Lehman ve Merrill´in değeri "sıfır"[/COLOR][/B]
Piyasa analistleri, kaynak bulmak amacıyla [B]varlık yönetimi bölümünü
satması halinde Lehman brothers´ın değerinin "sıfıra" yaklaşacağını
hesaplıyorlar.[/B]
Lehman´ın şu andaki piyasa değeri, başta Neuberger Berman olmak üzere
varlık yönetimi bölümünün değeri olarak hesaplanan 11.2 milyar
dolardan az.
Krizden etkilenen diğer büyük Wall Street aracı kurumları için de aynı
sorun geçerli. Merill Lynch´in varlık yönetimi şirketi BlackRock Inc.
´teki [B]yüzde 49 hissesi 12 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Bu da
Merill Lynch´in şu andaki piyasa değerine eşit.[/B]
İkinci büyük aracı kurum Morgan Stanley´in perakende menkul satış
şirketine 19 milyar dolar, yatırım yönetimi şirketine ise 17 milyar
dolar değer biçiliyor.
Bu durumda [B]Morgan Stanley´in piyasa değerinden geride yalnızca 10
milyar dolar kalıyor...[/B]
-
Devletleştirme kararının kısa anatomisi
08.09.2008 - BURAK SALTOĞLU
Geçmişte olimpiyatları ya da dünya kupalarını baştan sona heyecanla,
maç kaçırmadan izlerdik. Kredi krizi çıkınca bu seneki olimpiyatlardan
bile aynı heyecanı alamadım. Kriz gerçekten bambaşka bir heyecan ve
ilgi uyandırıyor. Ne bitiş zamanı belli ne de oyunun kuralları... Her
gün bir sonraki gün ne olacak acaba diye merak ve heyecanla
beklilyoruz. Öğrencilere söylediğim gibi, tıp doktorlarına hasta her
gün geliyor bize 5-10 yılda bir... Bu seferkinin tekrarını da şu anda
yetişkin çok az kişi görebilirmiş gibi geliyor.
Bu heyecan zaman zaman kaygı da veriyor. Freddie ve Fannie´nin
devletleştirilmesinde olduğu gibi.
Geçen aylarda yazdığım gibi, bana bundan 6 ay önce eldeki cephane bizi
nereye kadar götürür diye sorduklarında bu iki firmanın
devletleştirilmesine kadar gider demiştim. Bunu derken bu krizin
etkisinin üst sınırını bu olayla sınırlamaya çalışmıştım. Gerekirse
bunu da yaparlar demiştim. Ve işler bizi oraya kadar götürdü. Peki
neden bu operasyon yapıldı?
1. Olayın Ekonomi Politiği
Tam neden bu olmasa da; yaklaşan seçimler öncesi bu çok önemli
firmaların zayif olarak batış hikayeleri ile bekleyemezlerdi. Rusya,
Çin ve benzeri birçok ülkenin resmi ve özel firmalarının çıkardığı
bonoya sahip olduğunu biliyoruz. Burada oluşacak kriz bir global
patlamaya neden olabilirdi.
2..Pratik anlamda panik azalmıyordu; son hamle denendi
Bundan önce Monoline konusu sonra Bear Stearns paniklerinde olduğu
gibi bir türlü dinmeyen panik için son hamleydi ve seçim ve benzeri
etkilerden dolayı da bu adım atıldı. FED faiz indiriminin konut
kesimine sağladığı etki neredeyse sıfır. Fannie ve Freddie'den alınan
destek de konut krizini çözemeyince bu iki firma daha da zayıfladı ve
finans kesiminin zaafiyeti paniği iyice artırdı.
3. Nasil etkiler?
Herhalde ilk etki pozitif olur... Ama bu Bear Stearns´ün finansmani
kadar kolay bir manevra değil. Ne kadarlik bir finansman gerekecek
içine girince anlaşılacaktır. Bunu nasil ve ile finanse edebilirler,
bence kimse yine bilmiyor. Hazine Bakanı sonunu görür mü emin değilim.
Bunu da hayra yorup; işte aranan dip bulundu denirse şaşırmam. Ama bu
sahneyi çok yaşadık...
4. Makro ekonomik boyut ve ABD ekonomisine yönelik beklentiler
Basit anlamda bu finansman, ya ek vergilerle ya da bazı yatırımları
kısarak sağlanabilir; ki nasıl hazine bonolarının bu kurumlara
verileceğini açıklamalarda yazmışlar. Parasal genişleme had safhada;
ama ona da gerek olsa o da yapılır. Fed´in bilançosu şu anda dünyada
en zayıf teminatların olduğu bir banka bilançosuna döndü. Bu dünya
tarihinde sanıyorum bir ilk...
Bu tür uygulamalar doğal olarak; ya büyümeyi aşaği çeker ya da parasal
genişlemelerle yapılırsa enflasyonist olur. Her ikisi de kısa ve orta
vadede kimsenin istemediği unsurlar. Krizin paniği azalirsa bunun bir
olumlu etkisi olur ama bence krizden çıkış süresi bu belirsizlikle
daha da uzayacaktır.
Bu tür kaotik durumlardan fırsatlar doğabilir. Ama olayın bir de kamu
finansmani boyutu devreye girebilir.
ABD ekonomisinin büyümesini sağlayan iki önemli etmenden biri düşük
kur, diğeri de devam eden global talepti. İki etki de elden gidince,
bu olayın etkisi de olumsuz olacaktır. AB ekonomilerinin müthiş
başarısız yönetimi nedeni ile bu şartlarda bile dolar değer kazandı.
Bu şartlarda dolar daha da değerlenmeye devam ederse, AB
ekonomilerinde ileriye yönelik beklentiler gerçekten kötü demektir. Bu
da, bizim için çok olumsuz etkileri olacağı anlamına gelecektir.
Gerçekten sonunu yine göremediğimiz, daha önce benzeri görülmemiş bir
olaya tanıklık ediyoruz. Umarım sonu iyi gelir, ama çok önemli
belirsizlikler içeriyor ve belirsizleklerin bir türlü sonu gelmiyor.
2001´de bu devletleştirme sürecinde neler olup bittiğini, bürokrasi ve
bankacılar yazsa, belki de ABD Hazinesi ile paylaşabiliriz.
BURAK SALTOĞLU
Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Profesörü
-
Piyasalarda çok fazla öne çıkmayan ancak alttan alta önemli bir gündem maddesi oluşturan Fannie ve Freddie´nin CDS´lerindeki sorun. Dün The International SwapsDerivatives Association (Uluslararası Swap ve Türev Birliği) bu iki şirkete el konması nedeniyle çıkartılan CDS´lerin karşılığının ödenmesi gerektiğini duyurdu. Ancak bu CDS´lerin tutarının ne kadar olduğ, kimlerin bu sigortaları yazdığı belirsiz. Dolayısıyla bu sigortalar karşılığında ödenecek tutar da belirsiz.
İflas durumunda koruma için sigortayı yazan, alıcıya sigortalanan tutarın tümünü ödüyor. Alıcı ise sigortanın kapsadığı tahvilleri ya da tahvillerin değerine eşit nakti iade ediyor.
Bütün bu süreç içinde tek olumlu nokta ise[B] Fannie ve Freddie CDS´leri için fiyatlamanın (swap) 40 baz puanın altına inmiş olması.[/B] Bu durumda sigortayı yapanlar görece düşük bir zararla bu CDS´leri kapatabilecekler.
Piyasada her kurtarmanın giderek daha kısa süreli iyileşmeler sağladığı vurgulanırken, Wall Street Journal´ın bir analizinde bundan sonra olabilecekler konusunda bugüne kadar yapılan açıklamalara yer verildi:
[B]Büyük bir bankanın batmasını bekleyin[/B]: Eskiden panik yaratma endişesiyle kamu görevlileri piyasalar hakkında açıkça tahmin yürütmekten çekinirlerdi. Artık böyle değil. ABD TMSF´si FDIC´in Başkanı Sheila Blair, Haziran´da bir yatırım bankasının batabileceğini söyledi. Tahmini, Bear Stearns´ün ardından bir tane daha iflasın geleceğiydi.
IMF eski ekonomisti Ken Rogoff geçen günlerde şu tahminde bulundu: “[B]Daha kötüsü olacak bile diyebilirim[/B]... Gelecek birkaç ayda sadece orta ölçekli bankaların battığını görmeyeceğiz. Büyük bir tanesinin, büyük bir yatırım bankasının ya da büyük bir bankanın battığını göreceğiz.”
[B]Yan etkiler yıllara devam edecek[/B]: BlackRock CEO´su Larry Fink, bu yaz yatırımcıların kemerlerini sıkacağını söyledi. “Finansal krizin en kötüsü geride kaldı fakat dahası var. Krizle ilgili ekonomik problemler; kredilerdeki daralma, şişirilmiş bilançolar ve bankaların kredi verememesi nedeniyle daha birkaç çeyrek, belki de yıllar boyunca sürecek” dedi.
[B]Eğer bir zarar rakamı arıyoranız, 4 trilyon doları deneyin[/B]: J.P Morgan Chase ekonomisti Peter Acciavatti Haziran´da, kredi kriziyle ilgili kayıpların 3.9 trilyonu bulabileceğini, ev fiyatlarının 2006´daki patlamanın % 30 altına düşebileceğini ve 2010´a kadar dibin görülemeyebileceğini tahmin etmişti.
[B]Kriz bittiğinde bile resesyon devam edebilir[/B]: J.P Morgan CEO´su Jamie Dimon Mayıs ayında ekonomik resesyonun kredi krizinden daha uzun vadeli olabileceğini söylemişti. Yavaş yavaş işleyen resesyonun 2010 yılına kadar devam edebileceğine dair uyarılar yapmıştı.
-
Mali sektör kötü döndü
10.09.2008
Wall Street´te Fannie Mae ve Freddie Mac´e el konmasının sağladığı rahatlık sadece bir gün sürdü. Sırada olduğu varsayılan hisselere gelen satışlar son 2 ayda olmadığı kadar sert oldu.
Satışların sertlik derecesi de kimin ne kadar riskli algılandığı konusunda fikir verdi. Lehman Brothers hisseleri % 45 düşerek 8 doların altına indi. Lehman´ın hisse satışı için Kore Kalkınma Bankası´yla yaptığı görüşmelerin sonuçsuz sona ermesi satışları körükledi.
Washington Mutual ise % 20 daha gerileyerek 3,30 dolardan kapandı. Bu hisseler bu şekilde devam ederse birkaç gün sonra çok düşük piyasa değerlerine indikleri için gündemden düşebilirler.
Ancak en çok düşenler sıralamasında üstlerde yer alan hisseler sonraki hedefleri de ortaya koydu. Bunlar da bildik hisseler: AIG % 19, Wachovia Bank % 14,5, Merrill Lynch % 10 geriledi.
Diğer mali sektör hisseleri ise genelde 5-7 arasında geriledi.
Petrol fiyatlarının gerilemesine bağlı olarak enerji hisselerindeki düşüşle birlikte Dow Jones % 2,43 gerileyerek 11,230 puana indi. S&P 500 Endeksi´ndeki düşüş % 2,43 oldu.
VIX Endeksi ise % 12,5 artarak 25,47´ye çıktı.
OPEC ülkelerinin Viyana´daki toplantıda üretimde kesintiye gitmeme kararı almasının beklenmesi ve Ike Kasırgası´nın Küba´dan sonra gücünü kaybetmesi petrolün 106 dolardan 102 dolara inmesine yol açtı. Bu Nisan ayından bu yana en düşük seviye oldu. Ike Kasırgası Meksika Körfezi´nde yeniden hızlansa bile rafinerilerin olduğu bölgeden geçmesi beklenmiyor.
Ancak dün gece OPEC Başkanı Şekip Halil kota fazlası üretimin durdurulması çağrısında bulununca petrol yeniden 104 dolara çıktı. OPEC´in kotası günlük 28,8 milyon varil ve Halil bunun 520 milyon varil üzerinde üretim yapıldığını söyledi.
Asya´da hisseler mali sektör ve sanayi hisselerine gelen satışlarla % 1 civarında geriledi.
-
[B]Lehnman 3. çeyrek sonuçlarını [COLOR="Red"]BUGUN 14:30 da [/COLOR]açıklayacak[/B]
10.09.2008
Dün Wall Street´te hisseleri yüzde 45 değer kaybeden Lehman Brothers, üçüncü çeyrek sonuçlarına ve stratejik önceliklerine yönelik açıklamayı 1 hafta erkene çekti. Daha önce, üçüncü çeyrek sonuçlarını ve stratejik önceliklerini 18 Eylül´de açıklayacağını açıklayan Lehman, bunu öne çekti.
Lehman, üçüncü çeyrek sonuçlarını 14.30´da yapacak.
Lehman hisseleri dün Kore Kalkınma Bankası ile sürdürülen ortaklık görüşmelerinin sona erdirildiğini açıklanmasının ardından % 45 düşüşle 7.79 dolar seviyesine geriledi. Lehman hisseleri
bu yıl yüzde 88 değer kaybetti.
Lehma hisseleriyle özel sermaye fonlarının ilgilendiği belirtiliyor ancak Lehman yönetimi şirketin satılık olmadığını belirtiyor.
-
Manipülasyon yeterli olmayacak ....
Felaket habercisi olarak ün kazanan yatırım stratejisti Marc Faber´e
göre Fed Başkanı Ben Bernanke ve ABD Hazine Bakanı Henry Paulson´ın
aldıkları önlemler ne yaparlarsa yapsınlar başarısızlıkla
sonuçlanacak. Faber, Piyasa manipülatörü olarak adlandırdığı Bernanke-
Paulson ekibinin varlık fiyatlarının yükselmesini sağlamayı
başaramayacaklarını savunuyor.
Faber´e göre "küresel ekonomi giderek yavaşlıyor, şirket karları
düşüyor ve finans hisselerindeki zayıflık şimdi tüm varlık fiyatlarına
sıçrıyor".
Faber hisselerin ve emtiaların son dönemde aşırı satıldığı, doların
ise kısa vadede aşırı alındığı tahmininde haklıysa aslında küçük bir
rahatlama noktası var. Faber, trendin geçici olarak terse
çevrilmesinin mümkün olduğunu ancak bu geçici iyileşmenin
gerçekleşmesi durumunda, kredi krizinin reel ekonomiye
sıçrayabileceğini ve tüm varlık fiyatlarında bir çöküşe hazır olunması
gerektiğini söylüyor.
Faber´in görüşleri özetle şöyle:
1970´lerde olduğu gibi "hisse ve varlık seçenlerin piyasası"nda
sıkıştık kaldık. Volatilite görece yüksek kalacak ve hisse, sektör ve
varlık fyatlarında büyük hareketler olacak (aşağı ve yukarı).
Hisse senetleri için temel göstergeler reel anlamda (enflasyon
ayarlamasından sonra) iyileşmeyecek gibi duruyor ve hisselerin reel
anlamda bir süre daha düşmeye devam etme olasılığı daha yüksek.
Thechartstore adlı web sitesini yöneten Ron Griess son 100 yılda
enflasyonla birlikte 3 büyük ayı piyasasının yaşandığını (1906, 1929
ve 1966) ve bu ayı piyasalarının ortalama ömrünün 191 ay (neredeyse 16
yıl) olduğunu söylüyor.
Griess´in gözlemi ABD borsalarının (reel bazda 2000 yılında ayı
piyasasına girdiğimizi kabul edersek) ayı piyasasının enflasyondan
arındırılmış olarak 2016´da sona ereceğini gösteriyor. Fakat 2000´den
bu yana hisselerin reel anlamda düşmesinden sonra bile S&P 500
Endeksi, enflasyondan indirgenmiş olarak hesaplandığında 1906, 1929 ve
1966´daki tavan noktalarından hala daha yüksek.
Bu nedenle Bernanke ve Paulson, devasa önlemler alarak, her türlü
piyasa manipülasyonuna yönelerek ve batan şirketleri devralarak varlık
fiyatlarını desteklemeye devam edebilir ama bu bir grup hükümet
görevlisinin (hatta bir grup piyasa manipülatörü dememiz daha doğru
olur, çünkü düşük faiz oranlarıyla varlık fiyatlarının şişmesine neden
oldular) hisse fiyatlarını reel anlamda artırmayı başarabilmeleri
oldukça şüpheli.
Bunun ötesinde, paranın koruması için doğru hisse seçimi önemli olsa
da anahtar, son birkaç yılda olduğu gibi doğru varlık dağıtımı olacak.
2001´den 2007 sonlarına kadar yatırım yapılmış varlıkların ABD
hisseleri değil de gelişmekte olan piyasalar ve emtia olduğu açık.
2002-2007 küresel varlık balonunun kazananları parlamaya devam edecek
mi?.
İlk olarak, emtia, ABD hisselerine göre daha iyi performans göstermeye
devam etmeyebilir (Faber, ABD hisselerinin 2008´de diğer borsaların
üzerinde kazandıracağımı ve 2008´in 2. yarısının emtialar için dostça
olmayacağını söylemişti). Bu nedenle emtiaya bağlı şirketlerin
hisselerinde, mali krizin reel ekonomiye sıçrayacağını göz önünde
bulundurarak satış yapmakta yarar var.
Kredi sıkışıklığı nedeniyle borçların likide edilmesi deflasyonist bir
etki yaratabilir, ancak ardından izlenen parasal ve mali politikalar
nedeniyle yüksek enflasyonit bir döneme girileceği unutulmamalı. Ama
bu ancak 2012 yılından sonra gerçekleşebilir, bu arada tüm varlıklar,
kredi sıkışmasından ve likiditenin yok olmasından olumsuz
etkilenebilir.
Bu senaryoya göre altın bir noktadan sonra yeniden ışıldamaya
başlayacaktır.
Kısa dönemde dolar değer kaybedebilir ve borsalarda yükseliş olabilir.
Ancak bu dönem, pozisyonları azaltma ve ABD Doları poziyonunu artırma
yönünde kullanılmalıdır.
-
Fed tekrar faiz indirebilir mi?
12.09.2008
Önümüzdeki hafta Salı günü toplanacak olan Fed Açık Piyasa Komitesi´nin faizleri değiştirmesi beklenmiyor, ancak piyasa analistleri komite açıklamasında enflasyon tehdidi yerine durgunluk risklerine daha fazla ağırlık verileceğini söylüyor.
Aynı analistler, Fed´in bu yaklaşımla daha önce yıl sonunda-2009 başında yapılacağı tahmin edilen faiz arttırımından geri dönüş yapmasını, faizlerin bu yılın sonunda ya da 2009´un başında tekrar düşürülmesi yönünde işaret gelmesini bekliyor.
Bir hafta öncesine kadar söz konusu bile olmayan bu durum, tüketici harcamaları ve işgücü piyasasında beklenenden daha kötü sonuçlar gelmesi, ikinci çeyrekte kaydedilen büyümenin sonraki iki çeyrekte gerilemesi beklentisiyle birleşince Fed´in bu yılın başındaki hızlı faiz indiriminin istenilen sonuçları vermeyeceğinin anlaşılmasıyla ortaya çıktı.
Analistler Fed´in faiz indirimin daha çok kredi krizine yönelik olduğunu ve hükümetin yaz aylarında uyguladığı vergi iadeleri ve diğer halka yönelik teşviklerden çok şey beklediğini söylüyor.
Ancak özellikle noel ve yılbaşına doğru artması beklenen harcamaların yetersiz düzeyde kalması halinde Fed´in faiz indireceği bazı analistlerce öne sürülüyor.
Kasım ayında yapılacak ABD başkanlık seçimi Fed´in kararlarını etkileyebilir gibi görünse de Fed´in özellikle işgücü piyasasındaki gelişmelere bu ve daha önceki krizlerde verdiği önem, faiz indiriminin tamamen olanaksız olmadığını ortaya koyuyor.
Bu beklentiler dün ABD´de endekslerin günü yükselişle kapatmasında da etkili oldu.
-
Subject: FW: Morgan Stanley Türk hisse senetlerini "Piyasa ağırlığı"na
yükseltti.
Date: Fri, 12 Sep 2008 10:34:42 +0300
Morgan Stanley Türk hisse senetlerini "Piyasa ağırlığı"na yükseltti.
2. çeyrekteki güçlü bilançoların ardından kar tahminleri yükseltildi.
Mevsimsel nedenlerle enflasyon Eylül ayında yüksek kalabilir ancak baz
etkisi ve gıda fiyatlarındaki düşüşle yıl sonuna doğru düşüşe geçecek.
Ancak cari açık tarafında riskler devam ediyor. Bu yıl sonunda cari açık /
GSYH oranının %6.7'ye ulaşması bekleniyor.
Carry trade nedeniyle YTL cazip olsa da, global hisse senedi piyasalarında
riskten kaçınma davranışı nedeniyle YTL halen hassas durumda.
En beğenilen hisseler TKFEN, BIMAS ve HURGZ.
Türk hisse senetleri arasında AL tavsiyesi verilen hisseler ve hedef
fiyatları:
GARAN 4,2 YTL
SAHOL 6,8 YTL
BIMAS 55,0 YTL
FROTO 15,7 YTL
CCOLA 12,8 YTL
TKFEN 11,3 YTL
TOASO 7,6 YTL
AKGRT 7,3 YTL
TRKCM 2,4 YTL
SELEC 2,5 YTL
HURGZ 4,4 YTL
ANSGR 1,6 YTL